Etek, loafer, safari ceketi, takım elbise… İlkbahar/Yaz 2027’de Milano Moda haftası tanıdık parçaları yeniden masaya koydu. Prada’dan Gucci’ye, Ferragamo’dan Jil Sander’a arzu edilebilir kıyafetlerle karşılaştık.

Milano bu sezon Prada’yla başladı; hem kelimenin tam anlamıyla (çünkü marka ilk kez moda haftasının açılış gününü üstlendi), hem de haftanın geri kalanında tekrar tekrar karşımıza çıkacak birkaç fikri erkenden ortaya koyduğu için. Gardırobun temel parçalarına geri dönüş, üniforma fikri, erotizm ve hepsinden önemlisi gerçek hayatta nasıl giyinmek istediğimiz… Bu sezon Milano’da yalnızca bir kreatif direktör çıkışı vardı, o da Moschino; zira geri kalan büyük evlerde yeni tasarımcıların ikinci ya da üçüncü koleksiyonlarını izledik. Yani artık “debut” heyecanından çok, verilen kararların gerçekten bir markaya dönüşüp dönüşmediğine bakma zamanı.

Çok az tasarımcı tamamen yeni bir gardırop önermeye çalıştı. Prada etek, Gucci loafer ve binici ceketi, Jil Sander takım elbise, Max Mara safari ceketi üzerinden ilerledi. Yenilik daha çok ürünlerin hangi materyallerle üretildiği ve neyle yan yana getirildiğinde yeniden güncel göründüğüyle ilgiliydi. Erotizm neredeyse bütün hafta boyunca farklı yoğunluklarda devam etti: Prada’nın braletleri ve transparan etekleri, Fendi’nin iç çamaşırları, Diesel’in parçalanmış giysileri ve performansı, Ferragamo’nun transparan kauçuk yüzeyleri. Ama bu erotizm çoğu zaman tek başına bir trend gibi değil, daha pragmatik bir gardırobun içine girmiş durumda.

Prada

İnsan Gerçekten Etek Giymek İstiyor

Prada’nın koleksiyonunun adı zaten yeterince açık: The Skirt. Miuccia Prada ve Raf Simons 63 look’un tamamını etek üzerine kurdu; koleksiyonda pantolon ve elbise yoktu. Eteklerin kendileri ise tek bir siluetin varyasyonları değildi. Şov notlarına göre diz boyu ve miniler, A-line ve pileliler, pareo gibi bedene dolanan modeller, yüksek yırtmaçlar, kabarık ve konstrüksiyonlu hacimler, transparan lateksler, nakışlı yüzeyler, kristal ve payetli paneller, fiyonklar, rozetler vardı. Bazıları neredeyse yalnızca geniş Velcro bantlarla bele tutturulmuştu; bu bantların üzerine kristal kümeleri işlenmişti. Koleksiyon; Miuccia Prada’nın eteği yıllardır bir üniforma olarak düşünmesiyle bağlantılı. 2006’da Charlie Rose’la yaptığı röportajda eteği tişörte benzetmişti; aynı yıllarda 1998-2004 arasında tasarlanan eteklere adanan Waist Down sergisi dünyayı dolaşıyordu. 20 yıl sonra konuya Raf Simons’la geri dönüyor bu kez aynı parçayla ne kadar farklı bir kadın yaratılabileceği de masaya yatırılmış durumda.

Prada0593
Milano Moda Haftası
Prada0594
Milano Moda Haftası

Jil Sander

Minimalizm 2.0

Simone Bellotti Jil Sander’daki üçüncü koleksiyonunda markanın en temel problemiyle uğraşıyor: minimalizm artık Jil Sander’a özgü bir dil değil. Bellotti de minimalizmin fazlasıyla mainstream hale geldiğini söylüyor, bu sebeple minimalizmden vazgeçmek yerine onu biraz bozuyor. Koleksiyonun başındaki yakasız siyah deri “coat-dress” ve finaldeki ceket, geniş yakalı gömlek ve hafif flare pantolon Jil Sander’ın tanıdık DNA’sına çok yakın; ama arada bütün o düzen yavaş yavaş kendini unutturuyor. Ceket ve paltolar bel çevresinde sıkıştırılıp buruşturulmuş, bazı düğmeler göğsün alışılmadık derecede yukarısına taşınmış ve alt kısım trapez biçiminde açılmıştı. Blazer’ların yüzeyinde kalıcı kırışıklıklar, gömleklerde ceketin yakasının dışına taşan orantısız büyük yakalar vardı. İnce pantolonlar ve sert terzilik, genişleyen hacimli elbiselerle yan yana geldi. Sarı taftadan, vücuda sarılmış bir çarşafı andıran elbise koleksiyonun en büyük hacimlerinden biriydi.

