Art Deco’nun zamansız mirası ve güçlü kadınların hikâyesi Tissot SRV saatlerinin en güçlü ilham kaynağı. SRV’nin kadranları, parlamaktan korkmayan kadınlar için ışıldıyor.

Bu yazıyı kaleme alırken Tissot arşivlerinde uzun ve keyifli bir yolculuğa çıktık. Markanın arşivi, 1900’lü yılların başında üretilen cep saatlerinden mücevherli kol saatlerine, hem markanın saatçilik mirasına hem de tarihsel bir döneme ayna tutuyor. 1927’de yayınlanmış bir reklam ilanında şöyle diyor örneğin: “1853’ün zarif insanları Tissot saat takıyor.” İlandaki görselde Tissot cep saatleri ile saatleri inceleyen bir kadın ve erkek yer alıyor.

Sönmeyen Bir Işıltı: Tissot SRV

19. yüzyıl dolaylarında kadınlar saatleri uzun zincirli kolyelerin ucuna, korsaj buketlerine ya da korseli elbiselerin kemerine takarak kullanıyordu. Tissot’nun kadın saatleriyle hikayesi de işte tam bu dönemlerde başlıyor. Kadınlar için kolye ucu tipinde zarif saatler tasarlayarak ilk örnekleri veren marka ilerleyen yıllarda da dönemin gerisinde kalmıyor. 20. yüzyılın başında yükselen kadın hareketleriyle birlikte kadınların saat kullanımı da değişmeye başlıyor. 1900’lerin ilk yarısında korselerini çıkarıp, saçlarını kısacık kestiren kadınlar, patriyarkanın o güne kadar dayattığı kısıtlamalara baş kaldırmaya başlamıştı. Kazanılan siyasi ve sosyal haklarla kadının toplumsal hayattaki görünürlüğü artıyor, siyasi haklar kazanılıyordu.

Bu değişime saatler de ayak uydurdu ve kolye ucuna takılan, etek korselerine saklanan cep saatleri yerini bileklerdeki kol saatlerine bıraktı. 1920’lerde kadınların kol saati kullanımı yaygın hale gelmeye başladı. Kadınlar için ilk kol saatini 1907’de üreten Tissot da öncü saat markalarından biri oldu.

Sönmeyen Bir Işıltı: Tissot SRV

Özgürleşmeye başlayan modern kadınlar için tasarladığı saatlerde modayı takip eden marka, aynı yıllarda esen Art Deco akımına da yabancı kalmadı. 1925’te Paris’te düzenlenen ilk Art Deco sergisinin ardından geometrik şekiller ve soyut desenler mimarı, tasarım, moda ve grafik sanatlarında baskın bir stil haline gelmişti. Art Deco’yu saat tasarımlarında kullanan Tissot da o yıllarda kendi mekanizmalarını üretmeye başlamıştı. Mekanizma üreticiliği sayesinde dikdörtgen kasaya uygun kalibreler tasarladı. Böylece, Fransızca tarzında, yuvarlak olmayan kasalı modelleri üretebildi. Bu modellerden biri, kesik köşeli dikdörtgen kasalı tasarımıyla öne çıkıyordu. Tissot koleksiyonları arasında kendine has bir yer edinen bu model, yalnız o yıllarda üretilmekle kalmayıp 1970’lerde yeniden hayat buldu.