Şef Jeffrey Cagnes, kendi göğünün yıldızına biraz un, şeker, yumurta ve tabii Fransa’dan Sicilya’ya uzanan köklerinin farklı mutfaklarından aldığı ilhamla ulaşıyor.

Yolunuz Paris’e düşerse Eyfel Kulesi yakınlarında, iştah kabartan turtalardan kruvasanlara bin bir çeşit hamur işi sunan Jeffrey Cagnes’ın pastanesine uğramadan dönmeyin. Şefin tavsiyesi klasik bir Fransız tartı olan Citron. Cagnes, kendi adını verdiği pastanesini açtığında bu klasik tartın tarifini biraz değiştirip annesinin seveceği şekilde yorumlamış. Pastanedeki diğer reçetelerde de klasik lezzetler, Cagnes’nın dokunuşlarıyla harmanlanıyor. Gelin, mavi kapılı bu Fransız pastanesinin kapısını aralayıp Jeffrey Cagnes’ın hikâyesini keşfedelim.

Cagnes’ın mutfakla yolu henüz 14 yaşındayken kesişmiş. İlk zamanlar okuldan bir kaçış yolu olan mutfak, Cagnes’a uzun yıllar boyunca sürecek ve kendi yıldızına ulaşmasını sağlayacak bir tutkunun kapısını aralamış. 17 yaşında Paris’in meşhur pastanelerinden Stohrer’da çalışmaya başlayan Cagnes, yıllar içinde Pelletier, Sébastien Gaudard ve Hédiard gibi önemli pastanelerde deneyim kazanmış. En nihayetinde 2021’de kendi adını verdiği ilk pastanesinin kapılarını açan şef, birkaç yıl içinde Paris’te başka şubeler açarak işini büyütmeyi başarmış.

Jeffrey Cagnes

“Pastacı, yarattığı eserlerde adeta kendini açığa çıkarır, kişiliğini müşterilerine sunar. Benim hedefim de, her gün cömert ve samimi bir pastacılık sunmaya çalışmak.”
Jeffrey Cagnes

Dünyaca ünlü pasta şefine göre başarının üç sırrı var: Kendine güvenmek, kalbini dinlemek ve motivasyonunu canlı tutmak. Tüm bunların yanı sıra lezzetli tabakları için köklerinden de ilham alıyor. İtalyan ve Alman büyükbabalarının, Yahudi büyükannesinin ve Fransız köklerinin mutfak kültürleri tabaklarında hayat buluyor. Ailenin bir tarafından süt ve balı, bir tarafından ise portakal çiçeğini reçetelerine dahil ederek hayattan öğrendiği her şeyi pastalarında kullanılıyor. Nasıl ki bir müzisyen piyanosunun başına geçtiğinde ezgilerde sınır tanımıyorsa, Cagnes da pişirdiği tatlılarda sınır tanımıyor, tutkusunu lezzetler aracılığıyla başkalarıyla paylaşıyor. Klasik pastacılığı yaratıcılığıyla harmanlayarak dünya lezzetleri pişiriyor… İşte tam da bu noktada Zenith’le yolları kesişiyor.