Christie’s EMEA ve Amerika Saat Bölümü Başkanı Remi Guillemin, nadir saatlerin ve müzayedelerin dünyasını anlatıyor.
“Satıyorum, sat-tım” lafıyla vurulan bir çekiç, milyonlarca dolara satılan nadir bir saat… Horoloji dünyasının en hareketli sahalarından birinin müzayedeler olduğuna hiç şüphe yok. Yıl boyunca düzenlenen açık artırmalarda Rolex’ten Patek Philippe’e onlarca markanın en nadir, daha önce görülmemiş, tarihi on yıllar öncesine dayanan saatleri satışa çıkıyor. Yılın belli dönemlerinde rekabet kıyasıya artıyor ve Cenevre’den New York’a dünyanın dört bir yanında saatler satışa sunuluyor. 2026 yılının ilk yarısında Christie’s müzayede evi de rekor kıran satışlara, kıran kırana geçen açık artırma oturumlarına ev sahipliği yaptı. Yılın ilk yarısını kapatırken Christie’s EMEA ve Amerika Saat Bölümü Başkanı Remi Guillemin ile bir araya gelerek saatler hakkında uzun bir sohbet ettik.

Sohbetimize yılın ilk yarısına damga vuran satışlarla başlayalım. F.P. Journe Platinum Tourbillon’dan rekor kıran Cartier Crash’e, birçok ses getiren satışlara ev sahipliği yaptı Christie’s. Yılın ilk yarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu sene, daha önce piyasaya çıkmamış sıra dışı saatleri müzayedelere kazandırma konusunda başarılı olduk. Audemars Piguet Jumping Hour, Cartier Crash London ve F.P. Journe Tourbillon Souverain Ref. T gibi modellerin satışlarıyla bir dizi rekor sonuç elde edildi. Genel olarak saat piyasasında da sağlıklı bir konumun korunduğunu düşünüyorum. Koleksiyonerler, önceki yıllara damga vuran spekülatif alımlardan ziyade sıra dışı ve tarihsel açıdan önem taşıyan saatlere giderek daha fazla odaklanıyor. Rolex, Patek Philippe, Audemars Piguet ve F.P. Journe gibi markalar talep görmeye devam ediyor. Koleksiyonerlerin nadir ve önemli saatlere yönelik kalıcı ilgisinin ortaya çıktığını düşünüyorum.
Christie’s’in 2026 yılı ilk yarısı için açıklanan en yüksek 10 satışı arasında, listelerin ilk sıralarında görmeye alışkın olduğumuz F.P. Journe, Patek Philippe ve Audemars Piguet gibi isimlerin yanı sıra Greubel Forsey ve Philippe Dufour imzalı saatler de yer aldı. Son yıllarda bağımsız saat markalarının yükselişinden bahsetmek mümkün mü?
Bağımsız saat ustaları (özellikle piyasanın en üst segmentindeki), müzayede dünyasındaki ağırlıklarını artırmaya devam ediyor. Greubel Forsey, Philippe Dufour ve Michel Boulanger imzalı saatler bu eğilimin mükemmel örnekleri. Dünyanın en başarılı bağımsız saat ustalarının imzasını taşıyan saatler, istikrarlı bir şekilde rekabetçi tekliflere sahne oluyor. Seçici koleksiyonerler nadirlik, zanaatkârlık ve saat ustasının yaratıcılığıyla doğrudan bir bağ kurabilmek istiyor. Koleksiyonerler deneyim kazandıkça kısa vadeli spekülasyon yerine kaliteye ve özgünlüğe daha fazla öncelik veriyor.

