Palme d’Or bu yıl kime gidecek? Hangi film kaç dakika alkışlanacak? Gece yarısı gösteriminden kim ağlayarak çıkacak, hangi film hiç beklenmedik yerden patlayacak. Bunları konuşmak için tek bir yer var; Cannes Film Festivali 2026. 23 Mayıs’a kadar palmiyelerin gölgesindeyiz.

Afiş Meselesi: Özgürlük, Evet Ama Kimin İçin?

Önce afişten başlayalım çünkü bu yılki tercih hem çok güzel hem de biraz düşündürücü. Hartland Villa tasarımı resmi afiş, Ridley Scott’ın Thelma & Louise setinden siyah-beyaz bir fotoğrafı taşıyor. Geena Davis ve Susan Sarandon, üstü açık 1966 Ford Thunderbird’ün üzerinde. Film tam 35 yıl önce, 20 Mayıs 1991’de Cannes’da dünya prömiyerini yapmıştı; o yılın kapanış filmi olarak. Görselin gücünü inkar edemezsiniz. İki kadın, bir araba, o bakış. Sinema tarihinin en ikonik kadrolarından, kadrajlarından biri şüphesiz.

Ama şunu da sormak lazım: Festival bu afişle kadın odaklı sinemayı mı kutluyor, yoksa vicdanını mı rahatlatıyor? Çünkü bu yılki ana yarışmaya bakın. 22 film, beş kadın yönetmen. Kalan 17 erkek. Thierry Frémaux bunu “üç kıtadan seçki” diye sunarken feminist sinemanın gözbebeği Thelma & Louise’i afişe koyuyor. Geleceğe değil geçmişe bakarak özgürlük kutlanmıyor mu bu biraz? Festival Başkanı Iris Knobloch döneminde söylemde ilerleme var, pratikte henüz fazla değil. Neyse. Afiş gerçekten çok güzel.

cannes Cannes Poster 2026
Cannes Film Festivali 2026’Yla İlgili Bilmeniz Gereken Her Şey

ri: Park Chan-wook’un Sofrası

Jüri başkanlığına Güney Koreli yönetmen Park Chan-wook getirildi. Oldboy, The Handmaiden, Decision to Leave… Filmografisi zaten bir argüman. Cannes’la geçmişi de sağlam: Oldboy ile Grand Prix, Decision to Leave ile En İyi Yönetmen. Park’ın jüri başkanlığının ne anlama geldiğini çözmek çok zor değil. Palme d’Or bu yıl büyük ihtimalle rahat izlenen, kolay sindirilen bir şeye gitmeyecek. Biçimsel cesaret, ahlaki karmaşıklık, o “bir dahaki sahne ne olacak” endişesi. Bunları seven bir masa kurulmuş.

cannes liz
Fotoğraf: Express Newspapers (Getty Images)

Yanındakiler de İlgi Çekici

Demi Moore: The Substance’tan bu yana her şey değişti onun için. 2024 Cannes’ında o filmin galasında çekilen fotoğraflar hâlâ akılda. Coralie Fargeat’ın o çılgın, bedene dair manifestosunda oynadıktan sonra jüri koltuğuna oturmak tam da bu festivalin sevdiği türden bir döngü.

Chloé Zhao: Nomadland ile En İyi Film ve Yönetmen Oscar’ı, Hamnet ile Jessie Buckley’e Oscar… Masanın en sessiz ama en çarpıcı ismi muhtemelen o.

Stellan Skarsgård: Geçen yıl Joachim Trier’in Sentimental Value’suyla Cannes’ı salladı, Oscar adaylığı geldi. Breaking the Waves’ten beri Croisette’in adamı zaten.

Ruth Negga: 2016’da Loving ile hem Cannes’a hem Oscar’a uzandı. Kırmızı halı fotoğraflarında da hep o “ben burada doğru sebepten varım” hissi.

Isaach De Bankolé: Claire Denis, Jim Jarmusch, Chocolat, Ghost Dog. Film festivalinin hafızasının bir parçası.

Paul Laverty: Ken Loach’un 30 yıllık senaryo ortağı. Loach’un iki Palme d’Or kazanan filmini yazan kişi (The Wind That Shakes the Barley ve I, Daniel Blake). Masada sosyal sinema pusulası.