Jil Sander0570
Milano Moda Haftası
Jil Sander
Milano Moda Haftası

Fendi

Kıyafetler Nasıl Görünüyor?

Maria Grazia Chiuri’nin Fendi’ye dönüşünün ikinci defilesi Luciano Fabro’nun aynalı “Cubo di specchi” işinden hareketle kurulmuş yarı şeffaf bir kutuda sergilendi. İçeride modelleri takip etmek zaman zaman güçleştiği için koleksiyonun ayrıntıları defileden sonra fotoğraflarda daha net ortaya çıktı. Chiuri’nin koleksiyonu bu kez daha seksi, daha gösterişli ve açıkça daha İtalyan bir Fendi öneriyordu. İç çamaşırları görünür, gömlekler açık, transparanlık neredeyse koleksiyonun her yerine yayılmış. Erkek kıyafetlerinde gömlekler göğüste açılıyor. Chiuri ayrıca Baguette’i yalnızca bir telefon taşıyacak kadar küçülten yeni bir versiyon geliştirdi. Soundtrack’te Adriano Celentano’nun 1972 tarihli, İngilizceymiş gibi duyulması için tamamen anlamsız kelimelerden oluşan Prisencolinensinainciusol’u ile Raffaella Carrà vardı.

Fendi Men
Milano Moda Haftası
Fendi Women
Milano Moda Haftası

Diesel

Çıplaklık Gerçekten Satar Mı?

İlkbahar/Yaz 2027 aynı zamanda Glenn Martens’in Diesel’e vedasıydı. Martens bundan sonra tamamen Maison Margiela’ya odaklanacak. 2020’de Diesel’e geldiğinde markanın moda dili büyük ölçüde tişört ve jean etrafında dönüyordu; son koleksiyonunda ise kendi döneminde geliştirdiği neredeyse bütün teknikler yeniden vardı: parçalama, hibritleştirme, trompe-l’oeil, kaplama ve kumaş manipülasyonu. İlk Diesel koleksiyonunu açan Ella Snyder’ın final defilesini kapatması da bilinçli bir kapanıştı. Defilenin performatif tarafına gelince. Donna Summer’ın Love to Love You Baby’sinin techno versiyonu yükselirken seyircilerin arasına yerleştirilen Diesel giyimli performansçılar öpüşmeye başladı. Martens vedayı geçmişe bakarak yapmadı; defile, altı yıldır kurduğu Diesel dünyasının son bir turu gibiydi. Martens’in ardından Diesel’in kimi atayacağı henüz açıklanmadı.

Diesel
Milano Moda Haftası
Diesel
Milano Moda Haftası

Gucci

Demna Mağazada

Demna’nın Gucci’deki ilk yılı kendi deyimiyle biraz laboratuvar gibi geçti. La Famiglia, 90’lara dönüş, Şubat’taki seksi koleksiyon, Times Square’deki GucciCore… İlkbahar/Yaz 2027’de ilk kez bunların birkaçını aynı koleksiyonda bir arada görüyoruz. Defile bir Gucci butiğine dönüştürülmüştü. Demna bu kez Tom Ford’a değil, ondan önceki Dawn Mello yıllarına bakıyor. Binici ceketleri ve riding botlar, trençkotlar, kısa paçalı pantolonlar, çorapsız loafer’lar ve beyaz jean’ler bu daha burjuva Gucci’yi kurarken Demna araya kendi dilini sokuyor. Bomber ceketler, yakaları kaldırılmış rugby üstleri, dev Horsebit’lerle tutturulmuş tartan kilt’ler, belin aşağısında duran ve birkaç kemerle taşınan jean’ler, zincirlerle doldurulmuş boyunlar ve sivri omuzlu terzilik koleksiyonun daha sert kısmıydı. “Eveningwear” tarafında ise Tom Ford yıllarına göz kırpan bedene akan jersey elbiseler ve hacimli faux-fur dış giyim vardı. Defile konusunda Diesel mi daha performatifti yoksa Gucci mi onu da tartışmak gerekiyor. Modeller, Gucci mağazasında bir müşteri gibi dolanıyordu. Yeni sosyal medya jargonuna göre her şey çok metaydı.

