Animasyondan bilim kurguya, dramdan korkuya; Netflix’te izleyebileceğiniz filmlerden bir seçki hazırladık. Gözünüze çarpan ama bir türlü izlemeye fırsat bulamadığınız filmler varsa, şimdi tam sırası.
Kumandayı elimize alıp Netflix’te ne izleyeceğimize karar vermek, bazen filmin kendisini izlemekten daha uzun sürebiliyor. Sürekli yenilenen kütüphanede ödüllü yapımlardan son dönemin çok konuşulan filmlerine, gözden kaçmış iyi örneklerden yıllar sonra yeniden izlemek isteyeceğimiz klasiklere kadar oldukça geniş bir seçenek var. Sizi “Bu akşam ne izleyelim?” derdinden biraz kurtarmak için, platformda öne çıkan filmlerden bir derleme yaptık. İzlemediklerinizi not alıp sıraya eklemenin, belki de özlediğiniz eski bir filmi açmanın tam zamanı. İyi seyirler…
İçindekiler
The Wild Robot
IMDb: 8.1
Yapımcılığını DreamWorks’ün, yönetmenliğini Chris Sanders’in üstlendiği ve yayınlandığı sene üç Oscar ödülüne aday gösterilen “Wild Robot” Netflix kütüphanesine eklenen en iyi ve en yeni filmlerden biri. “Çocuk filmleri” kategorisinde olduğuna bakmayın. Çok güzel bir hikâyesi var. Vahşi orman şartlarında nereden geldiği belli olmayan bir hizmet robotunun, bu koşullarda yumurtadan çıkan bebek bir kaza nasıl annelik ettiği filmin omurgası. Parlak Gaga adını verdiği kazı büyütüyor, o sırada da Fink adındaki bir tilki ile de arkadaşlıkları ilerliyor. Seslendirme kadrosunda Lupita Nyong’o, Pedro Pascal ve Kit Connor gibi isimler var. Dışlanmışlık, kendini kabul ettirme gayreti, fedakârlık, kimlik sorunları gibi pek çok konu incelikle ve mizahla işleniyor. İyi vakit geçirmek için birebir.

Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana (2025)
IMDb: 7.4
Hâlâ izlemediyseniz, bu zamana kadar en iyi gişe yapan filmlerden biri olan Yan Yana da platformun en güçlü filmlerinden biri olarak öne çıkıyor. 2011 yapımı “The Intouchables” filminin uyarlaması olan yapımda başrolleri Haluk Bilginer, Feyyaz Yiğit ve Hatice Arslan üstleniyor. Yazar kadrosunda da Mert Baykal, Aziz Kedi ve Feyyaz Yiğit bulunuyor. Geçirdiği bir kazadan sonra boynundan aşağısı felç kalan bir iş adamı olan Refik’in yanında işe başlayan bir bakıcı olan Ferruh, Refik’le kimsenin tahmin etmediği bir dostluk kuruyor. Hayattan vazgeçmiş olan Refik, Ferruh’la hiç deneyimlemediği başka dünyalara adım atıyor, yeniden yaşama tutunuyor. Özellikle Cem Öget’in imza attığı “İtfaiye” şarkısı da filmin en eğlenceli kısımlarından biri.

Anora (2024)
IMDb: 7.4
2025 yılı Akademi Ödülleri’nde “En İyi Film” dahil 5 Oscar kazanarak eleştirmenlerle birlikte hemen herkesi şaşırtan Anora da Netflix kütüphanesinde yer alan filmlerden biri. Yönetmen koltuğunda Sean Baker’ın oturduğu yapımda Ani/Anora karakterini canlandıran Mikey Madison da “Yılın En İyi Kadın Oyuncusu” Oscar’ını almıştı. Rus bir oligarkın oğlu Vanya ile çalıştığı striptiz kulübünde tanışan Ani ve bu aşkla birlikte yaşanan olayları konu alan Anora, aslında biraz da “Pretty Woman”ın durduğu yerin tam tersini resmediyor. Yani büyülü başlayan aşk hikâyesinin aslında o kadar da derinlikli olmadığını, hayatın gerçeklerinin artık pek de peri masalına dönüşmediğini çok sert bir yerden gösteriyor. Oscar heykelciğini gerçekten hak ediyor mu, tabii bu bir tartışma konusu ama Anora adından çok söz ettirdiği için izlemeye değer bir yapım diyebiliriz.