Laura Wandel ve Diego Céspedes: İkisi de Un Certain Regard’dan ödülle ayrılmış, ikisi de Cannes’ın yeni neslini temsil ediyor.

Dokuz kişi, dört kıta, çok farklı sinema dilleri. Park bunları bir arada tutabilirse ilginç bir Palme d’Or tartışması bekleniyor.

Cannes Film Festivali 2026’yla İlgili Bilmeniz Gereken Her Şey
The Electric Kiss

Açılış, Kapanış, Onursal Palme’lar

Açılış ve kapanış törenlerini Fransız oyuncu Eye Haïdara sunuyor.

Açılış filmi Pierre Salvadori’nin The Electric Kiss’i (Venus Electrificata). Fransızca bir dönem komedisi. Festival genelde yerli bir filmle açıyor, gelenek bozulmadı.

Onursal Palme d’Or — Peter Jackson: 12 Mayıs açılış gecesi, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin ustasına teslim edilecek. Jackson’ın Cannes’la köklü bir geçmişi yok ama popüler sinema tarihine katkısı tartışmasız.

Onursal Palme d’Or — Barbra Streisand: EGOT sahibi, yani Oscar, Emmy, Grammy ve Tony’nin tamamını kazanmış sanatçılardan biri. Kapanış töreninde, 23 Mayıs’ta ödülünü alacak ve ilk kez Cannes’a geliyor. Frémaux onu “Broadway ile Hollywood arasındaki efsanevi sentez” diye tanımlamış. Yanlış bir kelime yok.

Ön gösterim: 12 Mayıs’ta Debussy Tiyatrosu’nda Guillermo del Toro’nun Pan’s Labyrinth’inin (2006) yeni 4K restorasyonu. Filmin Cannes prömiyerinin 20. yıldönümü.

Ana Yarışma: Palme d’Or Kimin?

Bu yıl 2.541 uzun metraj film başvurdu. 10 yıl öncesiyle kıyaslandığında rakam, tam 1.000 adet fazla. 141 ülkeden başvuru bulunuyor ve bunların içinden 22’si seçildi. Amerikalı stüdyo filmlerinin yokluğu dikkat çekiyor. Frémaux bunu “stüdyolar artık bu tür sinema üretmiyor” diye geçiştirdi ama gerçekte Cannes’ın yıldız kovalayan dönemi geride kalıyor, sinema yazarlığı ön plana çıkıyor. Öte yandan Un Certain Regard ve paralel bölümlerde Amerikan bağımsız sineması hâlâ var.

cannes Bitter Christmas alt
Bitter Christmas

Yarışmada Öne Çıkan İsimler

Pedro Almodóvar Bitter Christmas (Amarga Navidad): Festivalden önce prömiyerini yapmış tek yarışma filmi. Queer Palm adayı. Almodóvar’ın Cannes’a her gelişi kendi başına bir olay.

Ryusuke Hamaguchi — All of a Sudden: Drive My Car ile Oscar kazandı, dünya onu böylece keşfetti. Yeni filminin adı bile Hamaguchi sinemasının özü gibi: birdenbire. Kadroda bu kez Fransız bir oyuncu da var: Virginie Efira.

Asghar Farhadi Parallel Tales: İranlı ustanın yarışmaya dönüşü. Farhadi filmlerinde yargı, suçluluk, aile sırrı izliyoruz. Bu sefer çok katmanlı bir anlatı yapısıyla.

Cristian Mungiu Fjord: 4 Months, 3 Weeks and 2 Days ile bu yönetmenin adını bilmek artık bir sorumluluk. Romanya’dan İskandinav coğrafyasına uzanan bir ortak yapım. Merak uyandırıyor çünkü Renate Reinsve ve Sebastian Stan bir arada.