Gucci Runway
Milano Moda Haftası
Gucci Detail
Milano Moda Haftası

Ferragamo

En İyi Moodboard

Ferragamo’da Maximilian Davis’in bulduğu çıkış noktası daha da eski: Salvatore Ferragamo’nun 1947 tarihli Invisible Sandal’ı. Şeffaf naylon ipliklerden yapılan ve topuğu havada asılıymış gibi gösteren ayakkabının tarihi Davis’i Lee Miller ve Man Ray’e, onların solarizasyon deneylerine, oradan Miller’ın Mısır yıllarına götürmüş. İyi moodboard böyle oluyor sanırım. Solarizasyonun ışıkla oynayan etkisini parlak yüzeylerde, hafif bulanık transparanlarda ve pullarda görüyorsunuz. Mısır tarafı ketenler, kuru pamuklar ve kum tonlarıyla geliyor.

Ferragamo
Milano Moda Haftası
Ferragamo Runway
Milano Moda Haftası

Moschino

Gerçek İnsanlar, Gerçek Kıyafetler

Milano’nun sezon içindeki tek kreatif direktör değişimi Moschino’ydu. Sunnei’nin kurucuları Simone Rizzo ve Loris Messina, Adrian Appiolaza’nın hazirandaki ayrılığından sonra markanın başına geçti. Sunnei’de defile formatıyla sürekli oynayan ikili, Moschino’daki ilk şovlarını Milano’nun dışındaki bir otopark çatısında yaptı; modeller bir yönde yürürken yüzlerce figüran karşı yönden ilerliyordu. Rizzo’nun açıklamasına göre fikir kıyafetleri yeniden sokağa ve gerçek insanlara bağlamaktı. Franco Moschino’nun eski sloganlarını yeniden basmak kolaydı; Rizzo ve Messina espriyi bu kez kıyafetin kendisinde arıyor. Abartılı kalça yaratan BBL dress, kasları büyüten dolgulu erkek tişörtleri ve graffiti üstler koleksiyonun esprileriydi.

Moschino04
Milano Moda Haftası
Moscino02
Milano Moda Haftası

Marni

Genç Ruh

Meryll Rogge’nin Marni için ikinci koleksiyonu, ilk sezonuna göre çok daha kendinden emin duruyordu. Rogge’nin Marni’si Risso dönemine göre daha şehirli, daha genç ve en önemlisi daha kolay giyiliyor. 60’lardan gelen grafik siluetler, sert renkler ve bilinçli olarak biraz “yanlış” duran oranlar/yanlış kombinlenmiş gibi duran parçalar koleksiyonun havasını belirliyordu. Marni’nin o tanıdık tuhaflığı hâlâ yerinde. Rogge bizi 60’lara ışınlasa da markayı geçmişe döndürmüyor. Ne Castiglioni yıllarına dönüyor ne de Risso’yu devam ettiriyor. İkinci koleksiyonda Rogge’nin kendi Marni’si ilk kez biraz daha seçiliyor.

Marni Mens
Milano Moda Haftası
Marni
Milano Moda Haftası

Max Mara

Ofiste Safari

Ian Griffiths’in Max Mara için kullandığı ifade “utility luxe”. Koleksiyon fonskiyonel vest, kargo vest, trençkot ve safari ceket gibi işlevsel gardırop parçaları üzerine kuruldu. Referans tarafında 1930’ların gezgin, pilot ve maceraperest kadınları var; ancak ortaya dönem kostümü çıkmıyor. Kahverengi wrap etekler kalın deri bantlarla sabitleniyor, ipek-keten terzilik şortlarla birlikte kullanılıyor, geniş körüklü cepli avcı yelekleri ceketlerin üzerine geliyor, uzun trençkotlar neredeyse pelerin hacmine ulaşıyor.

