Eyfel Kulesi’nin gölgesinde üç dev avize, Grand Palais’nin tavanında 95 kuş, Louvre semalarında uçan otomobiller. Paris Moda Haftası’nda başka ne vardı? İyi bir etek. İyi bir ceket. İyi bir gömlek. Ve yarın sabah gerçekten giymek istediğimiz kıyafetler.

Paris’te ilk iki gün herkes Rihanna’yı konuşuyordu. Sebebi geç kalmasıydı, oysa kimse bilmiyor ki, bu ikonik kadın bir zamanlar fotoğrafçı Juergen Teller’i bir çekim sırasında epey bekletmişti ve Juergen hazır Rihanna dışında herkes setteyken, en acilinden bir süpermodelin (o da Raquel Zimmerman) sete gelmesini sağlayıp çekimi onunla yapmıştı. Defileler Rihanna’sız başlayabilir miydi, pek tabii. O zaman ben bu ilk beş satırı yazar mıydım, konu üstünde on binlerce post atılır mıydı Twitter’da, sanmam. O yüzden kraliçenin önünde eğilmek düşüyor bize de. Neyse; İlk akşam Place de la République’te Matières Fécales onun gelişine kadar başlamadı ki bu neredeyse ekstra bir saat anlamına geliyordu. Ertesi gün Dior’daki bekleyişin sebebi olarak da o gösterildi. Neyse mesaj net, siz kimseyi bekletmeyin.

Başka ne mi oldu? Anthony Vaccarello Eyfel Kulesi’nin önüne üç dev avize asıp Saint Laurent’ı baştan aşağı altına boyadı, üstü kapalı bir veda olarak kabul ettik bunu. Birkaç gün sonra Olivia Colman Miu Miu’da podyuma çıktı, Queens of the Stone Age’den Josh Homme Ann Demeulemeester’de yürüdü. Moda ayının dördüncü haftasında artık insanın gördüğü hiçbir şeye şaşırmaması gerekiyor aslında. Paris bunun doğru olmadığını her sezon bir şekilde hatırlatıyor.

Paris Moda Haftası 2027: Altın, Kuşlar ve Biraz da Gerçek Hayat
Fotoğraf: Vittorio Zunino Celotto (Getty Images)

Kıyafetlerde ilk fark edilen şeylerden biri ten. Sütyenler görünür halde, dantel iyice incelmiş, mayolar şehir kıyafetlerinin arasına karışmıştı. Dior’da gömleklerin düğmeleri açık kaldı, Tom Ford’da beden zaten başlı başına kıyafetin bir parçasına dönüştü, Chloé delikli nakışı neredeyse bütün koleksiyona yaydı. Bir de etek var. Milano’da Prada’yla başlayan diz çevresindeki etek meselesi Paris’e geldiğinde iyice trende dönüştü.

Fakat dört hafta boyunca moda izledikten sonra akılda kalan başka bir şey daha var: Tasarımcılar tekrar normal kıyafetlerle ilgileniyor. İyi bir gömlek, kazak, kot pantolon, düzgün bir ceket. Michael Rider’ın Celine’i bunun üzerine kurulmuştu. Miuccia Prada, Miu Miu’da hepimizi spora teşvik ediyordu. Loewe’de Jack McCollough ve Lazaro Hernandez önce tanıdık bir kıyafet gösterip ancak yanına yaklaştığınızda onun aslında ne olduğunu açıklıyor. Louis Vuitton’da geleceği düşünmekten hiç vazgeçmemiş Nicolas Ghesquière bile bu kez işe beyaz, kolsuz, son derece sade bir elbiseyle başladı.