Paweł Pawlikowski Fatherland (Vaterland): Ida ve Cold War’ın ustası. Başlık tek başına bir bildiri. Siyah beyaz estetiğe olan tutkusuyla bilinen yönetmenin filminin başrolünde Sandra Hüller var. Adı şimdiden Oscar yarışında anılıyor En iyi Kadın Oyuncu dalında.

cannes all of a sudden
All Of A Sudden

Na Hong-Jin Hope: The Wailing’den bu yana 10 yıl geçti. O 10 yılda ne yaptı? Neredeyse hiçbir şey, ve bu onu daha da gizemli kıldı. İçeriği sıkı sır. Adındaki ironi ya da umut, filmin tonuna göre her şeyi değiştirebilir. Kadro nefis. Alicia Vikander, Jung Ho-yeon, Taylor Russell ve Michael Fassbender.

Hirokazu Kore-eda — Sheep in the Box: Kutu metaforuyla başlayan bir Kore-eda filmi, aile ve hapsolma üzerine.

Andrey Zvyagintsev Minotaur: Sürgündeki Rus yönetmenin Fransa-Letonya-Almanya ortak yapımı. Leviathan ve Loveless’tan sonra labirent ve kurban teması… Festivalin favori yönetmenlerinden.

Lukas Dhont Coward: Close ile 2022 Grand Prix’sini kazandı. Queer Palm adayı. Belçika’nın sinema dünyasına en büyük armağanlarından biri olmaya devam ediyor.

László Nemes Moulin: Son of Saul ile Oscar kazanan Macar yönetmen. Moulin Rouge mu, değirmen mi? Nemes’in karanlık tarih ilişkisi düşünüldüğünde her ikisi de ciddi bir yük taşıyor.

James Gray — Paper Tiger: Frémaux önce listede olmadığını ima etti, sonra doğruladı. Gray’in Ad Astra ve Armageddon Time çizgisi devam ediyor gibi görünüyor — otobiyografik, ağır, dürüst.

Valeska Grisebach — The Dreamed Adventure: Western (2017) ile çok az şeyle çok şey anlattı. “Hayal edilmiş macera” ifadesi gerçeklik ile kurgu arasında bir yerde duruyor. Tam Grisebach alanı.

cannes fatherland
Fatherland

Los Javis — The Black Ball (La bola negra): Javier Ambrossi ve Javier Calvo, Veneno ve La Mesías ile İspanya’nın televizyon dünyasını defalarca sarstı. Büyük ekranda ilk kez var olacaklar. Queer Palm adayı.

Ira Sachs — The Man I Love: Sachs’ın Queer Palm adayı bu filmi ABD-Fransa ortak yapımı. Yönetmenin tanıdık teması: şehir, bağ, ayrılık ve gecikmiş pişmanlık. Rami Malek başrolde.

Marie Kreutzer — Gentle Monster: Corsage ile 2022 Cannes’ında En İyi Oyuncu adaylığı kazanan Avusturyalı yönetmenin yeni filminde Lea Seydoyx başrolde. Festivalin nadir kadın yönetmenlerinden.

Arthur Harari — The Unknown (LInconnue): Onoda – 10,000 Nights in the Jungle, Anatomy of a Fall ve Diamant Brut’un ortak yazarının ilk solo yönetmenlik deneyimi.

Un Certain Regard: Asıl Sürprizler Burada

Ana yarışmanın gözde bölümü genellikle Un Certain Regard oluyor, çünkü risk oraya sığıyor. İyi yönetmenler ve filmler keşfetmek isteyenlerin esas bakmaları gereken bölüm burası.

Jane Schoenbrun — Teenage Sex and Death at Camp Miasma: Bölümün açılış filmi. I Saw the TV Glow ile queer korku sinemasına bambaşka bir ses katan Schoenbrun, bu kez Hannah Einbinder (Hacks) ve Gillian Anderson (Sex Education) ile geliyor. Başlık bile bir manifesto.

Jordan Firstman Club Kid: Yönetmen kendi filminde de oynuyor. Cara Delevingne, Diego Calva, Eldar Isgandarov. İlk uzun metraj.

Judith Godrèche — A Girl’s Story (Mémoire de Fille): Cannes’ın belki de en yüklü anı bu olabilir. Godrèche, Fransız film endüstrisindeki cinsel istismar anlatısını kamuoyuyla paylaştıktan sonra ilk uzun metrajıyla geliyor. Hem kişisel hem politik.

cannes Teenage Sex and Death at Camp Miasma
Teenage Sex And Death At Camp Miasma

Yarışma Dışı: Beklenmeyenler

John Travolta bu yıl Cannes Première’de yönetmen koltuğunda. Propeller One-Way Night Coach, onun ilk uzun metraj yönetmenlik denemesi. Evet, doğru okudunuz.

