18. İstanbul Bienali’nde Mutlaka Görmeniz Gereken Sanatçılar
20 Eylül–23 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek 18. İstanbul Bienali, küratör Christine Tohmé’nin “Üç Ayaklı Kedi” temasıyla şehri çağdaş sanatın merkezine taşıyor. Bienalde mutlaka görmeniz gereken sanatçılar bu rehberde.
18. İstanbul Bienali, küratör Christine Tohmé’nin çerçevesinde bu yıl kendini koruma, dayanışma ve geleceği kurma fikirlerini odağına alıyor. Sekiz farklı mekâna yayılan ücretsiz program, bienali yalnızca bir sergi değil, üç yıla yayılacak (2025–2027) bir süreç olarak kurguluyor. Bu rehberde, sanatçıların sanatsal odak merkezlerini ve bienalde hangi yapıtlarla öne çıktıklarını bulacaksınız. Elbette bu liste tümünü kapsamıyor; keşfedilecek daha pek çok isim sizi bekliyor.
18. İstanbul Bienali’nde Görmeniz Gereken 27 Sanatçı
Abdullah Al Saadi
Nerede: Zihni Han
Kırk yılı aşkın süredir Khor Fakkan’ın dağlarını adım adım dolaşan Al Saadi, doğayla kurduğu yakın ilişkiyi buluntu nesneler, çizimler ve notlarla arşivliyor. Metal sandıklarda sakladığı bu koleksiyon, kaybolan geleneklerin ve çevrenin kırılganlığını belgeleyen kişisel bir envantere dönüşüyor. Sanatçının pratiği psiko-grafik resimlerden performansa, fotoğraf ve heykelsi düzenlemelere kadar uzanıyor. En dokunaklı serilerinden My Mother’s Letters (1998–2013), okuma yazma bilmeyen annesinin günlük olarak bıraktığı nesneleri mektuplara dönüştürürken, sanatçı da tatlı patateslere numaralar yazarak ona dönüş saatlerini haber veriyordu. Bu alışveriş, hem kuşaklar arası aktarımın kırılganlığını görünür kıldı hem de Al Saadi’nin kendi icat ettiği alfabelere ve Naked Sweet Potato (2000–2010) gibi sergilere uzanan üretimlerinin temelini oluşturdu.

Ana Alenso
Nerede: Muradiye Han
1982 doğumlu Venezuelalı sanatçı, petrokültürlerin yarattığı çelişkileri ve ekolojik krizleri odağına alıyor. Endüstriyel atıklar, makineler ve post-endüstriyel malzemelerden kurduğu enstalasyonlarıyla hem şiirsel hem de distopik bir dil kuruyor. Çalışmalarında toplumun doğayla olan tehlikeli bağına dikkat çekerken, büyüleyici bir estetikle izleyiciyi içine çekiyor. Son yıllarda Berlin’de Haus der Kulturen der Welt ve Madrid’de Casa Encendida gibi önemli kurumlarda işlerini sergileyen Alenso, bienalde de çıkarma ekonomilerinin karanlık mirasını görünür kılan yeni bir yerleştirmeyle yer alıyor.

Karimah Ashadu
Nerede: Zihni Han
Nijerya’da büyüyen Ashadu, çalışmalarında Afrika diasporası ve işçi sınıfının gündelik deneyimlerini odağına alıyor. Son dönemde dikkat çeken filmi Machine Boys (2024), Lagos’ta yasaklanan motosiklet taksileri —okada sürücülerini— merkeze alıyor. Ashadu, bu sürücülerin gündelik ritüellerini, giyim tarzlarını ve eril duruşlarını belgeleyerek hem patriyarkanın performansını hem de güvencesiz emekçilerin kırılganlığını görünür kılıyor. Aynı yıl ürettiği Wreath adlı bronz heykel ise lastik izlerinden dokunmuş bir madalyonu andırıyor; anma, güç ve meşruiyet temalarını çağrıştırıyor. Bienalde, erkeklik, emek ve kimlik arasındaki çelişkileri irdeleyen bu yeni işleriyle öne çıkıyor.

