Pink Floyd’un efsanevi bateristi Nick Mason, müzikal kariyerinin neredeyse önüne geçen otomobil tutkusunu sadece alıp saklayarak değil; deyim yerindeyse “hakkını vererek” yaşıyor.
Rock yıldızlarıyla ilgili birçok hikaye şöyle başlar; önce sefalet, sonra şan, şöhret ve beraberinde gelen para ve ardından kötü alışkanlıklar, belki de bedbaht bir final. Ancak söz konusu Nick Mason olunca, durum pek de öyle değil. Efsane müzik grubu Pink Floyd’un bateristi Nick Mason, kazandığı paranın büyük bir kısmını otomobillere yatırıyor. Bu bir tesadüf değil çünkü Mason’ın babası Bill Mason, hem amatör bir yarış pilotuydu hem de motorsporları belgeselleri çeken bir prodüktördü. Erken yaşlarda babasıyla birlikte otomobillerle haşır neşir olan Mason, mekaniğe olan merakı, yarışların hissettirdiği adrenalin ve 1964 yılında Goodwood’da gördüğü Ferrari 250 GTO’nun güzelliği ile gelecekteki uğraşının ne olduğuna emin olmuştu.
İçindekiler
1962 Ferrari 250 GTO: Hikayenin Hem Başlangıcı Hem Zirvesi
İlk defa 1964 yılında Goodwood’da gördüğü Ferrari 250 GTO’ya adeta aşık olan Nick Mason, Pink Floyd’un “The Dark Side Of The Moon” albümü ile kazandığı parayı, Kasım 1977’de, 1962 model Ferrari 250 GTO alarak değerlendirdi. 3757 GT şasi numaralı, 1962 Le Mans’ı üçüncü olarak bitiren otomobil için o dönem 35.000 İngiliz Sterlin’i ödeyen Mason, o tarihten günümüze bu araçla yarışlara katılmaya ve etkinliklere gitmeye devam ediyor. 50 yılı aşkın süredir otomobile sahip olan Mason, otomobili hiç satmayacağını söylüyor. Ama eğer bir gün bu otomobil satışa çıkarsa, değerinin 70 milyon dolara kadar çıkabileceği kesin gibi.

Söz konusu Ferrari 250 GTO, hem otomobil hem de müzik tarihinin efsane hikayelerinin oluşmasını sağladı. Zamanında günlük otomobili olarak kullanan Mason, kimi zaman eşiyle alışverişe gidiyor kimi zaman çocuklarını okula bu Ferrari ile bırakıyordu. “250 GTO” plakası sayesinde değerine değer katan Ferrari, Pink Floyd grubunun batmasının da önüne geçen bir ikon!
1985 yılında Roger Waters’ın gruptan ayrılması ile patlak veren kriz, David Gilmour ve Nick Mason’ın yeni bir albüm ve turne ile aşılmaya çalışılıyor. 198 konserlik turne için finansman aranıyor ancak yatırımcılar buna yanaşmıyordu. Mason ise Ferrari 250 GTO’yu teminat olarak göstererek bankadan milyonlarca dolarlık kredi almayı başarıyor. Söz konusu banka, aracın değerinin her geçen gün arttığına ikna olarak onayı veriyor. Turne çok başarılı geçiyor ve öyle bir finansal kazanç elde ediliyor ki hem Pink Floyd yoluna devam edebiliyor hem de Mason’ın Ferrari’si başka kimselerin eline geçmeden kendisinde kalıyor.

Bu riskli ancak muhteşem başarı ile sonuçlanan hamlenin ardından Nick Mason ve David Gilmour, “ikiz” olarak adlandırılan 2 adet Ferrari F40’a sahip oluyorlar. “A Momentary Lapse of Reason” turnesi devam ederken İtalya konserinden sonra araçlarını fabrikadan teslim alırken meşhur Fiorano test pistinde denemelerini yaparak Avrupa yollarını arşınlayarak İngiltere’ye sürüyorlar.

1988 Ferrari F40: Turne Hediyesi İkizler
Nick Mason, 78122 şasi numaralı Ferrari F40’ı halen koleksiyonunda tutarken, David Gilmour’un 78036 şasi numaralı F40’ı birkaç sene sonra el değiştirdi. Söz konusu otomobil talihsiz bir yangında büyük zarar görse de yaklaşık 300.000 Sterlin’lik restorasyonun ardından Bonhams müzayede evi tarafından 2017’de açık artırmaya çıkartıldı. 725.000 Sterlin teklif edilen otomobil, mevcut sahibinin belirlediği gizli taban fiyatı karşılamadığından satışından vazgeçildi.