Frankenstein (2024)
IMDb: 7.4
Geride bıraktığımız yılın en iyi bilim kurgu yapımları arasında gösterilen bir klasik, Guillermo del Toro imzalı Frankenstein’dı kuşkusuz. Oscar Isaac ve “Euphoria”nın yıldızı Jabob Elordi’yi bir araya getiren film, ölmesi mümkün olmayan bir yaratık olan Frankenstein’ın farklı bir öyküsünü anlatıyor. Hikâye bu kez her iki taraftan da anlatılıyor. Klasik bir korku anlatısından çok bir varoluş ana fikrinde ilerleyen yapım, izleyiciler tarafından oldukça beğenilmişti. Film Akademi Ödülleri’nde “En İyi Yapım Tasarımı”, “En İyi Kostüm Tasarımı” ve “En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı” kategorilerinde Oscar aldı. Yani filmi bir de bu gözle izlemek lazım. Yükselişteki yıldız Elordi ise Critics’ Choise Ödülleri’nden “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülünü koltuğunun altına aldı.

Anatomy of A Fall (2023)
IMDb: 7.6
Justine Triet’in 76. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan filmi adından da anlayabildiğimiz üzere bir ölümün analizini yapıyor. Ama filmi izlerken aynı zamanda bir evliliğin, gerçeklerin ve ego tartışmalarının da analizini yaparken buluyoruz kendimizi.
Mahkeme sahnesinde ana dili olan Fransızca yerine İngilizce savunmaya yapmaya çalışırken jüri tarafından farklı değerlendirilen, zaten toplumun normları içinde yaşamayı kabul etmediği için kolayca ipin altına sürülen Sandra’nın yaşadıkları da hayatın çok içinden bir detay. Evet, dil bariyeri de çoğu zaman kişinin kendini doğru ifade edebilmesi için çarptığı duvarlardan biri. Bu anlamda film, klasik bir “cinayetin üzerindeki sır perdesi kalkıyor” anlatısı değil. Aksine, soru sorduran ama cevapları ararken daha da çok soruyla karşılaştığımız bir bulmaca gibi. Sandra Hüller müthiş başarılı. Bir güzel detay da, filmdeki adıyla Snoop, gerçek adı Messi olan dört patili dostumuzun filmde gerçekten rol yapmış olması. Yetenek diye buna denir.

Ma Rainey’s Black Bottom (2020)
IMDb: 6.9
“Blues’un Annesi” olarak bilinen, 1886-1939 yılları arasında yaşamış efsane şarkıcı Ma Rainey’in hayatını anlatan Ma Rainey’s Black Bottom’da 1927 yılında Ma Rainey ve ekibinin bir kayıt stüdyosunda yaşadıkları gerçek hikâyeyi izliyoruz. Başrolde Emmy, Grammy, Oscar ve Tony ödüllü ünlü oyuncu Viola Davis yer alıyor. Pulitzer ödüllü yazar August Wilson’ın aynı isimli oyunundan uyarlanan filmde emek sömürüsü ve ırkçılık hakkında oldukça çarpıcı sahneler mevcut. Film aynı zamanda izleyiciler tarafından da “siyah kültürüne sevgi dolu bir saygı duruşunda bulunuyor” yorumuyla alkış alıyor. Ma Rainey’s Black Bottom, yayına girmeye hazırlandığı sırada ne yazık ki kötü bir haber geldi. Filmde Leeve rolünde izlediğimiz yetenekli oyuncu Chadwick Boseman, kamuoyundan gizlediği hastalığı nedeniyle filmin yayınlandığını göremeden aramızdan ayrıldı. Film bu nedenle Boseman’a ithaf edildi.

