Perakendenin iniş ve çıkışlarını takip etmek zor, özellikle bu kadar dengesiz ekonomiye sahip bir dönemde. Markalar müşterilerinin ilgisini çekmek için yeni stratejiler geliştiredursun, alışverişin günden güne arttığı bir tüketim pazarı var: İkinci el.

İkinci el pazarının büyüme hızı heyecan verici. İvme öyle yüksek ki lüks markalar bile yeniden sat butonuna basmaya başladı bile. İşin içine sayılar girince fotoğraf biraz da netleşiyor ve Rolex, Chanel gibi markaların ikinci el satışlarına olan tavrını anlamaya başlıyorsunuz. Yapılan son araştırmalara göre tüketicilerin %7’sinin dolabında ikinci el ürünler mevcut. Bu oranın 10 yıl içinde %17’ye ulaşması öngörülüyor. 2019’da yayınlanan başka bir rapordaysa Amerika’daki ikinci el marketinin 10 yıl içinde üç katından fazla büyüyeceği söyleniyor, yani 28 milyar dolardan 80 milyar dolara bir yükseliş bekleniyor.

Fast-fashion’la yapılan kıyaslarda da ikinci elin büyüme hızı dikkat çekici. Geçtiğimiz yıllarda ikinci el pazarının hızlı modadan 21 kat daha hızlı büyüdüğü belirlenmiş. Tabii fast-fashion’ın pazardaki baskınlığı tartışılmaz. Zara ve H&M gibi markaların viral trendleri zaman kaybetmeden raflara yerleştirmesi, düşük fiyat politikasıyla çoklu alımları teşvik etmesi ve stoklarını artırması perakendenin temelinin sağlam olduğunu gösteriyor. Ancak tahminler ters köşe yaparak yine şaşırtıyor. Tüm bu tüketim ve pazarlama dominantlığına rağmen önümüzdeki 10 yıl içerisinde fast-fashion’ın beklenen büyüme oranı %20 iken ikinci el pazarı %185’le ivmenin farkını açıyor.

Peki öncelerde elden düşme, başkasının eskisi olarak adlandırılan parçalara olan bakış açısı nasıl değişti? İlk akla gelen nokta tüketici demografisindeki değişiklik. Milenyallerin ve Z jenerasyonunun %64’ü ikinci el alışverişe sıcak bakıyor. Depop gibi nitelikli ikinci el uygulamalarının popülerleşmesi, satın alma deneyimini ve müşteri servisini iyileştirmesi de ikinci el alışverişi daha ulaşılabilir kılıyor. Daha uygun fiyata daha kaliteli ürün alma fikri de artan ilginin bir diğer sebebi. Son olarak çağın konusu sürdürülebilirlik ve hızlı modaya karşı görüşler de ikinci el pazarının büyümesindeki önemli etkenlerden.

lazar gugleta HtaxUxO2vbY unsplash

Peki, önümüzde hızla gelişen bir sektör varken lüks tüketimin durduğu yer neresi? Tıpkı hızlı modada olduğu gibi lüks ikinci el pazarı da lüks perakendeden daha hızlı büyüyor. %3’e %12, pek de yadsınacak bir fark değil. İkinci el lüks ürünlerin satışı daha şimdiden 24 milyar dolarlık bir hacme sahip. Ancak sektörün cesaret veren noktalarının yanında soru işaretleri de hala mevcut.

Lüks moda ve ikinci el kavramlarının yan yana gelmesi zor gibi görünse de ürünlerin hızlı modaya göre daha kaliteli ve dayanıklı olması, onları tekrar satışa daha uygun hale getiriyor. Sınırlı üretim işbirlikleri ve zor ulaşılan parçalar, lüks modanın ikinci el satışlarına olan ilgiyi artırırken Hermès, Louis Vuitton, Chanel ve Gucci gibi markalar aramaların üst sıralarında yer alıyor. Satışa çıktığı anda tükenen Supreme x Louis Vuitton imzalı çanta ya da sahip olmak için sıraya girmeniz gereken bir Hermés Birkin, ikinci el pazarında ulaşılabilir hale geliyor. Satış fiyatı 3.750 dolar olan Louis Vuitton x Supreme Keepall Bandouliere 45 travel bag’in Farfetch’in pre-owned kategorisinde 20.579 dolardan listelenmesiyse kaderin ufak bir cilvesi. Fiyatları katlanan Hermés’lerden bahsetmiyoruz bile. Âdeta bir yatırım aracı haline gelen lüks aksesuarlar, ikinci el piyasasının kalburüstü oyuncuları arasında.