Tur Abdin’de şarap üretmek, toprağın hafızasını bugüne taşımak demek. Lucas Barınç, Midin’in kadim geleneğini modern dünyanın dokusu ile buluşturuyor.

Fırat ile Dicle’nin arasında, tarih boyunca sayısız uygarlığın ayak izi bırakıp çekildiği bir coğrafya vardır: Tur Abdin. Haritaya baktığınızda sarp kayalıklar, kavruk yamaçlar, yazın nefesi kesen sıcaklar ve birbirini kovalayan taş teraslar görürsünüz. Lucas Barınç’ın gözünden baktığınızda bambaşka bir manzara açılır. Kayayı çatlatan, kökleri su bulana kadar inatla yoluna devam eden asmalar… Yaşları 80’i, 120’yi, 150’yi bulan bağlar… Sıcak ve kurak bir toprağın içinde, binlerce yıldır hiç kesilmeyen bir uğraşın devamı…

Lucas, kendini büyük hedefleri olan bir girişimci gibi değil, “köy şaraphanesi işleten bir adam” olarak tanımlıyor. Bu mütevazılık, Midin’in şaraplarına da sirayet etmiş. Çünkü burada şarap üretmek; modern ekipmanlar, parlatılmış kelimeler ya da tasarlanmış markalarla ilgili değil. Burada şarap, toprağın hafızasını taşımakla, köyün ritmine ayak uydurmakla, geçmişle bugünün arasında bir köprü kurmakla ilgili. Lucas’ın çocukluğu eşek sırtında taşınan üzümlerle, taş yığınları arasında oynanan oyunlarla, yazın göğe bakan kavruk asmalarla geçmiş. Bu yüzden bugün bir şaraphaneyi yönetirken bile “size çok farklı bir şey anlatmıyorum, sadece bizim bildiğimiz hayat bu” diyor.

Midin Şarapçılık’ın hikâyesi, bir yandan iklim krizinin ağırlığını sırtında taşıyor; diğer yandan din, gelenek, komşuluk ve göçlerle şekillenmiş bir kültürün mirasını. Bölgenin üzümleri Kıttıl Nafs, Raşe Gurnık, Gavdoni, Bılbızeki ve Karkuş… Neredeyse unutulmak üzereyken yeniden değer kazanıyor. Kimisi kilise şarabı için, kimisi pekmez için, kimisi sadece leziz olduğu için yüzyıllardır burada varlığını sürdürüyor. Midin Şarapçılık aile üyeleri, bunları bir “keşif listesi” gibi değil, aileden kalma bir sorumluluk gibi görüyorlar.

Bu söyleşide Lucas Barınç bize, sıcaklığın aromayı nasıl büyüttüğünü, eski bağların nasıl konuştuğunu, doğal fermantasyonun riskli ama büyülü yanını anlatıyor. Ama en çok da şarabın burada neden bir içkiden fazlası olduğunu… Çünkü Midin’de üzüm, insandan daha inatçı; çünkü şarap, kültürün damarlarında dolaşan en eski hafıza; çünkü bu topraklarda her hasat, geçmişin devam ettiğini fısıldayan bir ritüel.

Lucas’ın sözlerinde hem yorgun bir coğrafyanın ağırlığı hem de inatla ayakta duran bir halkın neşesi var. Midin Şarapçılık da tam bu iki duygunun kesiştiği yerde büyüyor. Ve biz bugün, bir şişenin içinden yalnızca aroma değil, binlerce yıllık bir hikâye içiyoruz.

midin sarapcilik 01 edited
Midin Şarapçılık – Lucas Barınç