Nick Mason’ın Ferrari F40’ı ise yaşayan bir efsane olmayı sürdürüyor. Yaklaşık 163.000 Sterlin’e alınan otomobilin ilk sahibinden olması, bilinen en orijinal ve temiz örneklerden biri sayılması veya Jamiruqoai’nin Cosmic Girl klibinde rol alması gibi kriterler fiyatının kolaylıkla 5 milyon doların üzerinde olabileceğine işaret ediyor. Ayrıca bu Ferrari F40 ile başlayan “Nick Mason Arka Camı” da sonrasında başka F40’lara da adapte edildi.

2003 Ferrari Enzo: Sattığı Ender Otomobillerden
250 GTO ve F40’tan sonra Ferrari F50’yi de satın alması beklenen Mason, nedense bu otomobile ısınamadığı için hiçbir zaman koleksiyonuna eklemedi. Ferrari’nin zirve serisindeki bir sonraki aşama olan Enzo ise Mason’ın karşı koyamadığı bir otomobil oldu. 2003 yılında koleksiyona eklenen 134280 şasi numaralı Ferrari Enzo, o dönem Top Gear programına da konuk olmuştu. BBC’deki program içeriğinde reklam yapmanın yasak olmasına rağmen dahiyane bir süreç ile Enzo ekranlara yansıyabilmişti. O dönem Pink Floyd’un biyografisinin anlatıldığı “Inside Out” kitabını tanıtmak isteyen Mason, program sunucusu Jeremy Clarkson’a Enzo’sunu, kitabın tanıtımını yapması halinde ödünç verebileceğini söyledi. Doğrudan reklam yapılmasa da Enzo’nun anlatımında şarkı sözlerinden referanslar verildi, Mason konuk olarak ekranda göründü ve müzikler Pink Floyd’dan seçildi.


İlk sahibi olarak satın aldığı Ferrari Enzo’yu 10 yıl boyunca kullanan Mason, 2013 Ferrari LaFerrari siparişini verdiği gibi koleksiyonundaki seriyi yenilemeye karar vererek Enzo’yu satışa çıkardı. Aracın kaça satıldığı sır gibi korunurken, günümüzde böylesine bir otomobil için 5 milyon doların üzerinde bir bedele rahatlıkla çıkılabiliyor.
2013 Ferrari LaFerrari: Mavi Rengi İle Eşsiz
Enzo’nun yerine gelen LaFerrari, “Blu Pozzi” adındaki mavi rengi ile eşsiz bir örnek. Mason, motorpsorları tarihinde bu rengin yaygın olarak kullanılmasından ötürü böyle bir tercih yapmıştı. Alışıldığı üzere Ferrari’ler kırmızı, sarı ya da siyah olarak tercih ediliyor. 2013’te yaklaşık 1.4 milyon dolara satın alınan LaFerrari, Formula 1’deki hibrit teknolojisini yollara aktaran ilk Ferrari modeliydi. Günlük olarak kullanılmaya devam edilen LaFerrari’nin satışa çıkması durumunda 6 milyon dolar seviyesini görebileceği iddia ediliyor.

1970 Ferrari 512 S: Steve Mcqueen’in Yanan Otomobili
Günlük kullanılan Ferrari’leri haricinde Mason’ın garajında efsaneler de yer alıyor. 1026 şasi numaralı 1970 Ferrari 512 S de bunlardan bir tanesi. Scuderia Ferrari tarafından sadece 9 adet üretilen otomobil, Daytona 24 Saat yarışında üçüncü, Sebring 12 Saat yarışında birinci, Monza ve Spa’da da dördüncü olarak tarihe geçti. Aynı yıl Le Mans 24 Saat yarışına, Derek Bell ve Ronnie Peterson pilotajı ile dahil oldu ancak ne yazık ki bir kazaya karıştı. Steve McQueen’in Le Mans filminde de kullanılan Ferrari 512 S, yüksek hızdaki yarış sahneleri esnasında kaza geçirerek neredeyse tamamen yandı.

Fransız bir koleksiyonere satılan yanmış Ferrari, yaklaşık 10 yıl boyunca olduğu gibi kaldı ve Mason, 1980 yılında bu aracı yeniden hayata döndürmek için satın aldı. Tüm gövde yandığından kapalı olan tavan (Berlinetta) yerine kısa kuyruklu açık tavan (Spyder) şeklinde küllerinden doğan Ferrari 512 S, günümüzde halen “Ten Tenths” olarak adlandırılan Mason koleksiyonunda bulunuyor ve olası bir satışa çıkması halinde fiyatının 30 milyon doları geçmesi bekleniyor.
1972 Ferrari 365 GTB/4 Daytona: Sarı Canavar
Aktif olarak yarışmaya devam eden, Le Mans yarışlarında boy gösteren ve “Tifosi” olarak hayatını sürdüren Nick Mason’ın hayatı boyunca pek çok Daytona’sı oldu ama hâlâ elinde tuttuğu örnek ise çok özel. 15373 şasi numaralı bu Daytona, “Sarı Canavar” lakaplı 1972 model bir “Competizione”. 1972 Le Mans 24 Saat yarışında efsanevi pilotlar Derek Bell, Teddy Pilette ve Richard Bond pilotajında kendi sınıfında büyük bir başarı göstererek genel klasmanda sekizinci olan Ferrari 365 GTB/4 Daytona Competizione, 1995 yılında Mason’ın koleksiyonuna dahil oldu.

