Esra Uğurlu bugüne kadar 48 ülkeye seyahat etmiş bir gezgin. Gezmeye, alıştığımızın aksine seyahat etmesi kolay Avrupa ülkelerinden değil, direkt zor coğrafyalardan başlamış. Hatta bugüne kadar ne bir Avrupa ülkesi gezmiş ne de ABD’ye gitmiş. Çünkü onun mantığı vize edinmek için para ve zaman harcamayı kabul edemiyor. Yaşamın standart olduğu gezmesi kolay ülkeler de ilgisini çekmiyor.

Dünyanın gerçekten ne kadar küçük olduğunu beş yıl önce gezgin Esra Uğurlu’yla tanıştığımda anladım. 2019 yılında, birçok gezgini takip ettiğim yıllarda Esra’yı da takip etmeye başlamıştım. Paylaşımları benim için çok merak uyandırıcıydı çünkü o sırada Peru’da, Amazon Ormanları’nın diplerinde bir köyde kalıyordu. Çok kısıtlı internetiyle filmlerde dahi görmediğimiz bir dünyadan bildiriyordu.

Aynı anda üniversiteden bir arkadaşım Umut Çor da gerçek bir dünya turu yapmak için yola çıkmıştı ki tesadüf eseri aynı anda o da Amazon Ormanları’ndaki bir köyde köylülerin misafiriydi. Bunu fark edince o kadar heyecanlandım ki kendimi durduramadım ve hiç tanımadığım Esra’ya “Yakınlarında bir Türk daha var biliyor musun?” diye sorup ikisinin bir araya gelmesine yardımcı oldum. Esra ve Umut seyahatlerine bir süre birlikte devam ettiler sonra da kendi yollarına revan oldular.

Beş yıl önceki bu ilginç tanışmadan sonra ben takip ettiğim bir sürü gezgini kendimce birçok sebeple listemden çıkardım. Ancak Esra’dan hiçbir zaman vazgeçmediğim gibi her seyahatini sanki ben yapacakmışım gibi iple çeker oldum. Sağolsun, ne zaman seyahatiyle ilgili bir soru sorsam ya da yorum yapsam hiçbirini yanıtsız bırakmadı. Bir süre sonra onu sanki yıllardır görüşmediğim çok eski bir arkadaşımmış gibi hissetmeye başladım. Halbuki birbirimizi bir kere bile yüz yüze görmemiş, telefonla dahi konuşmamıştık.

Esra Uğurlu - Baobab Yolu Madagaskar
Esra Uğurlu – Baobab Yolu Madagaskar

Esra’yla röportaj yapmaya karar verdiğimden bu yana seyahatlerinin neden bağımlısı olduğumu ve en önemlisi kendime niye bu kadar yakın hissettiğimi düşünüp durdum ve sanırım sonunda sebebi buldum. Bence sebep Esra’nın postlarındaki alt mesajlarda, dünyayı gezmek için öyle çılgın ve köklerinden bağımsız bir insan olmanın hiç de gerekmediğini göstermesiydi.

Mesela şöyle anlatayım: Bir yandan Everest tırmanışında canı yanmasına ve çok üşümesine rağmen, yol arkadaşları çoktan vazgeçip geri döndüğü halde hedefine ulaşmayı başaracak kadar kararlı, ’da favelalarda kalacak, ’ın deniz çingeneleriyle günlerce aynı sofrayı paylaşacak ya da ’da çamurdan yapılmış bir evde misafir olacak kadar gözükara bir insan. Ama bir yandan da uzun seyahatine çıkmadan önce evdeki babası için yemekler hazırlayarak buzlukta depolayan ve her seferinde “evim” dediği Türkiye’ye geri dönmek üzere yola çıkan bizim gibi, köklerinden vazgeçemeyen bir insan.