Saatolog.com.tr

Saatolog.com.tr Logo

Saatlerin Picasso’su: Gérald Genta

16 Ocak 2026
Saatlerin Picasso’su: Gérald Genta
Bir restoranda kâğıt peçete üzerinde tasarladığı Nautilus ya da sadece bir gecede ortaya çıkan Royal Oak… Yüz yılın en büyük saat tasarımcısı Gérald Genta’nın saatleri kadranında bir hikâye saklıyor.

Bir saat yazısı kaleme alıyorsanız hikâyenin bir ayağı mutlaka Cenevre’ye uzanır. Bu yazıda, Birinci Dünya Savaşı’nın geride kaldığı, Büyük Buhran’ın yarattığı yoksulluk sürerken bir yandan yeni bir dünya savaşının ayak seslerinin işitilmeye başlandığı yılların Cenevre’sindeyiz. Yıl, 1931. Saat dünyasının en büyük tasarımcılarından Gérald Charles Genta hayata burada gözlerini açtı. İsviçreli bir anne, İtalyan bir babanın oğluydu. Babası küçük işlerde çalışıyor, yoksul yaşamlarını idame ettiriyordu. Genta’nın eşi Évelyne Genta’nın bir röportajında bahsettiğine göre yoksul bir çocukluktan geliyordu ünlü tasarımcı. Üstelik kimi zaman İtalyan asıllı olmasından dolayı ırkçılığa maruz kalıyordu. Henüz sekiz yaşındaki Gérald Charles, bir kaçış yolu olarak resme yönelmişti.

Cenevre’nin ünlü okullarından École d’Art de Genève’de mücevher zanaatını öğrenerek tahsilini tamamlayan Genta, yine eşi Évelyne’in aktardığına göre ilk gençlik yıllarında para kazanmak için bir süre yeni doğum yapan anneler için bebeklerinin gümüş portrelerini çizdi. Ancak bu iş ona pek cazip gelmemiş olacak ki, bir gün mücevher takımını Rhône Nehri’ne attı. Mücevher aletleri nehrin sularına karışıp giderken Genta’nın hayatında yeni bir sayfa açılıyordu.

Saatlerin Picasso’su: Gérald Genta

O yıllarda saat tasarımı ayrıca uğraşılan bir zanaat halinde değildi, kadranlar ve kasalar ustaların elinden çıkıyordu. Ancak Genta, Évelyne’e Le Brassus, La-Chaux-De-Fonds ve Bienne gibi saatçilik kasabalarına gittiğini, saat tasarımları yapmak üzere önde gelen saat şirketleriyle görüştüğünü de anlatıyordu. Belli bir miktar para kazanana kadar o kasabalarda kalır, hedeflediği miktarı tutturunca da şehre geri dönerdi. Bir markayla resmi olarak yolunun kesişmesi ise 1951 senesine dayanıyor. O sene Universal Genève’de çalışmaya başlayan Genta, marka için tasarladığı Polerouter saati ile adından söz ettirmeye başladı. Kuzey Kutbu üzerinden uçuşa başlayan SAS pilotları için tasarladığı bu saat, markanın en büyük başarılarından biri haline geldi. 1960’lı yılların ortalarına kadar Universal Genève ile çalışan Genta kariyerine Omega ile devam etti. Markanın Louis Brandt ve Seamaster Polaris koleksiyonlarını tasarladı. Hatta öyle ki, Omega’nın arşiv çalışanlarından Petros Protopapas’a göre, bazı erken Constellation modellerinde de Gerald Genta’nın dokunuşları bulunuyordu.

Saatlerin Picasso’su: Gérald Genta
Gérald Genta

Royal Oak ve Nautilus Doğuyor

1970’ler Gérald Genta’nın saat dünyasına kazandırdığı iki ikonik modelin doğumuna ev sahipliği yapacaktı. İlki, 1970’te ortaya çıktı. Audemars Piguet’nin o zamanki Genel Müdürü Georges Golay’dan gelen telefon Genta’yı Royal Oak’u tasarlamak için harekete geçirdi. Golay, daha önce hiç yapılmamış, tamamen yeni ve su geçirmez bir çelik spor saat istiyordu. Üstelik, saatin tasarımını ertesi güne istemişti. Royal Oak’u bir gecede tasarlayan Genta, ilhamını dalgıç kıyafetlerindeki kask sisteminden aldı. Aynı sene içinde saatin prototipini yine kendisi tamamladı. Sekiz köşeli bezeli ve vidalı tasarımıyla spor saat segmentinde bir çığır açan Royal Oak, 1972 yılında Basel Fuarı’nda saat dünyasına sunuldu. O sene sansasyon yaratan Royal Oak tasarımını tebrik etmek için markanın fuar standına sektörden üst düzey isimlerin dahi geldiği söylenir.

