Adını kıvrılarak akan nehirlerden alan nehir söyleşi kitapları, son yıllarda epey popüler hale geldi. Türkiye’de yazılmış ilgi çekici nehir söyleşi örneklerine birlikte bakalım.

Son yıllarda, biyografi ve otobiyografi okurlarının yöneldiği bir tür var: Nehir söyleşi kitapları.  Gazetelerde, dergilerde röportaj okumayı seviyorsanız, nehir söyleşilerin tam size göre olduğunu söyleyebilirim. Peki, nehir söyleşi nedir? En basit anlamıyla röportajın uzun versiyonu diyebiliriz. Kısaca, bir kişinin yaşamını, tanıklıklarını, fikirlerini ve eserlerini derinlemesine ele alan, genellikle kitap hacmine ulaşan uzun soluklu röportaj türüdür. Adını, bir nehir gibi kaynaktan doğup kıvrıla kıvrıla akmasına ve geniş bir zaman dilimine yayılmasına borçludur. Akıp giden bir anlatıdır. Tıpkı bir nehrin kollarla beslenmesi gibi, ana hikâye anlatılırken araya giren anılar, anekdotlar ve yan hikayeler anlatıyı zenginleştirir. Okuyucu, kişinin hayat hikayesi içinde bir yolculuğa çıkar.

Son yıllarda nehir söyleşilerin popülerleşmesini, okurlara otobiyografi ve biyografilere göre daha fazla okuma hazzı yaşatmasına bağlıyorum. Söyleşiyi yapan kişi dersini çalışmışsa, bir dedektif gibi “sondaj” yapıyor ve kişinin biyografisini zaten önümüze açıyor; bizim önümüze açtığı yetmiyormuş gibi röportaj kişisinin de önüne açıyor. Röportajı veren kişi orada kendi çocukluğu, eserleri, tanıklıkları ve hayatının pek çok dönüm noktasını tekrar hatırlarken, biz de aslında bildiğimizi sandığımız bazı olayların iç yüzünü ve röportaj kişisinin iç dünyasını öğreniyoruz. Söz konusu diyalog formatı, konuşma dilinin doğallığını, o anki duraksamaları, heyecanları ve şakaları içinde barındırıyor, dolayısıyla okurken o kişinin sesini duyuyormuş gibi hissediyoruz. Türkiye’de özellikle İş Bankası Kültür Yayınları’nın Nehir Söyleşi dizisiyle yaygınlaşan bu kitapların özellikle kıyıda köşede kalmış birkaç güzel örneğini sizinle paylaşmak istiyorum.

Hafızanın Kıvrımları: Nehir Söyleşiler
Nehir Söyleşi Kitapları

“Keşke”siz Bir Kadın: Arzu Okay

Yazar Türey Köse’nin, bir zamanlar Yeşilçam’daki “seks filmleri” furyasıyla sinema tarihine adını yazdırmış oyuncu Arzu Okay’la yaptığı nehir söyleşi kitabı, İletişim Yayınları’ndan yayınlandı. Okay, çocukluk, sinema anıları, soyunduğu dönem, kısa süren şarkıcılığı ve iş kadınlığı gibi hayatın farklı dönemlerine dair soruları yanıtlıyor ve geçmişiyle dürüstçe hesaplaşıyor. Çok genç yaşta evden ayrılması, Bilge Olgaç’la arkadaşlığı ve Cihangir’de bir ev tutması, hayatının aşkı Beşiktaş oyuncusu Yusuf Tunaoğlu, İbrahim Tatlıses’le çıktığı turne ve nice yaşadığı olayı doğrudan Okay’ın ağzından dinleyebiliyorsunuz.

Türey Köse kitabın sonlarında Okay’a “Geriye baktığında keşkeler var mı içinde?” diye sorduğunda ise “Hayır, hiç “keşke”m olmadı! Çok iddialıyım. Ne yaptıysam iyi yaptım: ben yaptım, oldu işte! O kadar! Sonra da varsa bir bedeli ben ödüyorum zaten, niye keşke diyeyim ki?” yanıtını veriyor. Oynadığı yüzü aşkın filmden sadece yirmi civarı “komedi-seks” olarak nitelenebilecekken “seks yıldızı” olarak yaftalanmış bir kadının kendi hayatına nasıl sahip çıktığını bu kitapta okuyabilirsiniz.

Keske Siz Bir Kadin
Nehir Söyleşi Kitapları

Ayfer Tunç’la Karanlıkta Kelimeler

Akademisyen ve yazar Handan İnci, edebiyatımızın önemli isimlerinden Ayfer Tunç’un yazar olma sürecini ve edebiyat hayatının son 25 yılını kendisinden dinlemek amacıyla yola çıkmış; sonucu ise Can Yayınları’ndan yayımlanan bu nehir söyleşi kitabı olmuş. Tunç’un günlük tutmadığını, otobiyografi yazmaya niyeti olmadığını ve kişisel hayatına dair de bir arşiv tutmadığını öğrendiğinde İnci’nin ne kadar doğru bir karar verdiğini anlıyoruz.