Paris Moda Haftası 2027: Altın, Kuşlar ve Biraz da Gerçek Hayat
Fotoğraf: Kristy Sparow (Getty Images)

Saint Laurent

Saint Laurent haftanın daha ikinci gecesinde çıtayı epey yükseltti. Anthony Vaccarello’nun modaevindeki ilk defilesinin üzerinden tam 10 yıl geçmişti. Üstelik haftalardır bunun son Saint Laurent koleksiyonu olabileceği konuşuluyordu. Vaccarello röportaj vermedi. Davetlilere siyah kala çiçekleri gönderildi. İnsanlar yerlerine otururken Miles Davis’in Louis Malle’ın “İdam Sehpası” filmi için yaptığı müzik çalıyordu. Sonra Eyfel Kulesi’nin önündeki üç dev avize yandı. İlk 49 look altındı; ceketler, trençkotlar, brokarlar, kalem etekler, dar elbiseler. Ardından 10 siyah elbise geldi.

Bunun küçük ama güzel bir Saint Laurent dipnotu var: Yves Saint Laurent 1991’de koleksiyonunu altınlarla bitirmişti. Vaccarello sıralamayı tersine çevirdi. Gösterinin sonunda Charlotte Gainsbourg siyah bir takım elbiseyle çıkıp şarkı söyledi. Vaccarello selam vermek için geldiğinde bütün veda söylentilerinin neden çıktığını anlamak güç değildi. Hâlâ resmi bir ayrılık açıklaması yok. Belki birkaç ay sonra bu geceye gereğinden fazla anlam yüklediğimizi düşüneceğiz. Ve sonra da “Ama o sırada Paris’te kimse böyle düşünmüyordu” diyeceğiz. Zaman gösterecek.

Saint Laurent01
Paris Moda Haftası 2027
Sait Laurent
Paris Moda Haftası 2027

Dior

Jonathan Anderson’ın Dior’unda en beklenmedik konuk bir kez daha Paris sıcağıydı. Tuileries Bahçesi’ndeki göletin üzerine kurulan alanda vantilatörler çalışıyor, su dağıtılıyor, göletin üzerinden yapay sis yükseliyordu. Anderson da sanki havaya uygun biçimde Dior’u hafifletmişti. Şifon, açık bırakılmış gömlekler, görünen sütyenler, plise kumaşlar; Bar ceketi bile alıştığımız kadar sert durmuyordu. Yaz 2027 Erkek Koleksiyonu’ndan bazı parçalar ve yaklaşımlar da geliştirilerek yeniden ele alınmıştı. Mesela her iki defile de aynı look’la açıldı. Transparan terzilik parçaları, metalik beş cepli pantolonlar ve eşarp yanılsaması yaratan siyah işlemeler de diğer örneklerden. Burada insanın aklına ister istemez başka bir  sayı geliyor. Bu, Anderson’ın yaklaşık bir yıl içinde hazırladığı yedinci Dior kadın koleksiyonuydu. Yedinci. Bu bilgiden sonra insanın bir vantilatöre ihtiyacı daha oluyor.

Dior
Paris Moda Haftası 2027
Paris Moda Haftası 2027
Paris Moda Haftası 2027

Miu Miu

Miuccia Prada sportif ruhunu sürdürmeye devam etti. Koşu kıyafetleri, deri etek takımlar, sütyenler, kumaş ceketler, gece elbiseleri ve kotlar aynı gardıroba kondu. Bilinen fikirleri yeniden kullanmak, yeniden düşünmek, yeniden değerlendirmek Miuccia’nın modaya ve kıyafetlere yaklaşımının özeti. Geometrik baskılar, Miu Miu’nun geçmişine ve daha geniş popüler kültürel referanslara gönderme yapıyor. Temel bir dekonstrüksiyon anlayışıyla, jarse performans spor parçaları kısaltılmış üstlere dönüşerek diğer parçaların üzerinde ya da altında kullanılıyor; ipek fiyonklar açık ten üzerinde tek başına beliriyor.

