Global bağımsız saat markalarından H. Moser & Cie’nin CEO’su Edouard Meylan, geçtiğimiz günlerde Sami Saat ile birlikte düzenledikleri Türkiye’deki ilk lansmanları için İstanbul’daydı. Lansman öncesi bir araya geldiğimiz Meylan ile saatçilik dünyasıyla yolunun nasıl kesiştiğini ve Moser & Cie.’yi konuştuk.

Fotoğraflar: Serkan Eldeleklioğlu
Saat dünyasıyla yolunuz nasıl kesişti?
Saatçiliğin içinde büyüdüm, ailem birkaç kuşaktan beri saatçilikle uğraşıyor. Babam yıllarca Audemars Piguet’de çalıştı. İsviçre’de hemen herkesin saatçilik yaptığı küçük vadilerden birinde geçti çocukluğum. Üniversite yılları gelince ise yetiştiğim yerde herkesin yaptığından farklı olarak mühendislik okumaya karar verdim. Okulu bitirdikten sonra bir süre yönetim danışmanlığında çalıştım. Ne var ki, en nihayetinde benim yolum da saat dünyası ile kesişti.
Saat dünyasına ilk adımımı satış-pazarlama kısmına atarak başladım, ilk işim Asya’daydı. Sonrasında işin teknik ve iş kısmını öğrenmek için MB&F’e geçtim. H. Moser & Cie.’yi ise kardeşimle birlikte on sene önce, Ekim 2012’de satın aldık. Tarihi çok eski olan markanın iflasa gittiği bir dönemdi. Bir aile şirketi kurarak bu çöküşü tam tersi yöne çevirdik. Şirketin yönetim kurulu başkanlığını ise şu anda babam yürütüyor.
Saatlerde sizi heyecanlandıran şey nedir?
Objelere düşkün biriyimdir; detayları, ince işçiliği, geleneksel ve tarihi dokuları görmeyi severim. Ve tüm Moser saatlerinde de saydığım bu özellikleri yansıtmaya çalışıyoruz. Mekanizmalarımızın finisajlarına ya da kasalar ve kadranlardaki işçiliğe baktığınızda geleneksel olanı fazlasıyla yansıttığımızı göreceksiniz. Ve tabii, her biri aynı zamanda oldukça modern saatler. Hem geleneksel hem de çağdaş olanı bir araya getirmesi H. Moser & Cie.’yi özel kılıyor. Bu, aynı zamanda Moser’in beni en çok heyecanlandıran yanı.
Edouard Meylan: “Hem geleneksel hem de çağdaş olanı bir araya getirmesi H. Moser & Cie.’yi özel kılıyor.”
Bağımsız bir saat markası olmak hakkında ne düşünüyorsunuz?
Şahsen bağımsız bir saat markasında olmayı çok seviyorum. Sektörde bağımsız bir saat markası olarak var olmak, istediğinizi yapabileceğiniz özgür bir alan yaratıyor, ki Moser & Cie. olarak gerçekten çok yaratıcı saatler tasarlıyoruz. Kasasında İsviçre peyniri kullanarak yaptığımız Swiss Made modelini hatırlıyorsunuzdur. Bir başka örnek ise Apple saatleri tarzında ürettiğimiz model mesela. Sektördeki pek çok marka Apple saatlerine karşıyken böyle bir model üretebilmek cesaret isteyen bir adımdı. İşte bağımsız bir saat markası olmak, böyle riskler alabilmenin özgürlüğünü veriyor.









