Venedik Bienali 9 Mayıs’ta açılıyor; 100 ulusal pavyon, 111 sanatçı, onlarca tartışma. Rusya döndü, bir pavyon iptal edilip yeniden açıldı, küratör bienalini görmeden gitti. Gürültü büyük; ama bu yılki tema tam tersini öneriyor: “Dinle…”

Sanat dünyası şu sıralar ajandalarını 9 Mayıs haftası öncesi ve sonrası olarak planlıyor çünkü Venedik Bienali 2026 9 Mayıs’ta kapılarını açacak. Bienal 1895’e tarihleniyor. O yıl İtalya, Sanayi Devrimi yorgunluğunun tam ortasındayken, “Hadi bir de sanata bakalım” demiş. Dile kolay 131 yıl. Bienal bu yıllar boyunca sadece bir kez aksamış. O da aksaklık sayılırsa tabi. 1973’te General Augusto Pinochet liderliğindeki Şili ordusu, ABD destekli kanlı bir askerî darbe ile demokratik yollarla seçilen sosyalist başkan Salvador Allende’yi devirmişti. Bienal 1974’te “Şili’ye Özgürlük” başlığıyla tüm alanı Şilili sanatçılara ve direnişçilere açmış. Açılışa, suikaste kurban giden başkan Salvador Allende’nin eşi davet edilmiş ve kataloglar yerine fotokopi sayfaları dağıtılmış. Çünkü bir isyan fotokopide daha iyi korunur bazen.

Bugün de dünya yorgun ve hırpalanmaya devam ediyor… Bu bir yerde yavaşlayacak mı kimsenin fikri yok. O zaman hadi, bir de sanata bakalım! Tüm bu kaosun ortasında Venedik Bienali kendi içinden bir yasla açıyor kapılarını. Bienalin küratörü Koyo Kouoh’unun yası…

Venedik Bienali
Nick Cave / Fotoğraf: Dan Bradica Studio

Başka Bir Yerden: Koyo Kouoh

Sanat takipçileri Koyo Kouoh’u en az iki yerden hatırlıyor olmalı. Birincisi, 2022’de Cape Town’daki Zeitz MOCAA’da açtığı “When We See Us: A Century of Black Figuration in Painting” (Bizi Gördüğümüzde: Siyah Figürasyonunda Bir Yüzyıl) sergisi. 26 ülkeden 156 siyah sanatçının eserini bir araya getiren sergi, eleştirmenler tarafından tarihin en kapsamlı siyah öz-temsil araştırması olarak tanımlanmıştı. İkincisi daha dolaylı bir hatırlama… Kouoh 2014’ten 2022’ye kadar her yıl ArtReview’in “Sanat Dünyasının En Etkili 100 İsmi” listesinde yer aldı.

venedik bienali KoyoKouoh
Fotoğraf: Mirjam Kluka

Galerilere, dayanışma merkezlerine imza atan ve pek çok küratörün hayalini kurduğu platformlara dahil olan, direktörlük yapan Koyo Kouoh, Aralık 2024’te Venedik Bienali küratörlüğüne seçilmişti. Bu göreve seçilen ilk Afrikalı kadındı. Kouoh, bienal tema ve başlığını duyuracağı tarihinden 10 gün önce hayata gözlerini yumdu.

The Guardian için ölümünden sonra yayımlanan bir yazısında şu cümleler vardı: “Bienale küratörlük yapan ilk Afrikalı kadın olarak rolüm, kişisel mirasla ilgili değil.” Ölmeden önce her şeyi bitirmişti; teorik çerçeve, sanatçı listesi, mekânsal kurgu… Ekibi, onun bıraktığı izlerde yürüyerek devam etti. Tema her sözcüğüyle ona ait: “In Minor Keys”. Minör Tonlarda.