Wrangler ile eski jean’lerden yeniden üretilen parçalar yapıldı; New Balance ortaklığı da devam etti. Miuccia’nın burada ilgilendiği şey, zaten herkesin giydiği spor kıyafetlerini biraz daha tuhaf, biraz daha güzel, biraz daha Miu Miu yapmaktı. Podyumdaki insanlara bakınca fikir daha da anlaşılır hale geliyordu. Gigi Hadid’in yanında Jamie Bell, Emma Corrin, Noah Jupe, Katherine Waterston ve Olivia Colman yürüdü. Özellikle Olivia Colman. “Miu Miu kızı” diye tek bir kişi hiçbir zaman olmadı. Miuccia Prada bu kez bunu olabilecek en açık biçimde gösterdi.

Miu
Paris Moda Haftası 2027
Miu
Paris Moda Haftası 2027

Loewe

Jack McCollough ve Lazaro Hernandez’in Loewe’sinde ilk iki koleksiyon boyunca sorulan “Jonathan Anderson’dan sonra ne olacak?” sorusu yavaş yavaş sıkıcılığını kaybediyor.

Château de Vincennes’de seyirci modellerin neredeyse kol mesafesindeydi. McCollough ve Hernandez işe kendi memleketlerinden, son derece sıradan Amerikan kıyafetlerinden başlamışlar: çizgili gömlek, fermuarlı kazak, kareli ceket, spor üstü. Mesela buruşmuş bir peçeteye benzeyen eteğin kıvrımları Madrid’de Prado’da gördükleri Zurbarán ve Velázquez resimlerinden geliyor ama belinde spor kıyafetlerinde görebileceğiniz bir lastik ip var. Çizgili pamuk ceket sandığınız şey deri. Gri bir üst yakından bakınca boncuklarla kaplı. Eski dünya ile yeni dünyanın buluşması gibi büyük bir cümle kurmaya gerek yok aslında.

Loewe Backstage
Paris Moda Haftası 2027
Loewe Runway
Paris Moda Haftası 2027

Celine

Michael Rider’ın ilham panosu bir kez daha sokaktaki insanlar gibiydi. Bir ceketin nasıl giyildiği, pantolon paçasının yanlışlıkla çorabın içine sıkışması, insanın sıcaktan paltosunu kolunun altına alması, sabah hazırlanırken aslında hiç planlanmamış bir şeyin birden doğru görünmesi.

Bahçede yapılan defilede 71 look vardı ve birbirlerinin devamı gibi davranmıyorlardı. Siyah bir yazlık elbise, takım elbise, buruşmuş saten, deri tişört, bol pantolonlar, ince kemerler, inciler. Bir Celine kadını tarif etmek giderek zorlaşıyor; iyi tarafı da bu. Phoebe Philo döneminin Celine’ini özleyenlerle Michael Rider’ın Celine’ini sevenlerin aynı masaya oturabilir. Rider Philo’yu tekrar etmek istemiyor, gereksiz bir çaba olurdu zaten Philo’nun kendi markasının olduğunu düşünecek olursak. Ama kıyafeti bir “statement”tan çok gardırobun parçası olarak görme alışkanlığı tanıdık.

Celine Backstage
Paris Moda Haftası 2027
Celine Runway
Paris Moda Haftası 2027

Chloé

Chemena Kamali’nin çalışma masasının üzerinde eski Fransız ve İsviçreli üreticilerden kalmış iki büyük delikli nakış örneği kitabı duruyormuş. Koleksiyonun büyük bölümü de oradan çıkmış. Bunun Chloé için uzun bir geçmişi var. Gaby Aghion aynı kumaşı daha 1950’lerde kullanıyordu; sonra Phoebe Philo’dan Clare Waight Keller’a farklı dönemlerde tekrar tekrar ortaya çıktı. Kamali bu kez delikli nakışı beyaz yazlık elbiselerden iç çamaşırı kadar hafif parçalara kadar her yere taşıdı. Araya dev yağmurluklar koyması iyi bir Chloé hareketi: romantizm var ama Paris’te yağmur yağabileceğini de kimse unutmuyor. Bir de Apple Martin vardı. Gwyneth Paltrow ile Chris Martin’ın 22 yaşındaki kızı ilk podyum yürüyüşünü beyaz, fırfırlı bir Chloé elbiseyle yaptı.