Mona Benyamin
Nerede: Elhamra Han
1997 Hayfa doğumlu sanatçı ve film yapımcısı Benyamin, işlerinde kuşaklar arası hafıza, umut ve kimlik meselelerini mizah ve ironi aracılığıyla ele alıyor. Çoğunlukla ailesiyle birlikte çalışıyor; filmlerinde anne-babasını başrol yapıyor, evini ise sahneye dönüştürüyor. İlk filmi Moonscape, NASA arşiv görüntülerini, Arap müzik videolarını ve film noir estetiğini birleştiren sürreal bir müzikal anlatı. Ailesinin seslendirdiği bu hikâyede, Ay’ın “satın alınabilir” bir meta haline getirilmesiyle Filistinlilerin yaşadığı işgal arasında doğrudan bir bağ kuruyor. Benyamin’in işleri, kişisel olan ile politik olanı, gündelik hayatın mizahı ile trajediyi yan yana getirerek direnişin farklı yüzlerini görünür kılıyor.

Chen Ching-Yuan
Nerede: Zihni Han
Taipei Ulusal Sanat Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlayan Chen, resimlerinde edebiyat, mitoloji ve tarihten süzülen sembolleri birbirine dokuyan şiirsel bir dil kuruyor. Zamanın askıya alındığı, parçalı anlamlarla örülü bu anlatılar, izleyiciye hem tanıdık hem de sürreal bir déjà-vu duygusu bırakıyor. Sanatçının paleti ve gevşek kompozisyonları, her tabloyu ayrı bir fabl gibi kurguluyor; insanlığın özüne dair ipuçlarını saklı sembollerle aktarıyor. Son dönemde Paris’te Mor Charpentier’deki The Ship of These-us (2022) sergisi ve 2023 Taipei Bienali’ndeki işleri, bu şiirsel ve parçalı görsel evrenini uluslararası ölçekte görünür kıldı.

Ian Davis
Nerede: Zihni Han
Yirmi yılı aşkın süredir aktif üretim yapan Davis, distopik kurgularla dolu resimleriyle tanınıyor. Koyu mizah ve sürreal anlatılarla bezeli bu sahnelerde, takım elbiseli ya da laboratuvar önlüklü, kimliksiz erkek figürleri kalabalıklar halinde belirir. Çoğu zaman felaketlerin hemen öncesini ya da sonrasını sahneleyen bu tablolar, sebep ya da sonuç hakkında ipucu vermez; izleyiciyi belirsizliğin gerilimiyle baş başa bırakır. Bu kitlesel düzenlemeler, Siegfried Kracauer’in “Kitle Süslemesi” kavramını çağrıştırır: bireysel kimliklerin silindiği, bürokratik toplumun soğuk düzenine dair bir aynalama. Davis’in “kitle süslemeleri” bugünün dünyasında emek, örgütlenme ve felaketler arasındaki bağı görünür kılıyor.

Celina Eceiza
Nerede: Zihni Han
Eceiza, kumaşları kullanarak beyaz küpü baştan aşağı dönüştüren “yumuşak müzeleri”yle tanınıyor. Yüzlerce metre kumaşla kapladığı mekânlar, katılımcıyı rengârenk, organik bir organizmanın içine davet ediyor; görmenin ötesinde dokunma ve hissetme duyularını ön plana çıkarıyor. Resim, kolaj, alçı ve pastel gibi tekniklerle de çalışan sanatçı, fragmanlar halinde bedensel dönüşümler, çiçekler ve mitolojik göndermelerden oluşan imgeler üretiyor. 2024’te Buenos Aires Modern Sanat Müzesi’nde açtığı sergisi ve 2025 ARCOlisboa’daki sunumuyla öne çıkan Tandil doğumlu Eceiza, politik ve şiirsel diliyle bedenin toplumsal gücünü hatırlatan işler ortaya koyuyor.

Eva Fàbregas
Nerede: Meclis-i Mebusan 35
Tüketim kültürü, bedenler ve nesneler arasındaki arzuyu incelikle çözen 1988 doğumlu Fàbregas, “Sızıntılar” (2025) adlı işiyle bienalde öne çıkıyor. Eserinde, lateksle kaplanmış hava formu şeklindeki organik öğeler; “içeride boşluk kalınca” beden bağırsağı, göbek bağı ya da pıhtılaşmış sıvılar gibi imgeler bırakıyor. Mekânın tavan ve duvarlarında açılan boşluklardan geçerek, mimarinin katı düzlemlerini biyomorfik bir hareketle dönüştürüyor; bu sayede sabit mimari, izleyicide gerilimi de hissedilen bir organizmaya dönüşüyor. Bienaldeki bu yeni enstalasyon, görme duyusunun ötesine geçme çağrısı yapıyor; mekânın katılığı çözülüyor, ziyaretçiyle malzeme arasında dokunsal iletişim kuruluyor.