Max Mara S27
Milano Moda Haftası
Max Mara S27
Milano Moda Haftası

Sportmax

Sıcak Dalga

Sportmax ise daha doğrudan bugünün hava koşullarına bakıyor. Palazzo Litta’nın avlusunda gösterilen koleksiyonun konusu sıcak hava dalgalarında giyinmek. Stüdyo bunun için dış giyimin önemli bir bölümünden kolları çıkarmış ve neredeyse görünmez ipek organzayı kat kat kullanmış. Organza pantolonlar ayak bileğinde bağlanıyor; transparan katmanlar dantel işlemeli pamuk slip elbiselerin üzerine geliyor. İklim krizine cevap olarak deri hoodie önermek elbette kendi içinde bir çelişki, fakat Sportmax’in koleksiyonunda önerilen şey sıcak hava koşullarının sezonluk styling meselesiyle sınırlanmadığı.

Sportmax S27 Look
Milano Moda Haftası
Sportmax S27 Look
Milano Moda Haftası

Bottega Veneta

Hafif, Daha Hafif

Louise Trotter’ın Bottega Veneta’daki çıkış noktası da mevsimlerin değişmesi ve bunun gündelik giyinmeye etkisiydi. Trotter Milano’ya taşındıktan sonra dört mevsimin gündelik giyinmeyi nasıl değiştirdiğini fark etmiş; koleksiyon kışın korunma hissinden yazın katmanları çıkarıp atmaya doğru ilerliyor. İlk iki Bottega koleksiyonunda işçilik zaman zaman kıyafetlerin önüne geçiyordu. Bu kez her şey hafif. Vatkalı paltoların etekleri suya girecekmiş gibi düğümleniyor, minik intrecciato deri parçaları bele bağlanıyor; sonra leylak, tereyağı sarısı, beyaz danteller, açık örgüler ve püsküller geliyor. Trotter’ın Bottega’sını Matthieu Blazy’ninkiyle kıyaslamamak imkansız ve bir süre daha da olmayacak. Ama fark belirginleşiyor. Blazy’nin “bu jean aslında deri” yaklaşımından çok malzemenin hareketiyle ilgileniyor.

Giorgio Armani

Giorgio Sonrasında Armani

Silvana Armani’nin Giorgio Armani sonrası dönemde yaptığı ikinci kadın hazır giyim koleksiyonu bu; yani “ilk” değil. İlk sınavı Sonbahar/Kış 2026’ydı. Ama İlkbahar/Yaz 2027 daha sembolik hissettiriyor çünkü marka uzun bir aradan sonra Via Bergognone’deki Armani Teatro’ya dönüyor ve yıllardır neredeyse ritüele dönüşmüş defile düzeni ilk kez belirgin biçimde değişmişti. Davetiyenin beyaz bir rubik küp olmasıyla başlayan gece disko topuyla devam etti. Silvana’nın önemli referanslarından biri Grace Jones’un 1981 tarihli Nightclubbing kapağında giydiği Armani ceketi. Silvana Armani de bu kez evin o tanıdık ağırbaşlılığını gece kıyafetlerine taşıyor; siyah likit ipek smokin elbiseler, krom zımbalı pamuk üstler. Bir yandan da Giorgio Armani’nin çocukken ilk kutsal komünyonuda giydiği takımının yeniden yapılmış hali ve portresini kristallerle taşıyan bir ceket var. Her look’un “Giorgio bunu da yapardı” dedirtmesi yeni kreatif ekibin işini imkansızlaştırır; tam tersine Armani’yi tanınmaz hale getirmek de anlamsız. Silvana şimdilik dili değiştirmekten çok ufak oyunlarla kendi tarihini yazıyor da diyebiliriz.

Bildiğimiz Kıyafetler, Yeni Bir Milano
Fotoğraf: Vittorio Zunino Celotto/Getty Images
Milano Moda Haftası
Fotoğraf: Vittorio Zunino Celotto/Getty Images

Kapak Fotoğrafı: Vittorio Zunino Celotto (Getty Images)

New York’tan Londra’ya: İlkbahar/Yaz 2027 Koleksiyonları

Beşinci Şehir: Kopenhag Moda Haftası

Mango Man’in Yeni Marka Elçisi Vincent Cassel