Chloe Backstage
Paris Moda Haftası 2027
Chloe Backstage
Paris Moda Haftası 2027

Givenchy

Sarah Burton’ın Givenchy’si bu sezon biraz daha net göründü. Defile siyah deri bir elbiseyle başladı; arkasından kesimi belirgin ceketler, büyük paltolar, bedenden uzaklaşan elbiseler geldi. Ve her şeyin fermuarları açılıyordı. Elbiselerin de ayakkabıların da.

Burton’ın kıyafetleri her zaman giyildiğinde anlam kazanıyor; askıda ya da fotoğrafta değil. Givenchy’de de bunu giderek daha açık görmek mümkün. Kıyafetler ciddi ama ağır değil, kadınsı ama kırılgan olmak zorunda değiller.

Givenchy
Paris Moda Haftası 2027
Givenchy
Paris Moda Haftası 2027

Valentino

Valentino defilesinin davetiyesinde bu kez alışılmadık bir rica vardı: Bir kitap getirin.

Yeni olabilir, kendi kitaplığınızdan çıkabilir. Girişte toplanacak ve daha sonra yerel kütüphanelere bağışlanacaktı. Alessandro Michele defileyi Bibliothèque Sainte-Geneviève’de yaptı ve adını Antibiblioteca, yani “Okunmamışların Kütüphanesi” koydu. Michele’nin çıkış noktası Nassim Nicholas Taleb’in ‘anti-kütüphane’ fikriydi: İnsan bazen sahip olduğu ama henüz okumadığı kitaplardan, okuduklarından daha çok ihtimal çıkarıyor.

Val
Paris Moda Haftası 2027

Michele de aynı şeyi kıyafetlere uyguladı: Satın almadığımız, giymediğimiz, yalnızca baktığımız bir elbise bile başka bir hayat ihtimalini aklımıza sokabilir. Cynthia Erivo, James Baldwin’in Giovanni’nin Odası kitabını getirdi. Colman Domingo’nun elinde Julia Child vardı. Michele ayrıca gerçek olmayan yazarlar ve kitap adlarından oluşan koca bir kaynakça hazırlamıştı.

Valentino
Paris Moda Haftası 2027
Valentino
Paris Moda Haftası 2027

Balenciaga

Pierpaolo Piccioli Balenciaga’yı bu kez gece karanlığından çıkarıp gün ışığına aldı. Tennis Club’ın beyaz alanının ortasında Aude Franjou’nun mercanı andıran büyük kumaş heykeli duruyordu. Piccioli’nin Balenciaga’daki işi kolay değil. Bir tarafta Cristóbal Balenciaga’nın yüksek terzilik mirası, diğer tarafta Demna’nın yaklaşık 10 yılda kurduğu çok farklı bir sokak dili var. Aralarında hâlâ kendi yerini arıyor. Bu koleksiyonda iki taraf aynı kıyafette buluşmaya başladı. Jean üzerine uzun kuyruklu saten bir üst geliyor; beyaz tişört bir anda çok daha törensel bir parçayla yan yana duruyor. Piccioli’nin Balenciaga’sı için kesin cümle kurmak hâlâ erken, zaten daha eğlenceli olan da bir modaevinin ne olacağını henüz bilmediğimiz bu kısa dönem. Ama kulislerdeki dedikodulara bakacak olursak bu Pierpaolo Piccioli’nin son koleksiyonu olabilir.

Balenciaga Parade
Paris Moda Haftası 2027
Balenciaga
Paris Moda Haftası 2027

Tom Ford

Haider Ackermann podyuma aynalar koydu ve modellerden önlerinden geçerken kendilerine bakmalarını istedi. Tom Ford için daha uygun bir hareket bulmak zor.

