Rafine zevkleriyle hayatlarını kusursuz bir şekilde kürate eden İtalyanların belki de tek bir eksiği vardı: Kültürleriyle özdeşleşen kahvelerinin “Made in Italy” etiketli olmayan kahve çekirdekleri! İşte bu değişiyor artık, değişen iklim ve kahveye hayran köklü bir ailenin girişimleriyle…

Hayatın yalın güzellikleri var. Bizi mutlu eden sade, tasasız deneyimler gibi. Günün her anına eşlik eden kahveler gibi. Ve kahvenin hayatımızdaki etkisi düşündüğümüzden çok daha derinlikli. Sosyolog Anthony Giddens kahve ve kültürünü toplumsal etkinliklerimizin parçası ve simgesel değere sahip bir tüketim aracı olarak görüyor: “Kahve içmenin törensel yönü çoğunlukla kahvenin kendisini tüketmekten çok daha önemlidir.

Pek çok Batılı için sabahları içilecek bir fincan kahve kişisel rutinin merkezinde yer alır. Çoğu kişi kahveyi, sağladığı ‘fazladan uyanıklık’ için içer. İşyerindeki uzun günler ve ders çalışmakla geçen geceler kahve molalarıyla daha çekilir hale gelir. Kahve alışkanlık yaratan bir maddedir. Kahvenin üretimi, taşınması ve dağıtımı, kahveyi içen insanlar arasındaki sürekli etkileşimleri gerektirir.”

dergi gorsel

Bu, sıradan ama birkaç yüzyıllık bir geleneğe sahip içecek son yıllarda gittikçe popüler oldu. Çekirdekler, demleme yöntemleri, harmanlar ve dolayısıyla “dalgalar” üzerine tartışır olduk. Kabul gören genelgeçer bilgilerin ne kadar yanlış olduğunu fark ettik, gizli hazineler keşfettik! “Tüketicilerin hangi çeşit kahveyi içecekleri ve nereden satın alacakları konusundaki seçimleri, yaşam biçimi tercihleri haline geldi,” diyor Giddens. Organik kahveler, kafeinsiz seçenekler, adil bir biçimde alınıp satılan kahveler, egzotik yeni aromalar, farklı coğrafyalar… Kahve endüstrisi bugün neticede 105 milyar dolarlık bir ekonomik hacme sahip dünya genelinde.