Minörün Manifestosu

Müzikal bir alegori bu. Kouoh, aslında bütün bir dünya görüşünü bir nota sistemine sığdırmış. Majör tonlar belirgin, kendinden emin, güçlü seslerdir. Zafer marşları majördür. Borsa açılış zilleri majördür. Savaş bildirgeleri majördür. Peki ya minör? Minör, hüznü barındıran ama teslim olmayan sestir. Havalarda asılı kalan, çözümsüz biten, tekrar dinlendiren sestir.

Kouoh’un seçtiği bu başlık hem net hem de her türlü tercümeye açık. Dünyayı yeniden dinleme teklifi… Gürültünün ardındaki fısıltılara, amansız üretkenlik çarkının dışına düşen mırıltılara kulak vermek. Daha önce verdiği bir röportajda ruhsal inançlarından söz ederek şöyle demişti: “Ölüm sonrası hayata inanıyorum. Paralel hayatlara ve gerçekliklere inanıyorum. Enerjilere inanıyorum ve kozmik güce”. Bu cümleyi o röportajdan çıkarıp bugünün Venedik’ine taşıdığınızda bambaşka bir anlam kazanıyor.

venedik bienali K
Fotoğraf: Mehdi Benkler

Saatolog okurunun bu temayla özel bir yakınlığı var aslında, farkında olmasalar da… Bir saat üretmek, sonuçta majöre karşı minörün küçük bir direnişidir. Hızın hâkim olduğu çağda el yapımı bir mekanizma kurmak, ölçmek, simetriyi aramak… İşte bu eylem, minör bir ton.

Venedik’e Gitmeden Önce

Bienalin resmi açılış ve ödül töreni 9 Mayıs’ta gerçekleşecek; 22 Kasım’a kadar da kapıları açık kalacak. Ana mekânlar, kalıcı ulusal pavyonlara ev sahipliği yapan Giardini parkı ile eski bir deniz tersanesinin dönüştürüldüğü Arsenale. Ama sergi buralarla sınırlı değil, Venedik’in tarihi dokusu içine yayılmış olacak.

venedik bienali Photo by Andrea Avezzu Courtesy of La Biennale di Venezia AVZ9480 1
Fotoğraf: Andrea Avezzù – Courtesy Of La Biennale Di Venezi

Bu yıl ana sergi 111 katılımcıyla şekilleniyor; bireysel sanatçılar, ikililer, kolektifler ve sanatçı öncülüğündeki kuruluşlar bir arada. 2024’e kıyasla katılımcı sayısında belirgin bir azalma var; bu, daha az gürültü, daha derin bir fısıltı stratejisi olarak yorumlanıyor. 100 ulusal pavyon ve 31 yan etkinlik de cabası. Venedik’i bir hafta sonuna sığdırmak mümkün görünmüyor. Gitmeden, iyi bir planlama ile rota çıkaranlar kesinlikle daha iyi verim alacaktır.  

venedik bienali Andrea Avezzu Courtesy of La Biennale di Venezia 1
Fotoğraf: Andrea Avezzù – Courtesy Of La Biennale Di Venezi

Beş Dünya Bir Sergi

Kouoh ana sergiyi beş motif etrafında örgülemiş: Shrines (kutsal köşeler), Procession (alay), Schools (okullar), Rest (dinlenme) ve Performances (performanslar). Kategoriler değil bunlar; sanatçılara ev sahipliği yapan hayali mimariler, her biri kendi havasını taşıyan ayrı bir dünya gibi.

Merkezi Pavyon’un mekânsal tasarımı iki kitaptan ilhamla yapılmış: García Márquez’in Yüz Yıllık Yalnızlık’ı ve Toni Morrison’ın Sevilen’i. Duvarlar azaltılmış, akış kasıtlı olarak dağınık bırakılmış; didaktik değil, çok sesli… Biraz farklı bir deneyim olacak gibi. Bienal başkanı Buttafuoco’nun bu noktada bir de önerisi var: Kulaklığa Santana’nın Soul Sacrifice’ını takın, öyle gezin.