Saatlerin Picasso’su: Gérald Genta
Royal Oak (Ref.5402)

Royal Oak’un üzerinden çok geçmeden Genta’nın kaleminden olağanüstü bir saat daha yaratılacaktı: Nautilus. 1976 yılında Patek Philippe’in talebi üzerine saat dehası bir kez daha denizlerden ilham alan bir model tasarlamaya koyuldu. Rivayete göre Genta, bu saatin ilk eskizini bir restoranda kâğıt bir peçete üzerine sadece beş dakikada çizdi. Bazı kaynaklarda, Genta’nın bir otelin restoranında oturduğu ve karşısındaki masada da Patek Philippe’ten yöneticilerin olduğu yazıyor. Onlar sohbet edip yemeklerini yerken Genta da Nautilus’u tasarlamış… Karşısındaki masada Patek Philippe yöneticileri var mıydı emin değiliz fakat Genta’nın bir peçete üzerine beş dakikada bir ikon yaratabileceği tartışmasız bir gerçek. Sportif görünümü yumuşak hatlı bir bezelle harmanlayıp zarif bir estetikle sunan Nautilus adını, Jules Verne’in Denizler Altında Yirmi Bin Fersah romanındaki bir denizaltından alıyordu. Yarı İtalyan yarı İsviçreli dahi tasarımcı sanattan ve farklı kültürlerden ilham alarak tasarlıyor, zamana unutulmaz izler bırakıyordu.

Saatlerin Picasso’su: Gérald Genta
Genta’nın farklı markalardan saat tasarımları (Fotoğraf: Robert Hradil/Getty Images)

70’ler sona ermeden yıllar içinde kült haline gelecek bir model daha çıktı ortaya Genta’nın dimağından. IWC için tasarladığı Ingenieur, manyetik alanların yakınında çalışan kimseler için geliştirilmişti. Antimanyetik koruma ile donatılan saate bu sebeple mühendis anlamına gelen Ingenieur ismi verildi. Saat, beş girintili bezeli ve entegre bilezik tasarımıyla 1976’da piyasaya sunuldu. Ne var ki, tasarım bir süre pek rağbet görmedi. Hatta marka bugün Ingenieur’u “En Parlak Başarısızlığımız” olarak anlatıyor. 1976 ile 1983 yılları arasında sadece 598 adet üretilip satılan modelin yıldızı ilerleyen zamanlarda parladı. Şimdilerde IWC’nin öne çıkan koleksiyonlarından biri.

Saatlerin Picasso’su: Gérald Genta
IWC’nin Ingenieur’ın ortaya çıkışını anlattığı kısa filmden bir kare

1983’ten 1999’a kadar eşi Évelyne ile birlikte Gerald Genta markasını geliştirmek ve tanıtmak için dünyayı dolaşan Genta, saatler tasarlamaya devam etti. 1984’te üç safari avcısının talebi üzerine GEFICA modelini tasarladı örneğin. Kadranında Ay fazı ve pusula ile tasarlanan saatin malzemesi güneş ışığını yansıtmıyor, av sırasında zamanı takip etmeyi kolaylaştırıyordu. 1995’te, beş sene süren bir geliştirme sürecinin ardından dünyanın en sofistike ve karmaşık kol saatlerinden biri olarak kabul edilen Grande Sonnerie’yi tanıttı. GG Grande Sonnerie o yıllarda jet sosyetenin, milyonerlerin bileğinde taşımak istediği yegâne saatlerden biri oldu.

Saatlerin Picasso’su: Gérald Genta

Walt Disney ile işbirliğinde kadranında Mickey Mouse ya da Donald Duck figürleri olan saatler de tasarladı, Bulgari’nin Bulgari Bulgari tasarımına da imza attı. Öte yandan, Cartier’nin Pasha koleksiyonunun modern versiyonlarında da onun izleri var. Elinden çıkan saatler saymakla bitmez… 1999 yılına kadar kendi adını verdiği şirketinde saat tasarlamaya devam eden Genta, şirketi Asyalı bir kuruluşa devrettikten sonra yaşamını bir sanatçı ve tasarımcı olarak sürdürdü. Kendini bir sanatçı, bir ressam olarak tanımladı. 2011’de hayata gözlerini yumduğunda 100.000’in üzerinde saat tasarımına imza atmıştı. Hayata gözlerini Cenevre’de açan İtalyan asıllı Genta, saat dünyasının Picasso’su oldu. Akrep ve yelkovanın bitmeyen bir yarış içinde birbirini kovaladığı kadranlarda bugün hâlâ Gérald Genta’nın kaleminin gölgesi beliriyor.