Moda sektörü, İlkbahar/Yaz 2024 koleksiyonlarını sergilerken, yeni yıla giriş yaptı. Sezon trendlerini, 2024 sıcak yaz aylarının favori renklerini, tasarımlarını ve görünümlerini paylaştı. Şimdilerde, bu yılın sonunda, havalar tekrar soğuduğunda nasıl görünümlere bürüneceğimize dair ipuçlarını bir bir izliyoruz. Erkek Moda Haftası, Milano’dan sonra rotasını Paris’e çevirmişken, önümüzdeki aylarda “moda” olacak parçaları izliyoruz, deneyimliyoruz. Her ne kadar 2024’ün trendlerine hakim olmaya başlasak da, markaların salık verdiği bu trendleri tüketicilerin ne ölçüde uygulayabileceği merak konusu. Zira yeni yıl ile birlikte yayınlanan The Business of Fashion ve McKinsey & Company tarafından hazırlanan The State of Fashion raporu, önümüzdeki aylarda bizi nelerin beklediğine, yeni yılda hangi disiplinlerin moda sektörüne tesir edeceğine ve aslına bakarsanız, ekonomik daralmalar ve alım gücünün azalmasıyla birlikte, sektörün nasıl bir muğlakta kalacağına işaret ediyor.

2023 yılının analizini yapan ve elde ettiği verilerle 2024’ü öngören rapor, takvimler yeni yıla geçtiğinde en önemli sorunun “belirsizlik” olacağını söylüyor. 2010-2020 arasında geçen süre içerisinde elde ettiği büyüme oranını, tek bir yılda, 2022’de neredeyse ikiye katlayan moda sektörü, 2023 yılında bu büyümeye kıyasla durağan bir dönem geçirdi. Amerika ve Avrupa pazarı, yavaş bir büyüme kaydederken, okyanusun öteki kıyısında, Asya ve Çin pazarının büyüme hızı yavaşladı. Lüks perakendesi, bu yavaşlamadan 2023’ün ilk yarısında daha az etkilenirken, ikinci yarıda lüks moda markaları da tüm moda sektörüne fayda sağlayan büyüme oranına veda etmek zorunda kaldı. Ekonomik krizler, söz konusu pazarlarda artan enflasyon ve alım gücünün azalması, özellikle pandemik kriz sonrası yaşanan hızlı tüketim tufanına ket vurdu. Şimdi ise, bu verilerle ortaya çıkan belirsizlik ortamı, 2024’ün tamamına tesir edecek gibi görünüyor. Sektörün önde gelen markalarından bazıları, üretim maliyetlerinde yaşanacak artışı yüzde 5’ten fazla olacak şekilde öngörürken, artan enflasyon oranıyla birlikte fiyat etiketlerinde yüzde 50’ye yakın bir yükselişin söz konusu olduğu ifade ediliyor.

Ekonomik krizlerin en büyük etken olduğu bu konjonktürde, sadece enflasyon oranından mütevellit artan fiyatlar bu belirsizliğe sebep olmuyor. İklim krizi, bu etkenlerin en önemlilerinden bir diğeri. 2023 yılı içerisinde yaşanan, ilkim krizinden dolayı kaynaklanan doğa olayları, büyük kitlelerin bu krizden etkilenmesi, artık çok net bir gerçeği, bir kez daha gözler önüne seriyor: Bu krize karşı aksiyon almamak mümkün değil ve harekete geçmeyen markalar için daha da zor bir dönem geliyor. Bir yandan üretim maliyetlerinde artış yaşanırken, bir yandan Amerika ve özellikle Avrupa pazarında sürdürülebilirlik kuralları daha da katılaşıyor. Bu, daha sürdürülebilir bir moda sektörüne işaret ederken, bu geçiş süreci, tahmin edeceğiniz üzere üretim maliyetlerini de artırıyor. Haliyle sürdürülebilir ürünler, beklenenin aksine daha yüksek fiyat etiketine sahip olabiliyor. Hal böyleyken, tüketicinin markalarla arasındaki güven ilişkisi sarsılıyor, tüketim alışkanlıkları değişiyor, ve bu değişim belirsizliğe yol açıyor.