Merkezi Pavyon’un Sala Chini salonuna Kouoh’un “incandescent worldmaker” olarak tanımladığı iki isme adanmış Shrines (kutsal köşeler) konuşlandırılmış. Bu isimlerden biri Senegalli sanatçı, şair, oyun yazarı ve Dakar’daki devrimci Laboratoire Agit’Art kolektifinin kurucu ortağı Issa Samb. Samb aynı zamanda Kouoh’un uzun süre mentoruymuş. İkinci isim Amerikalı Beverly Buchanan. İkisi de hayatta değil; kendi de artık hayatta olmayan küratör, onları bu sergide her şeyin merkezine taşımış.

venedik bienali Francesco Galli 1
Fotoğraf: Francesco Galli

Kouoh’ın beş motifi arasında en görünür olanı büyük ihtimalle Procession (alay) olacak; Afro-Atlantik karnaval ve topluluk geleneğinden beslenen bu alanda, seyirci katılımcıya dönüşsün istenmiş. Rest (dinlenme) ile -adı üstünde- çok duyusal kurulumlarla, sergi içinde nefes alma alanı olsun istenmiş. Okullar; piyasadan bağımsız, kendi topraklarına kök salmış sanatçı eğitim alanlarını ve kolektif bilgi üretimini gün yüzüne çıkarmak için kurgulanmış. Sergi bittiğinde en çok konuşulan bu olmayacak kuşkusuz; ama en uzun süreli iz bırakacak alan bu olabilir.

Bu yılın sessiz yeniliklerinden biri; güzergâh üzerinde dağılmış, stüdyoları, avluları ve öğrenme alanlarını çağrıştıran küçük duraksama noktaları olan oaseler (vahalar). Bir sergi değil bunlar tam olarak; daha çok anma köşeleri, hayalet stüdyolar, zamansız avlular.

venedik bienali Kennedy Yanko working in studio
Kennedy Yanko / Fotoğraf: Zachary Balber

Rotanızı Çizmeden Önce…

100 ulusal pavyon, 31 yan etkinlik, iki ana mekân ve şehrin her köşesine dağılmış sergiler… Venedik’e gidecek olanlara en yaygın tavsiye şu: seçici olun. Sanat dünyasının merakla beklediği durakları listeleyelim:

İtalya Pavyonu, Tese delle Vergini / Arsenale

Chiara Camoni bu bienalde İtalya’yı temsil eden ilk kadın sanatçı. Kurulumu 24 antropomorfik kil heykeliyle dolu loş bir ormana benzetilmiş; ziyaretçi içinden geçecek, bedenini heykellerle ölçecek. Kilden elle yuvarlanan fitillerin olduğu, çarkların olmadığı Colombino tekniği kullanılmış. Proje “büyülü materyalizm” olarak tanımlanmış; doğayı yaşayan bir sanatsal laboratuvar gibi ele almış, mit, zanaat ve Akdeniz yankılarını iç içe geçirmiş. Yavaşlığın kendisi nesneye dönüşmüş.

Türkiye Pavyonu, Arsenale

İstanbul, Napoli ve Viyana arasında yaşayan sanatçı Nilbar Güreş, küratör Başak Doğa Temür sunumu ve İKSV desteğiyle bu pavyonda.

venedik bienali nilbar edited
Nilbar Güreş
venedik bienali BasakDogaTemur edited
Başak Doğa Temür

Sanatçının pratiği fotoğraf, video, performans, heykel ve kumaş kolaj arasında gidip geliyor; toplumsal adaletsizlik, toplumsal cinsiyet rolleri ve kültürel kimlik kodları işin merkezinde.

venedik bienali

Avustralya Pavyonu, Giardini

Bu Bienal’in en çok konuşulan pavyonu olmaya aday. Lübnan doğumlu, Sidney’de yaşayan Khaled Sabsabi, Şubat 2025’te Avustralya’nın temsilcisi olarak açıklandı; beş gün sonra iptal edildi. Gerekçe, sanatçının 2007 tarihli bir filminde Hizbullah liderinin konuşmasına yer vermesiydi; Avustralya Senatosu’nda “aşırılıkçılığı destekliyor” diye tartışmaya açılmıştı. Sabsabi ve küratörü Dagostino sansür uygulandığını söyledi, sanat camiasından açık mektuplar ve yönetim kurulu istifaları geldi; beş ay sonra yeniden davet edildiler.

