Lüks modaevlerinin önemli bir kısmı sırtını hâlâ eski reflekslerinin konforuna yaslarken bazıları da gerçekten neyle hatırlanmak istediğini sorguluyor…

Her büyük markanın en az bir ikonik ürünü var. Fendi’nin Baguette’i, Dior’un Saddle ya da Book Tote’u Cartier’in Love serisi… Bunlar lüks sektörünün en tanınan sembollerinden bazıları. Prada’nın Galleria çantası, mimariden ilham alan sert hatları ve üçgen logosuyla on yıllardır koleksiyonların değişmez parçası. Hermès’in Birkin’i artık bir yatırım aracı olarak tartışılıyor; bazı modeller, ikinci el piyasada hisse senetlerinden daha değerli. Bu ürünler işçilik, materyaller, tasarım zekası demek. Ama tek başına da yeterli değiller. En azından günümüz dünyasında.

Parfüm meselesini ele alalım. Pek çok büyük marka, son 10 yılda parfüm ve güzellik ürünlerine yatırımını ikiye katladı. Business of Fashion’ın aktardığına göre, Kering güzellik kolunu 2023’te ayrı bir bölüm olarak kurdu; Bottega Veneta, Matthieu Blazy’nin yaratıcı direktörlüğünde 2024’te 450 dolarlık beş parfümden oluşan Venedik koleksiyonunu piyasaya sürdü. Louis Vuitton, Pharrell Williams’ın yaratıcı direktörlüğü altında LVERS adlı tek bir erkek parfümünü Jacques Cavallier Belletrud ile birlikte yarattı; Acne Studios ise Frédéric Malle ile ortaklaşa ilk kokusunu üretti.

modaevleri neden sanata yatirim yapiyor 04
Dior
Modaevleri Neden Sanata Yatırım Yapıyor?
Dior

Bu çabalar anlamlı. Parfüm, genç tüketiciler için çoğu zaman bir markayla ilk temas noktası; bir çantaya ya da bir cekete parasını yatıramayan biri, o markanın evrenine bir şişeyle girebilir. Kering Güzellik CEO’su Raffaella Cornaggia’nın söylediği gibi, “bu ürünler markanın evrenine yeni ve anlamlı bir giriş noktası” işlevi görüyor. Ama parfüm de, nihayetinde, bir ürün. Piyasaya çıktığı sezon konuşulur, rafları doldurur, bir süre sonra bir sonrakinin gölgesinde kalır.

Asıl güç, o parfümün çevresine ördüğünüz hikayede ki hikaye, ürünün kendisinden daha uzun yaşıyor. İşte bu yüzden, kültüre yapılan yatırım ticari hesapların ötesine geçiyor. Formül basit. Ürün size kimlik sunar, kültür kurumu sizi bir dünyaya davet eder. Bu fark, bugün lüks sektörünün içinde bulunduğu krizin tam kalbinde yatıyor. Moda markalarının son yıllarda müzelere, film prodüksiyonuna, zanaat ödüllerine aynı anda yönelmesi rastlantısal değil.