Lou Fauroux
Nerede: Galata Rum Okulu
Dijital kültürün 1990’lar ve 2000’lerde şekillendirdiği kuşağın temsilcilerinden biri olan Lou Fauroux, video, heykel, enstalasyon ve 3D üretimleriyle yapay zekâ, teknoloji ve iktidar ilişkilerini queer bir bakışla sorguluyor. İlk videolarını yetişkin film endüstrisinin görselleri üzerinden üreten sanatçı, pop kültür, müzik ve video oyunları gibi mecraları kullanarak güç yapılarını deşifre etmeye çalışıyor. Bienalde sunduğu İlgili Makama: Hennessy Kadehimde Gözyaşı Olacak (2023–) adlı video yerleştirmesinde, merhum kız kardeşi Cécile Fauroux’un anılarından yola çıkarak yas, kayıp ve çocukluğun hayaletleriyle örülü bir evren kuruyor.

Rafik Greiss
Nerede: Zihni Han
Fotoğraf, video, heykel ve kolajla çalışan Greiss, nesnelerin ve imgelerin kırılganlığına odaklanıyor; buluntu materyalleri yeni anlatılarla dönüştürerek geçicilik ve hafıza üzerine şiirsel işler üretiyor. İrlanda doğumlu Mısırlı sanatçının bienalde gösterilen filmi En Uzun Uyku (2024), velilerin doğum günlerini kutlayan mevlit ritüelinden yola çıkarak aşkınlığı zamansal bir döngü, kesintiye uğrayan bir deneyim olarak ele alıyor. Nefes, tekrar ve hareket üzerinden bedensel varoluşla bilinç halleri arasındaki bağı araştırıyor. Bunun yanında Gürcistan ve Mısır’daki araştırma gezilerinde topladığı buluntu nesnelerden ürettiği duvar heykelleri, göç, seyahat ve sömürgecilik gibi büyük ölçekli hareketlere dair izler taşıyor.

Doruntina Kastrati
Nerede: Külah Fabrikası
Heykel, enstalasyon ve video üzerinden bedenle biyopolitik güç arasındaki ilişkiyi araştıran Kastrati, özellikle emeğin görünmez boyutlarını mercek altına alıyor. Kosova çağdaş sanatının yükselen isimlerinden biri olan 1991 doğumlu sanatçı, 2022’de Manifesta 14’te ve 2024’te Venedik Bienali’nde Kosova Pavyonu’nda sergilediği işiyle uluslararası alanda öne çıktı. Bienalde sunduğu Şarkıları Yutan Bir Korno (2025) ise İstanbul’daki lokum fabrikalarındaki kadın emeğini merkezine alıyor.

Jasleen Kaur
Nerede: Zihni Han
İskoçya’da Sih bir ailenin çocuğu olarak büyüyen Jasleen Kaur, heykel, ses ve gündelik nesneler üzerinden kültürel hafızayı ve temsil politikalarını sorguluyor. Çalışmaları, toplulukların gündelik pratiklerinden, hatıralardan ve inanç sistemlerinden besleniyor. Sanatçının Bedenim Bir Kasvet Tapınağı (2021) başlıklı işi, yoga ve meditasyon gibi yerli ruhani geleneklerin küresel “wellness” endüstrisi içinde nasıl ticarileştiğini eleştiriyor. Trimbakeşvar Şiva Tapınağı’nın fotoğrafıyla başlayan yerleştirme, arşiv görüntülerini yarı saydam perdelerle çakıştırarak özbakım endüstrisinin sömüren tarafına dikkat çekiyor.

Şafak Şule Kemancı
Nerede: Elhamra Han
Central Saint Martins’te tekstil tasarımı, Goldsmiths’te sanat eğitimi gören Kemancı, pratiğinde insan, hayvan, bitki ve mineraller arasındaki sınırları akışkanlaştıran bir ekosistem tasavvur ediyor. İşlerinde tekrar eden desenler, dokular ve figürler, canlılığın sürekli yeniden filizlenişini andıran bir enerjiyle birleşiyor. Bienalde sergilediği anıtsal ölçekli yumuşak heykel, bulunduğu odayı mesken edinerek pencerelerden ve kapılardan taşan yabani bir peyzaj yaratıyor. Bu hibrit yapı, evcil ile yabani, insan ile insan dışı, doğal ile yapay arasındaki ikilikleri tersyüz ediyor. Heykelin gölgeleri ise, korunmanın yalnızca geri çekilmek değil, başkaları için bir sığınak sunabilmek anlamına geldiğini hatırlatıyor.