Sabsabi aynı zamanda ana sergide de yer alacak; Kouoh onu ölümünden önce seçmişti. Pavyonun adı “Conference of one’s self” yani kendi kendine konferans, kendi kendisiyle yüzleşme. Aylarca başkaları onun adına konuştu; şimdi söz onda.

venedik bienali Khaled Sabsabi khalil 6

Avusturya Pavyonu, Giardini

Florentina Holzinger, koreografiyi “Seaworld Venice” adıyla pavyon alanına taşımış. Holzinger, Avrupa’nın en sert ve en cesur sahne sanatçılarından biri; bedeni hem güzel hem acımasız bir araç olarak kullanan, seyirciyi rahatsız etmekten çekinmeyen biri. Neyle karşılaşılacağı belli değil ama Holzinger’in geçmişine bakılınca, nazik bir deneyim beklememek gerekiyor.

Danimarka Pavyonu, Giardini

1993 doğumlu Maja Malou Lyse, Danimarka’nın bu göreve seçtiği en genç sanatçı oldu. Projesi “Things to Come” bilim, kurgu ve pornografiyi aynı çerçevede ele almış; farklı imge sistemlerinin gelecek tasavvurlarını nasıl biçimlendirdiğini soruyor, cevap vermiyor. Seçildiğinde söylediği cümle her şeyi özetliyordu: “Bienale sivri topuklarımla gireceğim”.

Bahamalar Pavyonu, San Trovaso Art Space / Dorsoduro

Bahamalar’ın Venedik’e ikinci gelişi bu; ilki 2013’te olmuş. Bu kez iki sanatçı ile yerini alıyor: 2024’te hayatını kaybeden John Beadle ve hâlâ yaşayan Lavar Munroe. İkisi de Bahamalar’ın en köklü sokak festivali Junkanoo’dan beslenmiş; karton, halat, tüy, atık kumaş… o rengarenk, gürültülü, her şeyi dönüştüren estetikten. Küratör Krista Thompson’a göre Beadle’ın 2015’te de Bahamalar’ı temsil etmesi planlanmıştı; mekân seçilmiş, fonlar son anda kesilmiş. O zaman kaçan fırsat şimdi gelmiş ama  Beadle olmadan. Pavyonun adı “In Another Man’s Yard: John Beadle, Lavar Munroe, and the Spirit of (Posthumous) Collaboration”. Geç kalmış bir temsil, gecikmiş bir veda…

venedik bienali 2026 Beverly Buchanan Courtesy of the Estate of Beverly Buchanan and Andrew Edlin Gallery New York 1
Beverly Buchanan / Fotoğraf: The Estate Of Beverly Buchanan &Amp; Andrew Edlin Gallery, New York

Suudi Arabistan Pavyonu

Dana Awartani, Filistin ve Suudi Arabistan kökenli, Londra’da yaşayan bir sanatçı. İslam sanatının geometrik desenlerine hâkim ve Türkiye’de tezhip sanatında icazet almış biri olarak el emeğini beceriden öte, kültürel hafıza ve direniş olarak okuyan biri. İşleri bakıldıkça açılıyor; ilk bakışta dekoratif gibi, ama zaman verince başka şeyler duymaya başladığınız türden. Bu pavyon büyük ihtimalle az kalabalık çekecek gibi; ama ziyaret edenlerin zihinlerinde yer edeceğe benziyor.   

venedik bienali 2026 NOLAN O DENNIS image 4 1
Fotoğraf: Nolan Oswald Dennis Studio

