2025 Tiyatro Sezonu İçin Perde Açılıyor
Yepyeni uyarlamalar, güçlü yorumlar ve unutulmayacak performanslarla 2025 tiyatro sezonunda keşfedeceğiniz oyunlar…
Ve perde! 2025 tiyatro sezonu sahnelerin nabzını yükseltmeye hazırlanıyor. Cesur uyarlamalar, yeni yetenekler ve usta isimlerle dolu bu yıl, izleyicisini hem şaşırtacak hem de büyüleyecek etkiye sahip. Dramdan komediye, müzikalden deneysel tiyatroya kadar farklı türlerdeki bu yeni oyunlar, tiyatro tutkunlarını bambaşka dünyalara davet ediyor.
Don Quixote Müzikali
Cervantes’in ölümsüz eseri Don Quixote, Selçuk Yöntem, Zuhal Olcay ve Cengiz Bozkurt’un başrollerinde, Işıl Kasapoğlu rejisi ve Volkan Akkoç’un müzik direktörlüğünde uyarlanarak sahneye taşınıyor. 80 kişilik kadrosu, göz alıcı dekorları, kostümleri ve müzikleriyle izleyiciyi hayalle gerçeğin sınırlarının kalktığı bir yolculuğa davet eden bu müzikal sezonun öne çıkan yapımları arasında. Don Kişot’un dünyayı iyilikle değiştirme hayalini izlerken cesaretin ve umudun gücünü hatırlayacaksınız.

Baba
Zamanın akışı çözülürken hafızanın ince çizgileri silikleşir; tanıdık yüzler yabancıya, bildik olan belirsizliğe dönüşür. Gerçekle hayal, dünle bugün babayla kız arasındaki bağda eriyip birbirine karışıyor. Baba, hatırlama ve unutma arasında salınan bu yolculukta, zamanın karşısında insan olmanın anlamını yeniden sorgulatıyor. Tek perdelik oyunun kadrosunda Haluk Bilginer, Özlem Zeynep Dinsel, Ezgi Coşkun, Faruk Barman gibi birbirinden değerli oyuncular var.

Ruhi Bey
Edip Cansever’in ölümsüz eseri Ben Ruhi Bey Nasılım, bu kez Ruhi Bey uyarlamasıyla sahnede hayat buluyor. Modern insanın yalnızlığını fısıldayan dar sokakların ve puslu meyhanelerin atmosferinde yoğrulan oyun, izleyiciyi şiirsel bir iç hesaplaşmaya davet ediyor. Sansürsüz bir duygu akışında ilerleyen bu tek kişilik performans, ruhun en gizli köşelerine ışık tutmayı vadediyor. Oyunda Ruhi Bey’i Cafer Yelsalı canlandırıyor.

Jan Dark’ın Öteki Ölümü
1431’de, İngiliz esareti altındaki Fransa’nın umudu Jan Dark, Tanrı’nın kılıcıyla ordunun başında kahramanca savaşır. Ancak zaferlerine rağmen kilise tarafından cadılıkla suçlanır ve henüz 19 yaşındayken yakılmasına karar verilir. Ölümünden bir gece önce zindanda iki ziyaretçiyle karşılaşır: sıra dışı bir Tanrı ve celladı. Biri onu inkar ederek yaşamaya, diğeri inandıklarının arkasında durarak ölmeye çağırır; ama belki de hiçbir şey göründüğü gibi değildir…

Aydede
90’ların İstanbul’unda küçük bir çocuk olan Ekin, elinden hiç bırakmadığı oyuncak ayısıyla kaybolduğu evini arar. Aydede’ye “Evim nerede?” diye sorar ama cevap alamaz. Sokaklarda ilerlerken babasının sesiyle gecenin puslu sessizliği birbirine karışır ve Ekin, ömrü boyunca aynı sorunun izini sürer. Adalet arayan tüm annelere ithaf edilen bu dokunaklı oyunda sahnede Bilgin Metin Yadırgı yer alıyor.

Köprünün Öteki Tarafı
Köprü altında yaşamını sürdüren bir adam düşünün… Çocukluk yıllarından başlayan yoksulluk, onu suçlara; suçlarsa yalnızlığa, oradan da derin bir varoluş sorgusuna sürüklemiş. Hep sessiz kalmış ama bugün farklı. Belki kafasındaki sesleri susturacak, belki de sorularına yanıt bulacak olan sizsiniz diye, hayatını ilk kez dile getirecek. Tek kişilik bu oyunda sahnede Furkan Güleç yer alıyor.

Açık İlişki
Dario Fo ve Franca Rame’nin kült eseri Açık Aile, DasDas sahnesinde Açık İlişki adıyla yeniden hayat buluyor. Mert Fırat ve Binnur Kaya’nın ilk kez aynı oyunda buluştuğu bu tek perdelik komedi, evlilik, sadakat ve özgürlük kavramlarını hiciv dolu bir dille sorguluyor. “Açık ilişki” fikriyle altüst olan bir kadının yaşadığı çöküş ve dönüşüm, kahkaha garantili bir hikayeye dönüşürken, roller değiştiğinde patriarkal düzenin çifte standardı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor.

Martı Mıyım?
Hayatın yedek kulübesinde beklerken aslında hepimiz birer Çehov karakteri miyiz?! Çok konuşup az mı eyleme geçiyoruz, yoksa sürekli oyalanarak zamanı mı tüketiyoruz? Martı Mıyım, bu sorulara kesin cevaplar vermiyor; yalnızca Çehov’un hınzır gülümsemesiyle “Bak, işte haliniz” diyor. Beş oyuncu, geçmişi, bugünü ve geleceği aynı anda sahneye taşıyor; zamanı, mekanı ve rolleri eğip bükerek izleyiciyi düşünceyle oyun arasında sürükleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Sezin Akbaşoğlulları, Sanem Öge, Tolga İskit, Nazlı Bulum ve Erkan Uyanıksoy’un oyuncu kadrosunda yer aldığı oyuna Şehsuvar Aktaş da dış ses olarak eşlik ediyor.