Seta Manoukian
Nerede: Galata Rum Okulu
Lübnan-Ermeni bir ailede doğan ve genç yaşta Paul Guiragossian’dan özel dersler alan Manoukian, eğitimini İtalya’da tamamladıktan sonra Beyrut’a dönerek 1960’ların sonundan itibaren kentin sanat çevresinde etkin rol oynadı. 1975’te patlak veren Lübnan İç Savaşı sırasında ürettiği resimler, kentin parçalanmasını ve hayatta kalma mücadelesini tuvale taşıdı. Bienalde yer alan altı resimden oluşan serisi, savaş yıllarında zaman ve mekân algısının sarsıldığı anları, şehir dokusunun içinde süzülen figürlerle birlikte belgeliyor. Anonim yüzler, siyasetçiler, aile bireyleri ve dostlar, gündelik yaşamın parçalarıyla iç içe bir anlatı. Sanatçının Los Angeles’a göç ettikten sonra başladığı T-Biçimli serisinden iki resim de bu yıl sergileniyor. Daha dingin bir palete sahip bu kompozisyonlar, savaşın ruhsal izlerini ve toplumsal istikrara duyulan özlemi içe dönük bir dille yansıtıyor.

Merve Mepa
Nerede: Galata Rum Okulu
Disiplinlerarası yaklaşımıyla öne çıkan Mepa, sanat pratiğinde teori ve pratiğin kesiştiği alanlarda “boşluklar, kopuşlar ve etkileşimler” üzerine çalışıyor. Tarihsel, bilimsel ve çoğu zaman marjinalleştirilmiş bilgileri bir araya getirerek üretim, emek ve teknoloji ilişkilerini sorgulayan işleri dikkat çekici. Bienaldeki Rastgele Bir Yürüyüş, Beslenme ve Hava (2025) adlı enstalasyonu, izleyiciyi doğrusal hareketin sekteye uğradığı, yönlendirmelerin olmadığı bir deneyime davet ediyor. Açık kasa bilgisayarların sürekli yeni tarayıcı pencereleri açarak veri ürettiği bu düzenek, mekâna yayılan hava akımlarıyla birleşerek bilgiyi bir tür “hava durumu”na dönüştürüyor.

Claudia Pagès Rabal
Nerede: Külah Fabrikası
Sanatçı, performer ve yazar olan Pagès Rabal, dil, beden, hareket ve müzik aracılığıyla toplumsal hiyerarşiler ve aidiyet kavramlarını tartışmaya açıyor. Çalışmalarında tarih, hukuk ve dilbilim gibi sanat dışı alanlardan beslenen sanatçının bienaldeki Beş Savunma Kulesi (2025) adlı yerleştirmesi, LED ekranlarla tavana yansıtılan film ve çok dilli anlatısıyla zaman algısını kırarken, Katalonya’daki savunma kuleleri üzerinden militarizasyon, sınırlar ve toplumsal dışlanmayı görünür kılıyor.

Pilar Quinteros
Nerede: Meclis-i Mebusan 35
Çizim, performans, video ve enstalasyon arasında dolaşan Quinteros, tarih, gerçeklik kavramı ve bağlamların dönüşümleri üzerine çalışıyor. Gasworks (Londra) ve São Paulo Bienali gibi pek çok uluslararası platformda eserlerini sergileyen sanatçı, kolektif üretimlerle de biliniyor. Bienalde sunduğu İşçi Sınıfı (2025), Muzaffer Ertoran’ın Tophane Parkı’ndaki İşçi (1973) anıtını parçalarına ayırarak yeniden kurguluyor; heykelin defalarca uğradığı tahribatı ve kamusal bellekteki çözünmesini karton uzuvlar ve yarı kurmaca bir belgeselle görünür kılıyor.

