Gösterişli yapıları ve geometrik formlarıyla öne çıkan Art Deco, yüzüncü yaşını ihtişamına yaraşır şekilde kutluyor.

Temiz çizgiler, güçlü geometriler ve iddialı bir estetik… Kimden mi bahsediyoruz, Art Deco’dan elbette. Bu yıl pastasının üstündeki yüz mumu üfleyen bu akıma yalnızca bir tasarım dili demek haksızlık olur; çünkü o 20. yüzyılın modernlik hayalini somutlaştıran görkemli bir anlatı. 1920’ler ve 30’lar boyunca mimariden modaya, mücevherden otomotive kadar uzanan bu etkileyici akım, bugün yüzüncü yılını kutlarken yeniden küresel bir ilgi odağına dönüşüyor ve birçok noktada yüzyıl dönümüne özel sergiler, sanatseverleri bekliyor.

Küresel Cazibe Art Deco’nun Doğuşu

Art Deco’nun resmi doğum tarihi olarak kabul edilen an çok net: 1925 yılında Paris’te düzenlenen Exposition Internationale des Arts Décoratifs et Industriels Modernes Sergisi. Akımın adını da buradan aldığı bu sergi, yalnızca Fransa için değil, tüm dünya için bir dönüm noktasıydı. Paris’te bir araya gelen 20 farklı ülkeden tasarımcı ve sanatçı, süslemeyi modernlikle buluşturan yeni bir estetik anlayış sundular. Émile-Jacques Ruhlmann’ın sofistike mobilyaları, Jean Dunand’ın lake panelleri ve Pierre Chareau’nun yenilikçi tasarımları, Art Deco’nun iddiasını daha ilk anda ortaya koyuyordu.

art deco 1925
Fotoğraf: © Les Arts Décoratifs

Art Deco, adını her ne kadar 1925 sergisiyle duyurmuş olsa da aslında kökleri 1910’lara kadar uzanır. Öyle ki 1925’te gerçekleşen sergi aslında 1910 yılında yapılmaya karar verilmiş ve I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ile 15 yıl kadar ertelenmiş. Ondan bir önceki akım olan kübizmden beslenen ilk dönem etkiler, Art Deco’nun keskin geometrilerinde ve yapı disiplininde kendini gösterir. 1920 yani nam-ı değer ‘Çılgın Yirmiler’in iyimser ruhuyla kendi zirvesini yoklayan Art Deco, kısa sürede Fransa sınırlarını aşarak New York’tan Şanghay’a kadar yayılır. Gökdelen cepheleri, sinema salonları, oteller ve kamu yapıları bu yeni estetiğin en güçlü vitrinleri haline gelir.

art deco 01 edited