Kanlıca’da güneşli bir gün, yaseminlerin salındığı bir kapıdan içeri giriyoruz ve karşımızda Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nun Genel Sanat Yönetmeni duruyor; Murat Cem Orhan. Bahçesinde kendi elleriyle yaptığı kahveler ve sayısız ikramla saatler geçiyor. Röportajdan çıkıyor, muhabbete dönüyor, dertleşmeye evriliyor. Bu ülkenin dertleri bitmiyor, sevgisi de…

O henüz 43 yaşında ama bulunduğu yer muazzam. “Amerika’nın Carnegie’si varsa bizim de Cemal Reşit Rey’imiz var” diyerek içten içe gururlanmamak elde değil. Murat Cem Orhan, göreve geldiği günden beri biletleri ışık hızıyla tükenen konser programlarının yaratıcısı olmakla kalmıyor; yarının profesyonellerinin hayatında fark yaratacak akademilerde genç müzisyenleri işin ustalarıyla buluşturuyor. Besteci kimliği ise nefesini tutmuş, yeni projelerin heyecanını yaşıyor. 

O, zorlu konumunun hakkını veren bir yönetici, müzikal yeteneğini sınırları zorlayan azmiyle katlayan bir maestro, yaratıcılığının meyvelerini değer katmaya adayan bir müzisyen… Dahası mı? Dahası çok… Gelin onun duygu yoğun dünyasında müzikle hemhal olalım. 

Murat Cem Orhan
Murat Cem Orhan – Fotoğraf: Serkan Eldeleklioğlu

Hemen bulunduğunuz konumla başlamak istiyorum. Hem kent kültürü hem de ülkemizin sanat dünyası için çok sembolik bir konumdasınız. Bugüne dek Cemal Reşit Rey’den geçen isimleri düşününce nasıl bir şey burada olmak?  

Cemal Reşit Rey, benim evim gibi. Duygusal tarafı o kadar yoğun ki. Konser izlemeyi de burada öğrendim, neyin nasıl icra edileceğini de… Şimdi burada bu konumda olup da seyirciye dönüp bir şeyler aktarmaya çalışmak çok tatmin edici. Dahası burada açtığımız akademilerle gençlere eğitim veriyoruz. Geçen sene 8 yaşında bir öğrencimiz Turgay Erdener, Hasan Uçar gibi isimlerden dersler aldı ve kendi bestesini yaptı. Bu büyük bir nimet. Eğer o çocuk 20 sene sonra müthiş bir oratoryo besteler ve “Ben ilk derslerimi Cemal Reşit Rey’de aldım” derse ben daha ne isterim.

Cemal Reşit Rey tarihinin en yoğun günlerini yaşıyor. Neler yapıyorsunuz burada?

Konser programlarının yanında bir amacım var. Türk orkestralarını yurtdışına götürmeye çalışıyorum. Her yurtdışına gittiğimde bir Türk bestecisiyle beraber gitmeye çalışıyorum. Önümüzdeki sene 11 Nisan’da ’la birlikte Polonya’ya gidiyoruz mesela. Türk bestecilerinin eserlerini yaymak için elimden geleni yapıyorum.