Bazıları durup aynadaki görüntüsünü süzdü, bazıları camların arkasındaki diğer modellere baktı. Mayolar takım elbiselerle, sütyenler gece elbiseleriyle, ipek sabahlıkları hatırlatan parçalar ciddi ceketlerle yan yana geldi. İnsan bazen kıyafetten önce bedeni görüyordu.

Tom Ford’da baştan çıkarıcılık her zaman en önemli şey oldu.

Tom Ford
Paris Moda Haftası 2027
Tom Ford
Paris Moda Haftası 2027

Dries Van Noten

Dries Van Noten defilesi bir kadının kaldırımda yürürken çıkardığı topuk sesleriyle başladı. Arkada arabalar, kornalar, konuşmalar, gülüşmeler. Julian Klausner eski sinema afişlerini düşünmüş ama işin en güzel yanı, filmlerin hiçbirinin var olmamasıydı. Stüdyo hayali film adları, oyuncular ve afişler yarattı; sonra bunları elbiselerin, eteklerin ve hafif trençkotların üzerine bastı. Davetiye bile tüp içinde gönderilen bir film afişiydi. Klausner’ın kafasındaki yıldız kırmızı halıda değil. Çekimden çıkmış, makyajını tam silmeden eve dönerken markete uğrayacak gibi. Büyük çantalar, mokasenler, gömlekler ve üst üste giyilmiş etekler bu yüzden işin gösterişli tarafını sürekli sokağa geri çekiyor. Afişlerin küçük yazılarına dikkat edenler Julian Klausner’ın adını da görebiliyordu.

Dries Van Noten
Paris Moda Haftası 2027
Dries
Paris Moda Haftası 2027

Courrèges

Courrèges’te yeni bir dönem. Nicolas Di Felice’in ardından gelen Drew Henry daha önce Phoebe Philo, Jonathan Anderson ve Daniel Lee ile çalışmış bir isim. Hazırlanmak için de fazla zamanı yoktu. Arşive girdiğinde karşısına yıllardır kutunun içinde ezilip biçimi bozulmuş domates kırmızısı, uzay çağını hatırlatan eski bir Courrèges şapkası çıktı. Eski fotoğraflarda yalnızca siyah-beyaz görüldüğünü fark edip yeniden yaptırdı. André Courrèges’in 1964 tarihli Ay Kızı koleksiyonundaki kısa çizmeler de geri geldi. Fakat bu kez yanlarında pastel renkler, çözülmüş kemerler, çiçekler ve biraz eskimiş hissi veren elbiseler vardı. Courrèges’in son yıllardaki o beyaz, temiz, gece kulübüne hazır dünyasından sonra kutudan yamulmuş bir şapkayla çıkmak hiç fena bir başlangıç değil.

Courreges Spring
Paris Moda Haftası 2027
Courreges Spring
Paris Moda Haftası 2027

Paris’teki Japonlar

Paris’in Japon tasarımcılarını aynı başlıkta toplamak biraz haksızlık ama hepsini tek tek anlatmaya kalkınca da ayrı bir yazı gerekiyor. Rei Kawakubo Comme des Garçons’da “kraliyet hayatıyla gerçek hayat”ı buluşturdu; modellerin başında kumaştan, telden ve saçtan yapılmış tuhaf taçlar vardı. Junya Watanabe koleksiyonuna düpedüz Funky adını verdi ve hamile Ciara’yı üç kez podyuma çıkardı; birinde başının üzerinde kristalli bir avize taşıyordu.

82 yaşındaki Yohji Yamamoto kendisine koleksiyonun ne anlattığı sorulduğunda açıklama yapmak yerine gazetecileri kendi yorumlarıyla baş başa bıraktı; söylediği en net şeylerden biri, dünya ısınırken yazın tadını çıkarmamız gerektiğiydi. Issey Miyake’de Satoshi Kondo Japoncadaki “ma”, yani iki şey arasındaki boşluk fikrine baktı; Wacoal ile sütyen kalıplama teknolojisinden beden biçimleri geliştirdi. Chitose Abe ise bir sezon ara verdiği kadın Sacai defilesiyle Paris’e geri döndü ve yıllardır yaptığı şeyi yapmayı sürdürdü: iki ayrı kıyafeti kesip üçüncü, biraz tuhaf ama hemen tanınan bir Sacai parçasına çevirmek. Birbirlerine benzemiyorlar.