1953 Ferrari 250 MM Berlinetta: En Eski Koleksiyona En Yeni Dahil Oldu
Mason’ın koleksiyonuna 2011’de dahil olan 1953 Ferrari 250 MM Berlinetta, 1953 Carrera Panamericana yarışında kullandı. İspanyolca yarış sponsorluklarını halen üstünde taşıyan Ferrari’de ayrıca “No hay dos” yazısı dikkat çekiyor. “İkincisi yok” ya da “Bundan daha iyisi yok” olarak çevirebileceğimiz ifade, adeta Mason’ın tüm koleksiyonunu anlatıyor. 60 yıl boyunca Meksika’da kalan otomobil, Mason’ın en eski ama klasikler arasında en yeni sahip olduğu Ferrari.

1901 Panhard et Levassor: En Yaşlı Arabası
1953 model Ferrari 250 MM Berlinetta, Mason’ın en yaşlı Ferrari’si olsa da koleksiyonundaki en yaşlı otomobil 1901 model bir Panhard et Levassor. Motorsporları tutkunu biri için bu otomobili kullanmak pek bir heyecan uyandırmasa da Mason’ın bir amaç uğruna Panhard’a sahip olduğunu anlatmak isteriz.
Dünyanın en eski ve en prestijli motorsporları etkinliklerinden olan Londra-Brighton Kıdemli Otomobiller Geçidi’ne katılabilmek için 1905 yılından önce üretilmiş bir otomobile sahip olmanız gerekiyor. Nick Mason da 1985 yılından itibaren farklı otomobillerle bu yarışa katılıyor. Söz konusu otomobil, dönemi için adeta bir canavardı. 1 yerine 4 silindirli ve 5 litrelik motor hacmine sahip olan Panhard et Levassor ile Nick Mason, ailesi ve tamircisi ile beraber her yıl bu etkinlikte yer alıyor.
1955 Jaguar D-Type: En Uzun Süreli Sahip Olduğu Arabası
Nick Mason’ın koleksiyonundaki en uzun süreli birliktelik 1955 model Jaguar D-Type’a ait. 1976 yılında XKD 516 şasi numaralı Jaguar’ı satın alan Mason, bu otomobili Ferrari 250 GTO’sunu satın almak için takas teklif etse de bu teklif kabul görmüyor ve her iki otomobil de günümüze kadar ünlü bateristte kalıyor. 50 yıldır direksiyonu başına geçtiği Jaguar D-Type ile 40 bin mili ardında bırakan Mason, bu otomobil için “Şimdiye kadar üretilmiş en güzel yarış arabası” ifadesini kullanıyor.

1957 Maserati 250F: Efsane Pilotların Yarış Arabası
Nick Mason’ın sahibi olduğu 2532 şasi numaralı Maserati 250F, üretilen 26 örneğin sonuncusu ve Formula 1 tarihinin efsane pilotu Juan Manuel Fangio’nun bizzat kullandığı bir yarış aracı. Aynı otomobil ile ilerleyen yıllarda Carrol Shelby ve Masten Gregory de yarışmıştı. Mutlak kontrol sağlanarak virajları kolaylıkla ardında bırakabilen Maserati 250F’in günümüzdeki değerinin 10 milyon doları aşabileceği belirtiliyor.

1959 Maserati Tipo 61 “Birdcage”: Çelik Kafesin İcadı
Söz konusu Maserati’den açılmışken, Mason’ın koleksiyonundaki en ikonik tasarımlardan bir diğerinden daha bahsetmek gerekiyor. 2457 şasi numaralı 1959 Maserati Tipo 61 “Birdcage”, motorsporları arenasının en radikal tasarımlarından birine sahipti. O dönem yarış araçları tek parçalı şasiler üzerine kurgulanırken, Tipo 61’de 200’den fazla çelik boru, karmaşık üçgen ağlarla birbirine kaynaklandı. Görüntü olarak bir kuş kafesini andıran görünümü sebebiyle “Birdcage” lakabını alan bu Maserati, rakiplerinden daha rijit burulma direnci ve 600 kg ile daha hafif bir yapıya sahipti. 4 silindirli motor diklemesine değil de 45 derece açı ile yanlamasına yerleştirilerek ağırlık merkezi daha da zemine yaklaştırıldı.

