Serdar Biliş ile yeni oyunu “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nü konuştuk.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın kült romanı Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Serdar Biliş yönetmenliğinde tiyatro sahnesine taşındı. Hayri İrdal’a Serkan Keskin’in hayat verdiği tek kişilik oyunda Keskin, romandaki diğer karakterleri de canlandırıyor. Hayri İrdal’ın zihninden maziye doğru açılan bir pencereyle seyirci, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şiirsel dilinden iki uygarlık arasında kalan bir toplumun dönüştüğü yıllara doğru yolculuğa çıkıyor. Serdar Biliş’le oyundan önce bir araya gelip “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nün yolculuğunu konuştuk.

Serdar Biliş
Serdar Biliş
Fotoğraflar: Serkan Eldeleklioğlu

Tiyatroyla yolunuz nasıl kesişti?

Tiyatroyla yollarımız çok uzun yıllar önce kesişti. Londra’ya tiyatro okumaya gittim, uzun süre orada yaşadım. 2010’dan sonra da İstanbul’a gidip gelmeye başladım. Bir süredir de İstanbul, Londra ve İtalya’da çalışmaya devam ediyorum.

“Romandaki tüm şahsiyetlerin Hayri İrdal’ın bedenine ve sesine karıştığı, harmanlandığı, tek kişinin bütün şahsiyetlerle yüzleştiği bir sahne dili oluşturduk.”

Romanı sahneye uyarlama fikri nasıl doğdu?

Hep istediğim bir projeydi, Saatleri Ayarlama Enstitüsü çok sevdiğim bir romandır. Etrafında değişmekte olan toplumsal hareketleri ve zamanı kendi gözlem yeteneğiyle irdeleyen, okuyucusuyla tatlı ve hiciv dolu bir ilişki kuran Hayri İrdal karakteri ilgimi çekiyordu. İrdal’ın sahnede seyirciyle bir ilişki kurabileceğini düşündüm. Uyarlarken de Tanpınar’ın diline çok müdahale etmeden biraz şekillendirmeye çalıştım. Sanki her şey Hayri İrdal’ın hayatının bir film şeridi gibi hatırlamasıyla akıyor oyunda. Geçmişi hatırlıyor, onu tekrar zihninde canlandırıyor. Bütün geçmiş, onu var eden bütün şahsiyetler Hayri İrdal’ın zihninde, bedeninde ve sesinde tekrardan var oluyor. Romandaki tüm şahsiyetlerin Hayri İrdal’ın bedenine ve sesine karıştığı, harmanlandığı, tek kişinin bütün şahsiyetlerle yüzleştiği bir sahne dili oluşturduk.

Yazma süreci nasıldı?

Çalışmaya pandemiden önce başladım fakat salgın araya girince ertelendi. Ancak bu ertelenmeyle birlikte romanla çok hemhal olma fırsatım oldu. Romanın dünyasında çok uzun süre kaldım, demlendim ve dilini öğrendim. Romanı iyi bilmek, sevmek, aşkla bağlanmak onu demlerken ve filtrelerken çok etkili oluyor. Yavaş yavaş, elekten geçerek kendini buldu oyun. İskeletin Hayri İrdal’ın bir çeşit Halit Ayarcı’ya dönüştüğü yolculuğun ve yaşadığı gelgitlerin olması icap eder diye düşündüm. Hayri İrdal’ın dibe vurmuş hayatı, velinimeti olarak gördüğü Halit Ayarcı’yla karşılaşmasından sonra çok hızlı dönüşüyor. Bu dönüşümü, toplumdaki dönüşümü esas alarak vermeye çalıştım. Çok hacimli bir roman tabii, metni hazırlarken bazı karakterler ve bazı sahneler “Ben olmasam da olur!” diyerek kendini uçaktan attı.