Franz Erhard Walther imzalı “Heykel Olma Teşebbüsü”, Arter’in ziyaretçilerini sanatın bir parçası olmaya davet ediyor.
Arter, öncü Alman sanatçı Franz Erhard Walther’in Türkiye’deki ilk kapsamlı kişisel sergisini izleyiciyle buluşturdu. Sanatçının 1958 tarihli aynı isimli yapıtından yola çıkan Heykel Olma Teşebbüsü başlıklı sergi, Walther’in uzun soluklu pratiğinde beden, eylem ve heykel arasında ördüğü çok yönlü ilişkilere odaklanıyor. Küratörlüğünü Selen Ansen’in üstlendiği Heykel Olma Teşebbüsü, sanatçının 1960’lardan bu yana ağırlıklı olarak kâğıt, baskı, boya ve kumaş kullanarak ürettiği yapıtlarını Arter’in 4. ve 3. kat galerilerinde bir araya getiriyor. Heykel Olma Teşebbüsü sergisi ziyaretçiyi, heykeli alışılmış tanımlardan uzak bir biçimde, bedensel eylemler ve hayal gücü aracılığıyla deneyimlemeye davet ediyor. Bunun bir sergiden öte deneyim olduğunu Arter’i adımlamaya başladığınızda hissediyorsunuz. Sahi, bir heykel nerede başlar, beden nerede biter?

Sanat Eseri Sanatçıya mı Ait?
Britanyalı sanat tarihçisi ve eleştirmen Claire Bishop’un “Yapay Cehennemler: Katılımcı Sanat ve İzleyici Politikası” kitabında değindiği gibi; “Sanat eseri, izleyiciyi fiziksel ve zihinsel katılımla tamamlanmaya davet ettiğinde, artık yalnızca sanatçıya ait değildir; seyircinin varlığı eserin bir parçasıdır.” Bu cümle işte bu gibi sergilerde daha yoğun anlam buluyor.

Franz Erhard Walther, 1950’lerin sonlarında Almanya’nın Fulda kentinde sanatsal üretimine başlamış ve pratiği, minimalizm ve kavramsal sanat akımlarının kesişiminde radikal bir açıklık fikri etrafında şekillenmiş. 2017 Venedik Bienali’nde Altın Aslan ödülü alan Walther’in eserleri, The Museum of Modern Art (MoMA), Museo Reina Sofía, Museum Ludwig ve Stedelijk Van Abbemuseum gibi dünyaca ünlü müzelerde sergilenerek uluslararası alanda tanınmış. Walther’in Türkiye’deki bu ilk kapsamlı kişisel sergisi ise Franz Erhard Walther Foundation işbirliği ile gerçekleşmiş.











