Bilekteki Yarış Makinesi: Richard Mille
“Saatçilik, tarih ve mirasla yoğurulur” diyen Richard Mille EMEA CEO’su Peter Harrison’la bilekteki yarış makinesinin sırrını keşfediyoruz.

Sadece yirmi yılın aşkın bir sürede saat dünyasında bir efsane haline geldiniz. Richard Mille saatlerinin sırrı nedir?
Richard Mille’in başarısı sınırları zorlamaya ve benzersiz bir marka kimliği geliştirmeye yönelik azminde yatıyor. Sadece saat üretmenin ötesinde tasarım, teknoloji ve performans açısından da cesur adımlar atmayı hedefliyoruz. Tabii tüm bunlar da bizi farklı kılarak Richard Mille’i yirmi yılı aşkın bir sürede efsane haline getirdi. Bize bu yolculukta eşlik eden yol arkadaşlarımızdan da bahsetmek isterim. 2010’dan bu yana bizimle olan, saatlerin tasarım ve teknik yönlerini şekillendirmede önemli rolü olan Rafael Nadal bu isimlerden biri. Darbelere, sıcaklık değişimlerine, basınca ve yüksek g-kuvvetine dayanıklı şekilde tasarlanan RM 27-05 Rafael Nadal, DNA’mızı yansıtan işbirliklerinden biri. Nadal’ın bu saati sahada takması, uğruna çabaladığımız hassasiyet ve dayanıklılığının bir kanıtı. Richard Mille saatleri, hassasiyet, ultra hafiflik, stil ve usta işçiliğini bir araya getiren eserler.
İhracat rakamlarına göre 2023’ü İsviçre saatçiliğinin altıncı markası olarak kapatmıştınız.
2024 nasıl geçti Richard Mille için?
2024’te özellikle Asya ve Orta Doğu gibi gelişmekte olan lüks saat pazarlarındaki güçlü konumumuzu korumaya devam ettik. Saatçilik sektörünün karşı karşıya olduğu zorlukların bilincinde olarak 2024’e net bir hedefle girmiştik: Olağanüstü, beklentilere meydan okuyan saatler üreterek lüks saatçiliğe öncülük etmek. Karbon TPT, safir ve titanyum gibi materyal kullanımımızın yanı sıra yenilikçi ve seçkinliğe dayanan yanımız sayesinde sektörün ön saflarında yer alıyoruz. Öte yandan saatlerde hem sanatı hem de ileri teknolojiyi görmeyi isteyen koleksiyonerlere de hitap edebiliyoruz. Başlıca hedefimiz, en son teknolojiyi ustalıkla birleştiren olağanüstü saatler üretmek. Başta Asya ve Orta Doğu olmak üzere kilit bölgelerde büyümeye devam ederken yarattığımız her parçada hassasiyet ve yeniliğin sınırlarını zorlamayı sürdüreceğiz.

Zaman pek çok şeyi değiştiriyor; ancak bir markanın DNA’sında hiç değişmeyen yapıtaşları da var. Bu sonsuz döngüde Richard Mille’in nesilden nesle aktarılacak DNA’sında neler yer alıyor?
Söylediğiniz gibi zaman kaçınılmaz olarak ilerliyor ve sürekli bir değişimi de beraberinde getiriyor; ancak marka olarak değişmeden gelecek nesillere aktarılacak bazı kodlarımız var. Saatçilik, tarih ve mirasla yoğurulur. Richard Mille’de bu güçlü kimliği, modernite ve yenilikçilikle yan yana getiriyoruz. Geleneği alışılmadık yöntemlerle dengelemek, değerlerimizin merkezinde yer alıyor ve daha hafif, daha dayanıklı ve çığır açan saatler yaratmak için kendimizi sürekli zorluyoruz. Nesiller boyu devam edeceğine inandığım bir diğer yanımız ise sporcuların bileğindeki en iyi arkadaşları yaratmaktaki başarımız. Ultra hafif malzemelere öncülük etmek için NTPT ile ortaklık kurmak bir devrim niteliğindeydi, böylece hafiflik vizyonumuzu hayata geçirebildik. Tıpkı sporcuların her geçen yıl rekorlar kırması gibi, biz de bu olağanüstü sporcuların zirvedeki saatçi ortağı olmak için zanaatımızı geliştirmeye gayret ediyoruz.
Bize işin mutfağından bahsedebilir misiniz? “Bilekteki yarış makineleri” nasıl yaratılıyor?
Bir Richard Mille saatinin yolculuğu bileğinize ulaşmadan üç-beş sene önce başlamış oluyor. İlk olarak yoğun bir araştırma ve tasarım süreciyle başlar; malzeme, teknoloji ve işçiliğin sınırları zorlanır. İkonik bir saatin temelleri bu aşamada atılır. İşin mutfağı olan en son teknolojiyle donatılmış tesislerimiz, kendi temel bileşenlerimizi üretmemize ve bizi sektörde farklı kılan öncü malzemeleri denememize olanak sağlıyor. Saatçiliğe kazandırdığımız karbon nanofiber ve Graph TPT® gibi malzemelerle son derece hafif ve dayanıklı saatler üretiyoruz. Genellikle havacılık ve uzay mühendisliğinden elde edilen bu malzemeler, ekstrem koşullara dayanacak şekilde özel olarak tasarlanır. Her bir saat, montajından son işlemine kadar tek bir saat ustasının eseridir. Tasarım ve malzemeler tamamlandıktan sonra saat ustası, uzmanlığını fabrikamızdaki makinelerle birleştirerek mekanizma ve kasayı taşlamak, cilalamak ve monte etmek için karmaşık bir el montajı sürecine başlar. Ve tabii bir parçası da test aşaması. Test yöntemlerimiz de en az işçiliğimiz kadar titiz ilerliyor. Teorik stres testlerinin ötesinde, her saat Mouton Pendule gibi özel makinelerle darbe testleri de dahil olmak üzere gerçek dünya denemelerinden geçiyor. Saatte 15 km/s’ye varan bu testler, saatlerimizin lüks bir eşyadan çok daha fazlası olduğunu garanti ediyor.

Richard Mille saatleri, en zorlu ortamlarda performans göstermek üzere üretilmiş birer başyapıt. Aynı zamanda horolojinin olanaklarını yeniden tanımlamaya olan bağlılığımızın bir örneği. Geleneksel saatçiliği korumaya verdiğimiz değerden de bahsetmek isterim. Vallée de Joux’daki ProArt II tesisimizde genç yeteneklerin titiz bir zanaat olan saatçiliği öğrenmeleri için bir çıraklık programı yürütüyoruz. Niyetimiz saatçilik tutkusunu beslemek, yüksek saatçilik mirasını gelecek nesillere aktarmak.
Röportajın devamını Armband Uhren Saatolog 2024-2025 sayısında okuyabilirsiniz.