Nick Payne’in “Takımyıldızları” oyununun sahneye taşınma serüvenini; metnin aşk ve olasılıklar ekseninde örülen dinamiklerini karakterlere hayat veren Kemal Kayaoğlu ve Özge Erdem aracılığıyla keşfediyoruz.

Gökyüzüne bakınca gördüğümüz takımyıldızları, aslında zaman içinde farklı noktalarda parlayan yıldızların oluşturduğu hayali şekiller. Peki ya insan ilişkileri de biraz böyleyse? Nick Payne’in kaleme aldığı Takımyıldızları, bilim ve aşkı buluşturan kurgusuyla tam da bu meseleyi didikliyor. Farklı evrenlerde kesişen yollar, sonsuz olasılıklar, küçük bir anın tüm geleceği değiştirme ihtimali; hepsi gökteki yıldızlar kadar rastlantısal olabilir. Oyunu orijinal dilinden çeviren Kemal Kayaoğlu ile yönetmenliğini üstlenen Özge Erdem’in sahnede hayat verdiği karakterler Roland ve Mary, bizi zamanlar ve mekanlar arası bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculukta seçimlerimizi, dünyamızı çevreleyen koşulları ve elimizden bir yıldız gibi kayıp giden ihtimalleri düşünmek ise kaçınılmaz. Oyunun bazen mizaha bazen neşeli bir romantizme, bazen de beklenmedik bir hüzne bürünen tonu seyirciyi yormuyor; aksine tanıdığımız bir hayatın içinden sesleniyor bize. Kimi zaman da iyi tanıdığımız repliklerle:

Hadi bir şeyler içmeye gidelim! Burada ne yapıyoruz ki zaten. Bir kadeh. Eğer bir daha görüşmek istemezsen, görüşmeyiz.

Paralel evrenlerde süzülen bu hikayenin izleyiciyle buluşma sürecini ve merak edilenleri, karakterlere hayat veren Özge Erdem ve Kemal Kayaoğlu ile konuştuk.

takimyildizlari
takimyildizlari 2

Bu hikayeyle yollarınız nasıl kesişti ve onu sahneleme niyeti nasıl doğdu?

KK: Bir süredir beğendiğim metinleri sahneye taşımak istiyordum. Nick Payne gibi kalemi son derece güçlü bir yazarın orijinal adıyla “Constellations” oyununu okuduktan sonra hemen çevirmeye başladım. Daha sonra geçmişte tiyatrosunda oynadığım sevgili yönetmen Mehmet Ergen’in bana önerisiyle çevirimi Özge’ye götürdüm ve kendisine “Takımyıldızları”nı birlikte sahnelemeyi teklif ettim. Özge’nin oyunu çok beğenmesiyle sahne arkası ekibini oluşturmaya başladık. “Takımyıldızları” vesilesiyle KAOS’u kurduk.