Ve tartışmaların ortasında iki pavyon:

Rusya Pavyonu

Rusya, 2022’den bu yana Bienal’e katılmıyordu. Bu yıl geri döndü. 50’den fazla genç müzisyen, şair ve filozofu bir araya getiren sergi “The Tree is Rooted in the Sky” adıyla yerini alacak. Yani gökyüzünde kök salmış ağaç. Toprağa değil, sonsuzluğa bağlanma iddiası… Rusya’nın mesajı ise; siyaset geçici, kültür kalıcı. Avrupa Komisyonu bu katılımı AB yaptırımlarının ihlali olarak nitelendirmiş; 2028 Bienali’ne ayrılmış 2 milyon euroluk fonu kesme sürecini başlatmış. Bir ayrıntı daha; pavyonun komiseri Anastasia Karneeva, Rusya’nın en büyük devlet savunma şirketi Rostec’in üst yöneticisinin kızı. Sanat mı, yumuşak güç mü; sınır bulanık. Pavyonun açılıp açılmayacağı hâlâ netleşmemiş durumda; AB’nin fon kesme kararı ve Ukrayna’nın vize engeliyle ilgili baskılar bienal açılışından sonra da gündemde kalmaya devam edecek gibi görünüyor.

2026 venedik bienali Caycedo We Save Our Seed Humane Ecology 2023 photo Tucker Blair 1
Caycedo / Fotoğraf: Tucker Blair

İsrail Pavyonu

2024 Bienali’nde İsrail pavyonu Gazze’deki savaş gerekçesiyle hiç açılmamıştı; sanatçı Ruth Patir ateşkes olmadan kapıları açmayacağını açıklamış, açmamıştı. Bu yıl farklı; pavyon açılacak. Ama nereye yerleştirildiği önemli: Kalıcı mekânı Giardini’de tadilat olduğu için, bu yıl Arsenale’ye taşınmış; Kouoh’un dayanışma manifestosunun, “In Minor Keys”in tam yanı başına…

Romanya doğumlu, Hayfa’da yaşayan heykeltıraş Belu-Simion Fainaru “Rose of Nothingness” (Hiçliğin Gülü) adlı bir su kurulumuyla yer alacak. Ortada siyah suyla dolu bir havuz, ona 16 borudan damlayan karanlık bir sıvı. Sayı Yahudi mistisizminden, Kabbalah’tan geliyor; dönüşümü simgeliyor. Siyah su ise Holokost şairi Paul Celan’ın en ünlü dizesine, “kara süt” imgesine gönderme. Fainaru “Sanat diyalog yeridir, dışlama değil” diyor; ama karşısında, pavyonunun Arsenale’ye taşınmasını protesto eden 200’e yakın sanatçı ve küratörün imzaladığı açık mektup var. Pavyon açılacak; ama sanatçıların protestosu ve pavyonun Arsenale’deki konumu etrafındaki tartışma bienal süresince gündemde kalmaya devam edecek gibi duruyor.

*Venedik, Mayıs’ta her yıl dünyanın en yoğun sanat trafiğini çekiyor; gondollar aynı yavaşlıkla ilerliyor ama kanalların ötesinde her şey çok daha gürültülü. Bu yıl farklı bir ağırlık var o gürültünün içinde. Bir küratör, kendi davet ettiği sanatçıları karşılayamadan gitti. Bir pavyon iptal edilip yeniden açıldı. İki ülkenin pavyonunun kapısının açık mı olacağı hâlâ belli değil. Bienal başkanı ise herkese kulaklık takıp Soul Sacrifice dinleyerek gezmesini öneriyor. Belki de bu kaosun içinde en doğru tavsiye bu; minör tonları duymak için önce majörü bir kenara bırakmak gerekiyor.

Klasikten Çağdaş’a: Viyana’da Mutlaka Görülmesi Gereken Müzeler

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var

Salone del Mobile Milano 2026: Hafızanın Öne Çıktığı Bir Sahne