Steven Soderbergh’in John Lennon: The Last Interview’u Özel Gösterimler’de. 1980’de öldürülmeden önceki son röportajları konu alıyor. Soderbergh’in belgesele yaklaşımı ne kadar sıradışı olur, merak konusu. Ron Howard’ın Avedan’ı da (ünlü Fransız fotoğrafçı üzerine) aynı bölümde.

Gece yarısı gösterimlerinden: Yeon Sang-ho’nun (Train to Busan) yeni korku filmi Colony, Quentin Dupieux’nün Full Phil’i. Cannes’ın geç saatleri zaten hep en eğlencelisiydi.

Nicolas Winding Refn’in Her Private Hell adlı Danimarka-ABD ortak yapımı, Andy Garcia’nın yönetmen koltuğuna geçtiği Diamond ve Guillaume Canet’nin Karması bu bölümde gösterilecek.

cannes JOHN LENNON THE LAST INTERVIEW Steven Soderbergh  1
John Lennon: The Last Interview

Cannes Classics: Hafıza Bölümü

Bu yılki Classics seçkisi üretim tasarımcısı Dean Tavoularis’in anısına adandı.

Ön gösterim olarak del Toro’nun Pan’s Labyrinth’i (2006) yeni 4K restorasyon kopyasıyla geliyor. Andrzej Wajda’nın Man of Iron’ı (1981) ve Chen Kaige’nin Farewell My Concubine’i (1993); her ikisi de Palme d’Or kazanmış klasikler, restore edilmiş kopyalarıyla programda. Sovyet-Ermeni sinemacı Artavazd Peleshyan’ın beş sessiz kısa filmini bir araya getiren “Peleshyan Project” ise başlı başına bir keşif fırsatı.

Ve evet, Fast and the Furious (2001) gece yarısı özel gösterimi olarak Classics programında. 25. yıl dönümünde. Cannes’ın kendisiyle dalga geçip geçmediğini hâlâ çözmeye çalışıyoruz.

Kering Women in Motion: Julianne Moore, 40 Yıl, Bir Ödül

17 Mayıs akşamı Kering’in Women in Motion töreni var — festivalin en parlak yan etkinliklerinden biri.

Bu yılın ödülü Julianne Moore’a gidiyor. Ve bu, laf olsun diye söylenen bir şey değil.

Moore, Berlin, Venedik ve Cannes’dan En İyi Oyuncu ödülü alan ilk Amerikalı kadın. Berlin’de Far from Heaven, Venedik’te The Hours, Cannes’da ise 2014’te Maps to the Stars ile. Üç büyük Avrupa festivalini de fethetmek. Bunu yapabilmek çok nadir bir doğa olayı ve Moore dışında sadece bir, iki kişi daha. Mesela Juliette Binoche.

Cannes başkanı Iris Knobloch’un sözleri çok iyi özetliyor: “Kırk yıldır rahatsız eden, çözümsüz acı çeken karakterler seçti. Daha önce var olmayan bir alanı ekranda talep etti.” Yani Moore’un kariyer seçimleri tesadüf değil, bir tutum.

cannes Julianne Moore Bottega
Julianne Moore

Son dönem filmleri: Todd Haynes’in May December’ı, Pedro Almodóvar’ın The Room Next Door’u, Apple TV+’ın Echo Valley’i. Önümüzdeki dönemde Jesse Eisenberg’in A24 müzikali var. Durmuyor.

Yanı sıra İtalyan yönetmen Margherita Spampinato da Emerging Talent Award alıyor. Gioia Mia adlı ilk uzun metrajıyla Locarno’dan iki ödülle dönmüştü. Ödüle eklenen 50.000 Euro hibe, bir sonraki projesi için.

Kering bu törenle aynı zamanda moda dünyasını da Croisette!’e bağlıyor. Gucci, Saint Laurent, Bottega Veneta; grubun markaları için bu gece sadece bir ödül töreni değil, sezon açılış bildirisi.