“Spekülasyon odaklı bir piyasadan gerçek koleksiyonerliğe yeniden dönüş son yılların en dikkat çekici değişimlerinden biri oldu.”
Bu bağımsız saat ustaları arasında son zamanlarda etkisi giderek artan isimler var m peki?
Müzayedelerde en fazla ilgi gören bağımsız saat ustaları genellikle olağanüstü zanaatkârlığı, teknik inovasyonu ve ayırt edici yaratıcı kimliği bir araya getiren isimler oluyor. Philippe Dufour olağanüstü fiyatlara ulaşmaya devam ediyor örneğin, koleksiyonerler Dufour’u geleneksel el işçiliğinin en önemli ustalarından biri olarak görüyor. F.P. Journe, George Daniels ve Rexhep Rexhepi de benzer şekilde müzayedelerde en çok aranan bağımsız saat ustaları arasında. Bu isimler, koleksiyonerlerin değer verdiği inovasyon, zanaatkârlık ve özgünlük gibi nitelikleri sunuyor.
Müzayede dünyasında değişen eğilimler gözlemliyor musunuz? Koleksiyoner davranışları, satın alma alışkanlıkları ya da ilgi gören markalar açısından hangi eğilimler öne çıkıyor?
Spekülasyon odaklı bir piyasadan gerçek koleksiyonerliğe yeniden dönüş son yılların en dikkat çekici değişimlerinden biri oldu. Bu değişimle vintage ve tarihsel açıdan önemli saatlere yönelik talep güçlendi. Daha önce piyasaya çıkmamış saatler, günümüz piyasasında büyük önem taşıyor. Koleksiyonerler, kendilerini şaşırtacak saatler görmek istiyor.

Açık artırmaya iyi bir saat çıkarmak için birçok kriter var. Christie’s müzayedesinde yer alacak bir saati nasıl seçiyorsunuz?
Nadirliği, provenansı, kondisyonu ve tarihsel önemi ekibimizdeki uzmanlar tarafından dikkatle değerlendiriliyor. Christie’s olarak dengeli ve ilgi çekici müzayedeler sunmayı hedefliyoruz. Özellikle daha önce piyasaya çıkmamış, kalitesi ve provenansı tartışmasız saatlere ağırlık veriyoruz. Aynı zamanda koleksiyonerlerin talebiyle örtüşmek de oldukça önemli, açık artırmaya çıkacak saatlerin güncel karşılığına da dikkat ediyoruz.
“Vintage” saatçilikte oldukça sık duyduğumuz bir kavram. Bir saatin gerçekten vintage olarak kabul edilebilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerekir?
Bana göre bir saatin vintage olarak kabul edilebilmesi için 1980 yılından önce üretilmiş olmalı. 1980’ler, saat üretilme biçiminde bir dönüm noktasına işaret ediyor. Üretim alanındaki ilerlemeler, teknik gelişmeler ve modern malzemelerin giderek daha fazla kullanılmaya başlanması sektörün saat yaratımına bakışını değiştirdi.
Bu sene karşılaştığınız tüm saatler arasında sizi özellikle etkileyen bir model oldu mu?
Audemars Piguet’nin tek butonlu kronograf kol saatinden özellikle çok etkilendim. Saat, onlarca yıl boyunca Audemars Piguet’nin radarından kaybolmuş, restorasyon için Le Brassus’a geri döndüğünde ise yeniden gün yüzüne çıkmış. Saatin sahibinin bu olağanüstü model için Christie’s’i tercih etmesi de büyük bir şans oldu bizim için. Bu sayede hem saati satışa sunan kişiyle hem de Audemars Piguet ile yakından çalışarak modelin tarihini araştırma, sıra dışı bir hikâyeyi dünyanın dört bir yanındaki koleksiyonerlerle paylaşma fırsatı bulduk.

Saat ve müzayede sektöründe uzun yıllar geçirmiş biri olarak Türkiye’den koleksiyonerlerle tanışma fırsatınız oldu mu?
Elbette, Türkiye’den koleksiyonerle tanışabildim. Rafine zevkleri, bilgi birikimleri ve gerçek tutkularıyla beni her zaman etkilediler. Önemli vintage saatlere, sıra dışı bağımsız saat ustalarının modellerine ve özel modern parçalara yönelik güçlü bir beğenileri olduğunu düşünüyorum.