The Room Next Door (2024)
IMDb: 6.8
Pedro Almodóvar’ın Venedik’te Altın Aslan kazanan 2024 tarihli filmi The Room Next Door da Netflix kütüphanesinde yer alan izlemeye değer filmlerden biri. Üstelik Ingrid ve Martha rollerinde iki muhteşem oyuncuyu izliyoruz: Julianne Moore ve Tilda Swinton. Bir zamanlar aynı dergide birlikte çalışan iki yakın arkadaş, yıllarca hiç görüşmüyorlar. Ama hayat onları tuhaf bir noktada bir araya getiriyor. Filmdeki kış mevsiminin sanatsal güzelliği, renkler, paletler, manzaralar, binalar hepsi müthiş bir görsel uyum içinde. Çok yoğun diyalog var. Çünkü mesele çok ağır. Ölüm ve yaşam üzerine uzun uzun düşüneceğiniz, duyguları zorlayan ve unutamayacağınız anlar içeren bir yapım. 65 yaşındaki Tilda Swinton’ın filmde hem Martha hem de Martha’nın kızı Michelle rolünü üstlendiğini de not düşelim.

Under the Shadow (2016)
IMDb: 6.8
İlk kez yayınlandığı sene Sundance Film Festivali’nde gösterilen, İranlı yönetmen Babak Anvari’nin ilk filmi olan Under The Shadow, platformun iddialı yapımları arasında. Bir korku filmi olmasının yanı sıra 80’lerdeki İran-Irak savaşının gölgesinde İslamcı devrimin ardından yaşananları merkeze alan film, eski sol görüşlü tıp öğrencisi Shideh’i ana karakter olarak karşımıza çıkarıyor. Shideh’in kızı Dorsa, evde bazı paranormal olaylar yaşıyor. Shideh’in de tanık olduğu bazı şeylerden sonra, hangisinin daha kötü olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz: Gizemli varlıklar mı, evinize düşen füzeler mi? Korku filmi sevenlerin kaçırmaması gereken bir yapıt.

The Last House
IMDb: 5.5
Greta Lee ve Wagner Moura’nın başrollerini paylaştığı, Louis Leterrier imzalı korku, gerilim ve bilim kurgu filmi olan The Last House son dönemin en çok konuşulan filmlerinden biri oldu. Evlerinde mahsur kalan ve bir çeşit kıyamet nedeniyle dışarı çıkamayan bir ailenin hikâyesini anlatan yapım, izleyicilerin bir kısmı tarafından çok eleştirilse de gene de akıcılığı ve hızlı ilerleyişi ile vaktin nasıl geçtiğini unutturuyor. Hayatta kalma temalı filmleri ve biraz da göndermeli bilim kurguları seviyorsanız, The Last House’a bir şans verebilirsiniz.

Fight Club’dan The Truman Show’a
Netflix’te 90’lar Nostaljisi Yapabileceğiniz Filmler
Bazen yeni bir şey izlemek istemeyip, daha önce belki de defalarca izlediğimiz bir filmi tekrar izlemek isteriz. Bildiğimiz sahneler, o sahnelerde çalan şarkılar, filmin sonunu bilmenin verdiği “güvende olma” duygusu paha biçilemez. 90’lar nostaljisini sık sık yaptığımız günümüzde, kimi zaman DVD’sini kiraladığımız kimi zaman koşa koşa sinemanın yolunu tuttuğumuz bu tanıdık filmlere bugün bir tıkla erişebilmek büyük bir kolaylık elbette. Tabii bugün hayranı olduğumuz pek çok oyuncunun da gençlik hatta çocukluk yıllarını bir daha görmek de çok güzel. Netflix kütüphanesinde nostalji yapmak istiyorsanız, 90’lar seçkilerine de göz atabilirsiniz.

- Fight Club (1999)
IMDb: 8.8 - The Truman Show (1998)
IMDb: 8.2 - Four Weddings and A Funeral (1994)
IMDb: 7.1 - American Pyscho (2000)
IMDb: 7.6 - Sleepers (1996)
IMDb: 7.5 - Primal Fear (1997)
IMDb: 7.7 - Go (1999)
IMDb: 7.2
Ağustos Ayının İzlemeye Değer En İyi Dizileri
Türkiye’nin Oscar Yolculuğu: Akademi’ye Gönderilen Unutulmaz Filmler