Khalil Rabah
Nerede: Eski Fransız Yetimhanesi Bahçesi
Mimarlık ve güzel sanatlar eğitimi alan Kudüs doğumlu Rabah, çalışmalarında toprak, yerinden edilme ve egemen tarih anlatılarını sorguluyor. Bienalde sunduğu Kırmızı Rotavesait (2025), Eski Fransız Yetimhanesi’nin bahçesine yerleşerek mekânın tarihine müdahale ediyor: kırmızı bir boru, su kanalı ve hareket edemeyen transpalet ile endüstriyel variller içindeki fidanlar, kaynakların kontrolü, zorunlu göç ve istikrarsız aidiyetleri hatırlatıyor. Rabah’ın mekânsal koreografisi izleyiciyi bariyerlerin, eşiklerin ve kırmızı yüzeylerin arasında dolaşmaya davet ederken, tanıklık ve katılım üzerine düşündürüyor. Daha önce Sharjah, Hamburg, Madrid ve New York’ta kişisel sergiler açan sanatçı; Riwaq Bienali’nin kurucusu ve Al Ma’mal Foundation’ın ortak kurucusu. Eserleri British Museum, Guggenheim Abu Dhabi ve Mathaf gibi önemli koleksiyonlarda yer alıyor.

Marwan Rechmaoui
Nerede: Zihni Han
Rechmaoui, kentsel yapıların ve toplumsal düzenlerin çelişkilerini heykel ve yerleştirmelerle araştırıyor. Bienalde sunduğu Güneşi Kovalamak (2023–2025), çocuk oyunlarını toplumları şekillendiren bir mercek olarak ele alıyor; kazanma ve kaybetmenin sembolik “ölüm”le sonuçlandığı bu oyunları savaş düzenleriyle yan yana getiriyor. Çocukluk deneyimlerinden beslenen iş, mülkiyet, beceri ve statünün belirlediği hiyerarşileri görünür kılıyor. Sanatçı, daha önce MoMA, Serpentine Gallery, Sharjah Bienali ve İstanbul Bienali gibi birçok uluslararası platformda işlerini sergiledi.

Naomi Rincón-Gallardo
Nerede: Galata Rum Okulu
Araştırma, performans ve videoyu birleştiren Meksikalı sanatçı, işlerinde Mesoamerika mitolojilerini dekolonyal feminizm ve queer perspektifiyle yeniden kurguluyor. Bienalde sergilenen Opossumun Direnci (2019), Bir Mağara Üçlemesi serisinin parçası; Oaxaca’daki madencilik projelerinin yol açtığı gasp ve yıkımla mitolojik anlatıları iç içe geçiriyor. Psikedelik ve muzip bir görsel dilin eşlik ettiği yerleştirmede film, havada asılı kostüm ve heykellerle bütünleşerek izleyiciyi hem gerçek hem de kurmaca direniş hikâyelerinin içine davet ediyor.

Sara Sadik
Nerede: Zihni Han
Göçmen toplulukların gündelik yaşamına odaklanan Sadik, video, performans ve enstalasyonlarında gençlik kültürünü, oyun estetiğini ve sosyal mekânları inceliyor. Bienalde sunduğu XENON PALACE Şampiyonası (2023), rengârenk halılar ve konsol oyunlarıyla kurgulanan bir nargile salonunda, dostluk ve rekabetin iç içe geçtiği hayali bir turnuvayı canlandırıyor. İzleyiciyi bu evrene aktif katılıma davet eden eser, erkeklere özgü kabul edilen bu mekânların politik ve kültürel değerini sorgularken, aynı zamanda dayanışma ve umut barındıran yanlarını da görünür kılıyor.

Elif Saydam
Nerede: Zihni Han
Resim, enstalasyon ve metinle çalışan Saydam, kamusal alan, aidiyet ve arzu üzerine düşünüyor. Bienaldeki Misafirperverlik (2024–25), metal halkalarla tutturulmuş lamine levhalardan oluşan perdevari düzeniyle hem daveti hem de reddedişi aynı anda barındırıyor. Türk halk edebiyatına ve Âşık Veysel’in dizelerine göndermelerle, ifade özgürlüğünün baskı altına alındığı ve azınlık topluluklarının dışlandığı güncel politik bağlamı görünür kılıyor. Daha önceki büyük ölçekli işleri de şehir dokusu, göç ve topluluk ilişkilerine odaklanan çok katmanlı yüzeyler aracılığıyla izleyiciyi hem gündelik hem de politik olanla yüzleştiriyor.

