Melankolik ve cüretkar, sade ve görkemli, soğuk ama sıcak. İskandinavya soğuğunun insan ruhunda bıraktığı sıcak bir iz; kuzey cazı.

Uzak olanın cazibesi tartışılmaz. Bizde olmayanın çekiciliği, bilinmeyenin gizemi, erişilemeyenin -haliyle- getirdiği mübalağa… Bunları çeşitlendirmek, detaylandırmak mümkün. Ama gelin konuyu dağıtmadan kuzey cazına dönmeye çalışalım. Kuzey cazının “Kuzey cazı” olarak tarif edildiği zamanlar çok da eskilere dayanmıyor. Ve aslında şunu da hatırlamakta fayda var ki, kuzey cazı İskandinavya’nın güneyinde kalan bizler için bir anlam ifade ediyor. Yoksa bir İsveçliyle kuzey cazını konuşurken tahmin edersiniz ki bunun çok da bir anlamı yok.  

Kuzey Cazına Kuzeyde Ne Deniyor?

Kuzey Avrupa ülkelerinde de elbette İskandinav ülkelerinden çıkan caz müziğinin ortak bir adı var. Genelde “Nordic Jazz” olarak tarif ediliyor ama bizdeki kadar geniş bir kullanım alanı olduğu söylenemez. Kerteriz noktası olarak nereyi alıyor derseniz, o da biraz tartışmalı. Kimisi Norveç caz sahnesinin merkezde olduğunu söylüyor, kimisi İsveç’in. Haliyle kuzey kime göre kuzey, o da biraz göreceli.

kuzey cazi pedro netto d0y0wzmaXkU unsplash 1
Reykjavik’Te Bir Plak Dükkanı.

Ne Zaman Ortaya Çıktı?

Başta da yazdığımız gibi, kuzey cazının doğuşu çok da eskilere dayanmıyor. 70’li yılların başında Amerikalı müzisyenlerin domine ettiği caz dünyası kuzey cazını şekillendiren müzisyenlerle karşılaştığında kuşkusuz bu yeni bir nefes olmuştu. Kuzey Avrupa’nın özgün seslerine ilgi duyan ve ilk işbirliklerini yapan isim ise 1923 doğumlu caz müzisyeni ve teorisyeni George Russell oldu. Afro-Amerikan kökeni, kilise korolarında deneyimlenen kulakları zamanla onu caz dünyasının önemli isimlerinden biri haline getirmişti ki 1964 yılında ülkesindeki ayrımcılığa dayanamayarak İskandinav yarımadasına taşındı. Burada geçirdiği yıllar esnasında Jan Garbarek’ten Terje Rypdal’a sayısız isimle sahne aldı ve kuzeyli genç caz müzisyenleriyle işbirliği yaptı. Ancak daha önemlisi Russell bu dönemde “farklı ritmik davranış modlarının katmanları” olarak tanımladığı “dikey form” fikri üzerine çalıştı.

kuzey cazi News George Russell
George Russell – Credit: New England Conservatory

1968 yılında kaydettiği “The Electronic Sonata for Souls Loved by Nature”, Russell’ın yenilikçi yaklaşımı ve enstrümasyon konusundaki çalışmalarının banda kaydedilmiş hali gibiydi. Russell 1969 yılında New England Conservatory of Music in Boston’un başkanlığını üstlenmek üzere Amerika’ya geri döndüğünde hem teorileri hem de kuzey caz müzisyenlerinin ismi de yeni bir kıtada duyulur olmuştu. Hemen bir yıl sonra kaydettiği üç çalışma ise bir janrın ortaya çıkışını tasdik eder nitelikteydi. “Listen to the Silence”, Bill Evans’la birlikte kaydettiği “Living Time” ve Swedish Radio Jazz Orchestra ile birlikte kaydettiği “Vertical Form VI”. Üstelik aynı yıllarda kurduğu “Esoteric Circle” adlı grubun bugünkü kuzey cazının çekirdeğini oluşturduğu düşünülüyor.