İssey Miyake
Issey Miyake
Commes Des Garcons
Comme Des Garcons

Chanel

Matthieu Blazy’nin Chanel’deki ilk defilesinin üzerinden yalnızca bir yıl geçti. Grand Palais’ye girdiğinizde tavanda 95 dev, ışıklı kuş vardı. Blazy bunları tatillerinde Calabria’da izlediği göçmen kuşlardan düşünmüş. Defile başladığında Nicole Kidman’ın sesi Grand Palais’ye yayıldı; Virginia Woolf’un Orlando ve Deniz Feneri kitaplarından bölümler okuyordu. Blazy kuşları Gabrielle Chanel’in hayatına da bağlamıştı. Blazy tek bir Gabrielle Chanel’e bakmıyor. Genç Gabrielle var; sevgililerinin kıyafetlerini kendine göre değiştiren Chanel var; kadınları korseden çıkaran tasarımcı var. İlk look beyaz, incecik bir elbise. Yanındaki çanta ise Gabrielle Chanel’in 1955’ten kalma kendi 2.55 çantasıydı.

Chanel 001 2 Ld
Paris Moda Haftası 2027
Chanel 007 2 Ld
Paris Moda Haftası 2027

Sonrası mı? 83 look boyunca Chanel’in bildiğimiz sembollerin modernleştiğini gördük. Transparan takımlar, kırmızı-beyaz hayvan desenli tüvitler, kenarları sökülmüş ceketler, farklı renklerde iki tonlu ayakkabılar, bazen iyice büyüyen, bazen bedene yaklaşan elbiseler. Blazy Chanel’de arşivde ne bulursa eline alıp “Bunun başka ne hali olabilir?” diye bakıyor. Ve bütün Virginia Woolf, Gabrielle Chanel, özgürlük ve kuş hikayesinin sonunda Britney Spears’ın Gimme More şarkısı başladı. Blazy selam vermek için koşarak çıktı.

Chanel Spring Summer 2027 Chanel1 1 Ld
Paris Moda Haftası 2027
Chanel Spring Summer 2027 Chanel16 1 Ld
Paris Moda Haftası 2027

Louis Vuitton

Moda ayının son büyük defilesinde Nicolas Ghesquière Louvre’un Cour Carrée avlusuna havada duran Damier desenli otomobiller yerleştirdi. Yukarı bakınca Jetgiller; podyuma bakınca gündelik hayatı vardı. Ghesquière’i yıllardır büyük hacimler, tarihsel zaman sıçramaları ve biraz bilimkurgu üzerinden takip edenler için ilk beyaz, kolsuz elbise neredeyse ters köşeydi. Ardından yakasız ceketler, düz pantolonlar, ince şifon elbiseler ve bedende neredeyse ağırlığı yokmuş gibi duran parçalar geldi. Ghesquière’in son zamanlarda kafasını kurcalayan şeylerden biri sıcaklık. Şehirler ısındıkça kumaşı, astarı, yapıyı azaltıyor; geleceğe dair en işe yarar fikri de belki  35 derecede giyilebilecek bir ceket.

Paris Moda Haftası 2027: Altın, Kuşlar ve Biraz da Gerçek Hayat
Fotoğraf: Kristy Sparow (Getty Images)
Paris Moda Haftası 2027: Altın, Kuşlar ve Biraz da Gerçek Hayat
Fotoğraf: Kristy Sparow (Getty Images)

Bildiğimiz Kıyafetler, Yeni Bir Milano

New York’tan Londra’ya: İlkbahar/Yaz 2027 Koleksiyonları

Beşinci Şehir: Kopenhag Moda Haftası