Bilgi Değeri Yüksek Detaylar

Bir akşam yemeğinde işe yarayabilecek türden:

  • Geçen yılın Palme d’Or’unu Juliette Binoche jürisi verdi, İranlı Jafar Panahi’nin It Was Just an Accident’ına.
  • Paul Laverty, Ken Loach ile tam otuz yıldır çalışıyor. Loach’ın iki Palme d’Or kazanan filminin ikisini de yazdı.
  • Thelma & Louise, Cannes’da yarışma dışı gösterilmesine rağmen altı Oscar adaylığı aldı. En İyi Özgün Senaryo’yu Callie Khouri kazandı.
  • Eleştirmenler Haftası bu yıl 65. edisyonunu kutluyor ve tarihinde ilk kez bir animasyon filmiyle açılıyor: Phuong Mai Nguyen’ın In Waves’i.
  • Immersive Competition bu yıl Carlton Oteli’nde, 200 kişilik gruplar için tasarlanmış yeni bir yapıyla geliyor. Sanal gerçekliği çoktan aşmış bir format.
  • Jacob Elordi, ayağındaki sakatlık sebebiyle son dakika jüriden ayrıldı.
  • Önceki yıllarda onursal Palme d’Or alanlar arasında Agnès Varda, Marco Bellocchio, Jodie Foster, Meryl Streep, Robert De Niro ve Tom Cruise yer alıyor.
cannes 01

Moda: Croisette Ne Giyecek?

Cannes’ın kırmızı halısı, sinema festivallerinin en büyük moda sahnesinden biri olmayı sürdürüyor. Bu yılın görsel dilinin, afişten ilham aldığı açık: siyah-beyaz kontrastı, yol filmi özgürlüğü ve ikinci dalganın feminist estetiği. Jüri listesine bakıldığında, Demi Moore’un The Substance dönemi sonrası kırmızı halı tercihleri büyük merakla bekleniyor.

Chloé Zhao ise akademik zarifliğiyle birlikte her zaman minimal tercih yaparken, Ruth Negga kırmızı halının en tutarlı estetik risk alıcılarından biri olarak dikkat çekiyor. Kering varlığı da moda boyutuna özel bir anlam katıyor: Women in Motion töreni, Gucci, Saint Laurent ve Bottega Veneta başta olmak üzere grubun markalarının müşterilerini kıyafet tercihleri aracılığıyla Cannes söylemine dahil ettiği bir an haline geliyor. Afişteki Thelma & Louise tonunda denimden kesik deri ceketlere uzanan bir 90’lar geri dönüşü beklentisi gerçekleşirse, bunu ilk Demi Moore’un kırmızı halıda doğrulayacağına dair tahminler şimdiden dolaşımda.

Modaevlerinin cruise şovlarını Cannes takvimine bu kadar yakın planlaması tesadüf değil. Çünkü Croisette bir tür canlı lookbook gibi çalışıyor. Defilede görülen bir look, birkaç gün sonra kırmızı halıda yeniden karşımıza çıkıyor.

Bu kez işin heyecanı biraz daha büyük çünkü herkes Matthieu Blazy’nin Chanel için hazırladığı ilk couture parçalarının Croisette’te görünüp görünmeyeceğini bekliyor. Aynı şekilde Jonathan Anderson’ın Dior’daki ilk couture dönemi de Cannes dedikodularının merkezinde. Özellikle internetin “fashion x cinema” takıntısı düşünülünce, yeni dönem couture’lerin ilk büyük kırmızı halı anını Cannes’da yaşaması oldukça olası. Bugünün moda dünyasında artık bir koleksiyonun gerçek yeri defile değil zaten; internette milyon kez paylaşılan o tek kırmızı halı fotoğrafı.

Bakalım Greta Gerwig’in Margiela Artisanal, Bella Hadid’in heykelsi Schiaparelli’si gibi bizi kimler şaşırtacak.

Kapak Fotoğrafı: Neilson Barnard (Getty Images)

Minör Tonlarda Bir Venedik Bienali

Şıklık, Güç, Takıntı: Moda Dünyasını Anlatan Filmler

Almanya Sokaklarından Beyazperdeye Uzanan En İyi Filmler