Son derece sert, huzursuz edici ve yüksek frekanslara sahip The Substance filmini izlediyseniz ekran başından ayrılmayın. Kalıpları yıkan filmlerle devam ediyoruz.

Genç ve yaşlı. Güzel ve çirkin. Başarılı ve yetersiz. Listeyi epey uzatabiliriz. Fakat takdir edersiniz ki hayat “iyi” ve “kötü” kadar keskin çizgilerle açıklayamayacağımız kadar karmaşık bir mesele. Olayları siyah ve beyaz olarak adlandıramayacağımızı da uzun zaman önce öğrendik. Fakat görülmek ve onaylanmak için bir kalıba sığmayı gerektiren toplumlarda büyümek, biraz da öğrendiklerimizi unutmak demek. Dışarıdan beğenildiğimiz biçimde güzel, onaylandığımız ölçüde başarılı, gerektirdiği oranda kusursuz olmayı istemek demek. Ve nihayetinde bunlar bir takıntıya dönüştüğünde; o siyah ve beyaz arasında kalan, insanın kendi kendisiyle ilişkisini besleyen gri, belirsiz, bazen tuhaf, neşeli veya hüzünlü anları kaçırmak, kalıpların içinde sıkışmak, hatta boğulmak demek.

the substance 06
The Substance

Fransız yönetmen Coralie Fargeat, Revenge’in (2017) ardından ikinci uzun metrajı olan The Substance filmiyle tam da bunların yaratacağı hayati tehlikeye işaret ediyor. Filmde eski Hollywood yıldızı, şimdilerin popüler TV aerobik eğitmeni Elizabeth Sparkle, 50. yaş gününde zorba yöneticisi tarafından kovulur. Onu bir zamanlar sevenlerin gözünde eskisi kadar güzel ve ışıltılı olmadığı gerçeğiyle baş başa kalır. Spot ışıkları bir günde üzerinden kalkmıştır.

Kendisini öyle uzun zamandır televizyon ve şov dünyasının tek boyutlu standartlarıyla değerlendiriyordur ki elinden kayıp gidenler onun uçurumun kenarına sürükler. Film ona tam da o saniyelerde bir el uzatır ve kendisinin daha iyi bir versiyonunu yaratacağını iddia eden bir tür yaşlanma karşıtı tedavi yöntemi sunar. Fakat o pek de dostane bir el değildir. Elizabeth başta tereddüt eder ancak nereye baksa, kiminle konuşsa eskimiş bir oyuncak gibi hissetmesiyle kendini panik içinde tedavinin kollarına bırakır. Bu, kaçınılmaz sonun başlangıcı olur. Kendisinin daha genç ve güzel hali Sue, Elisabeth’i bir tür parazit gibi içten içe yemeye başlar. Ta ki yok edene dek.

the substance 04
The Substance

Dağıtımcılığını Mubi’nin üstlendiği film Türkiye’deki ilk gösterimini yaptığı ’nden beri birçok tartışmanın odağında. Derdini bir biçimde aktarmayı becermiş her filmin olduğu gibi, seveni de var yereni de. Fakat şu bir gerçek ki Fargeat üzerine konuşulmaya değer, etkisi kalıcı bir iş ortaya koyuyor. Esasen yaptığı yepyeni bir şey de değil. Klasik güzellik ve toplum normlarını sorgulayan filmler daha önce pekala yapıldı. The Substance belki de, söyleyeceğini söyleme biçiminin çekincesizliğiyle kendine farklı bir yer ediniyor.