Selma Selman
Nerede: Zihni Han
Roma kökenli sanatçı ve aktivist Selman, aile hikâyesinden ve topluluğunun deneyimlerinden yola çıkarak kadınların rolleri, eğitim hakkı ve görünmez emek üzerine işler üretiyor. Bienalde sunduğu Anakartlar (2025), sanatçının ailesiyle birlikte bilgisayar anakartlarını sökerek altın parçacıklarını çıkardığı canlı performansla başlıyor; bu kolektif eylem, elektronik atık geri dönüşümünü bir geçim kaynağı ve aynı zamanda göz ardı edilen emek biçimi olarak görünür kılıyor. Performans sonunda elde edilen altın bir kaşığa dönüştürülerek, çevresindeki parçalanmış yüzlerce bilgisayar kalıntısıyla sergi mekânına yerleşiyor.

Sevil Tunaboylu
Nerede: Zihni Han
Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü mezunu Tunaboylu, kişisel tarih ve kolektif mitolojiyi bir araya getiren işleriyle tanınıyor. Bienalde sunduğu Alan (2024), ailesinin Üsküp’ten İstanbul’a göçünü çıkış noktası alarak göç, kayıp ve azim üzerine sembolik bir anlatı kuruyor. Aile arşivinden fotoğraflar ve yadigâr eşyalarla marangozluk aletlerini yeniden işlevlendirerek dokunsal bir hafıza yaratan sanatçı, resim, heykel ve yerleştirmeyi harmanlıyor. Kertenkele heykellerinden inşaat demirlerine uzanan öğeler, hem Türkiye’deki kesintisiz imar süreçlerine hem de miras ve aidiyetin sürekli yeniden inşa edilen doğasına işaret ediyor.

Dilek Winchester
Nerede: Galeri 77
Çalışmalarını dil, alfabe reformları ve çeviri üzerine kuran Winchester, kişisel ve kolektif hafızayı yazının tarihine odaklanarak sorguluyor. Bienalde sunduğu 410 Harf: (Arnavutça) Okumak ve Yazmak Üzerine (2025), Arnavut alfabesinin tarih boyunca kullanılmış ve unutulmuş versiyonlarıyla izleyiciyi görsel-sesli bir yolculuğa çıkarıyor. İsimsiz (Kendinibeğen…) (2012–2025) ise Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ından alınan sözcüğü Latin, Arap, İbrani, Ermeni ve Yunan alfabeleriyle binanın cephesine yerleştiriyor. Sanatçının işleri, alfabeler aracılığıyla kimlik, aidiyet ve kültürel miras üzerine derinlikli düşünme alanları açıyor.

Akram Zaatari
Nerede: Galata Rum Okulu
Fotoğraf, video, film ve arşiv çalışmalarını birleştiren Zaatari, arzu, hafıza, gözetim ve direniş temaları üzerine kurduğu üretimiyle tanınıyor. Arab Image Foundation’ın kurucularından olan sanatçı, Orta Doğu fotoğraf tarihine dair arşivleriyle de öne çıkıyor. Bienalde sergilediği 16 resim, Türkiye, İran ve Balkanlar’da yaygın yağlı güreşlerden ilhamla bedenlerin yakınlığını, erillik performanslarını ve homososyal kültürün ritüellerini sorguluyor. Kareli kâğıt üzerine yerleşen güreşçi figürleri, bir yandan güç ve teknik arasındaki dengeyi, diğer yandan pandeminin getirdiği yalnızlık duygusunu görünür kılıyor.

Ayman Zedani
Nerede: Galata Rum Okulu
Video, enstalasyon ve mekâna özgü işler üreten Zedani, Körfez’in geleceğini insan–insan dışı ilişkiler üzerinden sorgulayan araştırmacı bir pratiğe sahip. Bienalde sunduğu Çöl Denizleri Arasında (2021), Arap Denizi’nde göç etmeyen kambur balinaların kültürünü, Yunus Peygamber’in anlatısıyla ilişkilendiriyor. Tuz Gölü ve Nevşehir’de yürüttüğü saha araştırmalarıyla ürettiği heykelsi bileşenlerde tuzu hem ekolojik sorunlara hem de yas nesnelerine referansla kullanan sanatçı, çevresel yıkım, spiritüel aktarım ve teknolojinin ekosistemler üzerindeki etkilerini iç içe geçiriyor.

Fotoğraflar: Sahir Uğur Eren
İstanbul’un Sonbahar Sergileri