Ayfer Tunç önce çocukluğunu, babasının erken ölümünün hayatındaki yansımalarını, eğlenceli aile hikayelerini anlatıyor. Ardından Handan İnci’yle birlikte edebiyata, okuma tutkusunun köklerine dalıyorlar. Uzun uzun ve sindire sindire konuşulan öykü ve romanlara gelmeden önce Tunç’un YKY’deki editörlük dönemi, senaristliği de konuşuluyor. Bir yazarın en geriye giden hatıralarından öğrencilik döneminde çıkardığı dergilere, okuduklarına, yaşadıklarına bu kadar içeriden göz atmak, bir filmin veya dizinin “sahne arkası” kliplerini izlemeye benziyor. Ayfer Tunç okurlarına tavsiye edilir.

Ayfer
Nehir Söyleşi Kitapları

Hakikaten: Sevin Okyay Anlatıyor

Yazar, çevirmen, sinema ve polisiye eleştirmeni, spor yazarı, radyo ve televizyon programcısı… Ama bazıları onu en iyi “Harry Potter’ın çevirmeni” olarak tanıyor. Sivil toplum çalışanı ve yazar Pınar İlkiz’in Okyay’la yaptığı nehir söyleşi, ne yazık ki artık aramızda olmayan feminist yayınevi Ayizi Yayınları’ndan çıkmıştı. Kitabın adı ise Sevin Okyay’ın kendine has bir tarzla “hakikaten” sözcüğünü çok sık kullanmasına referans veriyor.

1942 doğumlu Okyay’ın Arnavutköy Kız Lisesi’ndeki öğrenciliğinden basın yayın hayatındaki iş tecrübelerine kadar pek çok eğlenceli anıyı içeren kitap, bize farklı tarihsel dönemlerdeki siyasi atmosferin basın sektörüne nasıl yansıdığını da gösteriyor. Politika dergisinde muhabirlik yaptığı dönemde yaşadığı bir olay, bunun en büyük örneği: “Politika’dan beni Devrimci Gençlik Derneği’ne yolladılar. Gittim konuşmaya, onlar da cenazeye gidiyorlarmış, dediler ki ‘Bacım sen şurada otur yarım saate kadar arkadaşlar gelirler.’ Arkadaşlar gelmediler tabii. Ben de potin-parka kılığında olduğum için polis beni alıp götürdü. Dört gün güzel güzel yattım içerde.”

Sevin
Nehir Söyleşi Kitapları

Kazıdım Tırnaklarla: Ezhel

Türkçe rap müziğin tabiri caizse “kralı” Ezhel’in gerçek adının Sercan olduğunu biliyor muydunuz? Gazeteci ve müzik yayıncısı Barış Akpolat’ın Müptehzel albümü yayınlandığı sırada trene atlayıp Ezhel’in misafiri olmak üzere Ankara’ya gitmesiyle, Karakarga Yayınları’ndan çıkan bu kitabın temelleri atılmış. Ankara sevgisinin nereden geldiğini açıklayarak başlıyor Ezhel, Cebeci’de büyüdüğü apartmanın manzarasından. Ceza’nın Med Cezir’i ve yabancı rap müzikle tanışması, okul arkadaşı Eylem’in rap kasetlerinden ilham alması, Ezhel ismini bulması (Osmanlıca sözlükten), kurduğu “tayfalar” (Vodoo vs), Bugy (Buğra) ile ortaklıkları – ki Akpolat kitabın sonunda Bugy’yi de sohbete katıyor – su gibi okunuyor diyebiliriz. Ezhel gibi imkânsızlıklarla bu işe başlamış ve tırnaklarıyla yükselmiş bir rapçi/müzisyenin nasıl yollardan geçtiğini, geldiği noktayı nasıl değerlendirdiğini ve bir dönemin Ankarasını okumanın zevki paha biçilemez.

Ezhel
Nehir Söyleşi Kitapları

Daha Dans Edicem… Deniz Türkali

Deniz Türkali ismi, kendisiyle beraber pek çok başka ünlü ismi çağrıştıyor: Vedat Türkali, Atıf Yılmaz, Türkan Şoray, Barış Pirhasan ve daha nicesi… Türkali, bütün bu isimlerle bir evlat, sevgili, kız kardeş, dost olarak ilişkilerini, gazeteci ve insan hakları savunucusu Murat Çelikkan’a anlatmış. Bu söyleşiyi okurken, 1951 tevkifatından 6-7 Eylül’e, 1960 darbesinden 12 Eylül’e ve günümüze uzanan siyasi ve toplumsal sosyal dönüşüm içinde sahne ve sinema dünyasının yıldızlarıyla tanışıyoruz ve her ikisine de içeriden bir bakış atıyoruz.

Babası Vedat Türkali’ye hayran olmasına rağmen gerilimli bir ilişki yaşadığını, kendisinden psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğünü anlattığına şaşıranlar için “Sordu, söyledim” diyen Türkali, düşündüklerini ve yaşadıklarını dürüstçe anlatıyor, lafını sakınmıyor. Bütün bunlarla birlikte söyleşide, Atıf Yılmaz’a duyduğu ömürlük aşkını, Türkan Şoray’la sarsılmaz dostluğunu ve en önemlisi hayata sıkı sıkıya bağlılığını okuyoruz.

Nehir Söyleşi Kitapları
Nehir Söyleşi Kitapları

21. Yüzyılın En İyi 100 Kitabı

Kadın Arkadaşlıklarını En İyi Anlatan Kitaplar

Yetişkinler İçin Çocuk Kitapları

Çağdaş Edebiyatçıların Gözünden Ankara