Bu muhteşem mühendislik aracın katıldığı ilk yarış olan Rouen 1959’de kendini gösterdi ve Stirling Moss’un pilotajı ile ilk birincilik geldi. Dünyanın en zorlu pisti olarak kabul edilen “Yeşil Cehennem” Nürburgring 1000 km dayanıklılık yarışını ise hem 1960 hem de 1961 yıllarında üst üste iki kez kazanarak adını altın harflerle tarihe yazdırdı. Sadece 16 adet üretilen Maserati Tipo 61 Birdcage, günümüzde pek çok klasik motorsporları etkinliğinde yarışmaya devam ediyor.

1978 Ferrari 312 T3: Gilles Villeneuve’ün Mirası
Söz konusu Formula 1 aracı şu an Nick Mason’ın koleksiyonunda değil ancak ondan bahsetmeden olmaz. 034 şasi numaralı 1978 Ferrari 312 T3, Formula 1’in efsane pilotlarından Gilles Villeneuve’ün, hem ilk zaferini hem de bu zaferi kendi evinde kazanması açısından büyük önem taşıyor. Bu zaferin ardından piste pilotun adı verildi. Sezon biterken de araç Amerikalı bir koleksiyonere satıldı. Söz konusu milyoner iflas edince tüm dava süreçleri tamamlanıp, Nick Mason’ın koleksiyonuna dahil olmak üzere Kanada’dan İngiltere’ye getirilmek istenen araç, yaşanan gemi kazası sonucunda günlerce tuzlu suya maruz kaldı.

FOTO:
1978-Ferrari-312-T3_036Şasi@RMSothebys
Nick Mason’ın Ten Tenths ekibi tarafından en ufak parçasına kadar restore edilen Ferrari 312 T3, yeniden pistlere çıkmaya başladıktan sonra 1994 Goodwood Hız Festivali’nde kaza yaparak yeniden tamirhanenin yolunu tuttu. 30 yıl boyunca Mason’ın mülkiyetinde kalan araç 2012 yılında, işletim maliyetlerinin yüksekliğinden ötürü satışa çıkarıldı. O dönem fiyatı açıklanmasa da 1.5 milyon dolar seviyesinde öngörülen fiyata en yakın örnek, Mayıs 2026’da 036 şasi numaralı otomobilde 4.7 milyon dolar seviyelerine kadar geldi.

1990 Porsche 962C: En Savurgan Harcaması
Mason’ın koleksiyonundaki en muhteşem mühendislik eserlerinden biri olan 962-161 şasi numaralı Porche 962C, bir Grup C efsanesi. 1990 Le Mans 24 Saat Dayanıklılık Yarışı’nda genel klasman 11. olan otomobil için Mason, “Muhteşem bir araba olmasına rağmen, bir anlık Le Mans heyecanıyla bu modern canavara o dönem yatırdığım devasa bütçe, pistte geçirdiğim keyifli zamanla kıyaslandığında, hayatımdaki en ‘gereksiz’ ve savurgan harcamalarımdan biri sayılabilir. Ama yine de garajda ona bakmak harika” diyor.
Porsche 962C, motorsporlarında aerodinamik “zemin etkisi” teknolojisinin zirve yaptığı dönemde yarıştı. 3.0 litrelik, çift turbo beslemeli, su soğutmalı enine 6 silindirli motoru yarış ayarlarına göre overboost ile 750 beygir gücün üzerine çıkabiliyordu. Kevlar ve karbon-fiber karışımı gövdesi sayesinde sadece 900 kg civarında olan otomobil, Le Mans’ın meşhur Mulsanne Düzlüğü’nde 360 km/s gibi inanılmaz hızlara rahatlıkla çıkabiliyordu. Günümüzde de 1990 yılındaki orijinal yarış sponsoru olan “Italia Sports” logoları ve kırmızı-pembe-beyaz renk paleti aynen korunuyor.
1996 McLaren F1 GTR: Koleksiyondan Rekorla Ayrıldı
Nick Mason’ın koleksiyonunda daha onca değerli otomobil var ve toplam değerin ne kadar olduğunu kimse bilmiyor. Ancak biz bu yazıyı yakın zamanda yeniden gündem olan otomobiliyle sonlandırmak istiyoruz: 1996 McLaren F1 GTR. Ağustos 2026’da Monterey Otomobil Haftası kapsamında düzenlenen RM Sotheby’s açık artırmasında Nick Mason’ın ilk sahibi olduğu 1996 model McLarn F1 GTR, 34 milyon 650 bin dolara satıldı. 35 milyon dolarlık beklenti neredeyse karşılanırken, “Halka açık bir açık artırmada satılan en pahalı McLaren” ve “Tarihin en pahalı İngiliz otomobili” unvanlarını resmi olarak kazanıldı.

Kapak Fotoğrafı: Bryn Lennon / Getty Images
Monterey 2026: Yeni Rekorlar Geldi!




