Nicola Andreatta uzun yıllardan beri yüksek saatçilik sektöründe, 2018’den bu yana ise Roger Dubuis’nin CEO’su. Roger Dubuis’nin yeni mağazası için İstanbul’a gelen Andreatta ile genç markası ve kariyeri üzerine sohbet ettik.

Saat dünyası ile yolunuz nasıl kesişti?

Saatlerin içine doğdum diyebilirim. O zamandan beri yakamı hiç bırakmayacak bir lanet ya da harika bir denk geliş oldu. İlerleyen yıllarda da, babam da saatçilikle uğraşmamı istediği için meslek olarak saat dünyasında kaldım. Bugün olduğum yerden şunu söyleyebilirim ki, saatlerle uğraşmaktan daha keyifli bir uğraş yok benim için. Saatler, kim olduğunuzu gösteren çok güzel nesneler. Yüksek saatçilik ise kendi içerisinde inanılmaz bir evren. Hâlâ her saniyesinden keyif alarak buradayım.

“Yarı İtalyan yarı İsviçreliyim. Bu yüzden hem hassasiyet hem de yaratıcılık kısmıyla çok ilgiliyim.”

Saatler içinde olmanın en keyifli yanı nedir?

Yarı İtalyan yarı İsviçreliyim. Bu yüzden hem hassasiyet hem de yaratıcılık kısmıyla çok ilgiliyim. Saatçilikte bir şeyleri yoktan var ediyoruz. Bir objeyi hem tasarlıyor hem de mekanik kısmı üzerinde çalışıyoruz, ki bu müthiş bir şey. İşin en sonunda, tasarımından mekaniğe çok fonksiyonu olan bir saat ortaya çıkmış oluyor, en keyif aldığım yanı da bu.

“Hedefimiz, yüksek saatçiliğin geleceğini yaratmak.”

Roger Dubuis’yi sektörde farklı kılan yanı nedir?

Pek çok şey var. Saat üretirken çok özel bir şey yapmaya çalışıyoruz. Sadece 28 yıllık bir geçmişimiz var fakat onlarca inanılmaz şey ürettik. Dakika tekrarlayıcılardan tourbillon’lara dek pek çok Haute Horlogie komplikasyonlarında ustayız. Hedefimiz, yüksek saatçiliğin geleceğini yaratmak. Bunu, “Hyper Horology” ile ifade ediyoruz. “Hyper”, her zaman bir adım ötesine gitmeyi, sınırları aşmayı hedefleyen yanımızı yansıtıyor. Bugün bunu yapan tek yüksek saatçilik markası olduğumuzu düşünüyorum.

2018’den bu yana Roger Dubuis’nin CEO’su olarak görev alıyorsunuz. O zamandan bu yana markada neler değişti?

Bir markanın DNA’sının çok önemli olduğunu ve onunla oynamamak gerektiğini söylerim hep. Bu yüzden marka kökten bir değişim yaşamadı fakat çok şey değişti yine de. Roger Dubuis’nin kimliğini ne kadar yansıttığı, mesajının ne kadar açık olup olmadığı üzerine çalıştım. Bugün bünyemizde dört ana koleksiyon var. Bu koleksiyonlarda yansıttıklarımızla Roger Dubuis’nin kimliğini daha açık hale getirdik: Bir yanı sportif, bir yanı ise şehre ait. Geçtiğimiz yıllara göre artık daha sağlam bir ifadeye sahip olduğumuzu düşünüyorum.