Olga, Maşa, İrina Yine Üç Kız Kardeş
Çehov’un Üç Kız Kardeş oyunundan esinlenen bu kara komedi, birbirinden farklı üç kadının yıllardır sıkışıp kaldıkları hayatla, kendileriyle ve otoriteyle yüzleşme hikayesini anlatıyor. Olga, Maşa ve Irina için mutlu bir son mümkün mü, yoksa Çehov’un mirası bir kez daha ters mi dönecek?

Fora
Aile bağlarını, kuşaklar arası çatışmayı ve bireylerin kendini bulma arayışını mizahi ve duygusal bir dille sahneye taşıyan Fora, oldukça dinamik bir oyun. Oyuncu kadrosunda ise Şenay Gürler, Şükran Ovalı, Şerif Erol, Aslı İnandık, Eray Karadeniz ve Kubilay Aka yer alıyor. Tek mekan ve tek zaman diliminde ilerleyen hikayede tüm gerilimler ve çözülmeler seyircinin gözleri önünde yaşanıyor. Evrensel temaları, tanıdık çatışmaları ve kimi zaman can acıtan ama bir o kadar da yüreğe dokunan mizahıyla, izleyicisinde derin bir etki bırakmaya hazırlanıyor.

This Is Living
Alice ve Michael bir zamanlar aynı evi, aynı aşkı ve aynı hayatı paylaşırken, şimdi Yorkshire’da bir nehrin kıyısında zaman, mekan, hatıralar ve gerçekler arasında sıkışıp kalmışlardır. Kaza sonrasında küçük kızları Lily hayatta kalır; Alice suyun içinde yorgun ve üşümektedir; Michael ise ona 12 saat önce öldüğünü söylemeye çalışır. This Is Living, birbirine tutunmayı, ebeveyn olmayı, kaybı kabullenmeyi ve her şeye rağmen yaşamaya devam etmeyi, sıcacık anılar ve sarsıcı bir gerçeklikle sahneye taşıyor.

Martıların Öteki Hikayesi
Aşk, kimi zaman mucizelerle ışıldayan, kimi zaman felaketlerle sarsan bir delilik hali. Hazal Akyürek’in, Çehov’un Martı oyunundan esinlenerek yazdığı Martıların Öteki Hikayesi, yıllar sonra yıkık bir otel odasında yeniden buluşan iki eski arkadaşı, Maşa ve Nina’yı merkezine alıyor. Yalnızlığın yükünü her gün derinden hisseden Nina, son umudunu çok da yakın olmadığı arkadaşı Maşa’dan yardım istemekte bulur. Fakat masumane başlayan bu ziyaretin elbette bir bedeli olacaktır. Başrollerde Arbil Tabur ve Hazal Akyürek’in yer aldığı oyunun yönetmen koltuğunda ise Murat Yılmaz bulunuyor.

Monologlar Müzesi Pavyon
Monologlar Müzesi bu kez seyircilerini bir pavyona davet ediyor. Assolistten konsomatrise, dansözden tuvalet görevlisine kadar herkes kendi odasında geçmişini, sırlarını ve bir hafta önce işlenen cinayeti dile getiriyor. Kimi tanık, kimi suskun, kimi suç ortağı… Hakikatin parçalandığı bu dünyada geriye yalnızca aşk, ihanet, utanç ve suç ortaklığı kalıyor.

İyi Değilim Ama Anlatacak Kadar Da Kötü Değilim
Mine ile Memo’nun, dijital çağın tüketim kültürü ve ebeveynlerinden devraldıkları mirasın gölgesinde biçimlenen aşkını, sahnede sert ve aynı zamanda mizahi bir dille parçalarına ayrılıyor. Arzunun tüketildiği bir dünyada temasın gerçek anlamını sorgulayan İyi Değilim Ama Anlatacak Kadar Da Kötü Değilim, izleyiciye çarpıcı bir deneyim sunuyor. Oyunda Esra Dermancıoğlu ve Deniz Karaoğlu birlikte sahne alıyor.

Ben Zek
Ben Zek, hayalle gerçeğin, sahne ışıklarıyla karanlık çocukluk anılarının çarpıştığı tek kişilik bir performans. Komedi ve dram arasındaki sınırların silindiği bu oyunda, oyuncu olma hayaliyle yaşayan Zek, arkadaşlarını bir audition çekimine çağırır. Ancak bu buluşma, geçmişin en gizli yaralarının açığa çıkmasına yol açar. Babasızlık, görünmezlik, hırs ve öfke… Hepsi oyun ilerledikçe katlanarak büyür. Ben Zek, yalnızca bir oyuncunun mesleki çıkmazlarını değil, aynı zamanda bir evladın babasına, hayata ve kendine yönelttiği derin hesaplaşmayı sahneye taşır. Tek kişilik oyunda Zek karakterini Mehmet Küçük canlandırıyor.

Leziz
Leziz, aynı evi paylaşan iki kadının, üst kata taşınan ev sahipleriyle birlikte altüst olan dengelerini konu alıyor. Hayatta kalmak için farklı yollar seçseler de birbirine yaslanan bu iki kadın, dışarının içeriye sızmasıyla kimliklerini, kırılganlıklarını ve aidiyet duygularını yeniden sorgulamak zorunda kalıyor.

İstanbul’un Sonbahar Sergileri
İstanbul Ekim Ayı Etkinlik Takvimi
18. İstanbul Bienali’nde Mutlaka Görmeniz Gereken Sanatçılar