İnkılap Kitabevi CEO’su Aren Şenorkyan, kitaplar arasında geçen bir gününü ve devrimci bir yanı olduğunu düşündüğü yöneticiliğin sırlarını anlatıyor.
Tutkulu her okurun çocukluk hayali bir kitabevinde çalışmak olsa gerek. Raflarında onlarca kitabın dizili olduğu büyülü bir dünya… Gelin bu büyülü dünyanın kapısını yirmi yılı aşkın bir süredir İnkılap Kitabevi’nde iş hayatına devam eden Aren Şenorkyan’dan dinleyelim.
24 Saat
Güne nasıl başlıyor?
Sabah yedi buçuk gibi kalkarım, ilk işim kısa bir meditasyon yapmak olur, ardından kahvemi içerken yurtiçi ve yurtdışı ekonomi ve siyaset haberlerini takip eder, sonrasında köpeğim Louie ile beraber kısa bir yürüyüş yapıp ofise geçerim.
09.00
Ofise vardığımda ilk işim gelen maillerimi cevaplamak olur. Bu iş, yoğunluğa göre 1-2 saat içerisinde biter ve ardından bir önceki günün satış figürlerini incelerim. Sonrasında gün içerisinde veya gece olacak toplantılar için ön hazırlıklarımı tamamlarım.
12.00
Aslında öğle yemeği yeme rutinim yok. Genelde öğlen aralarını kısa bir yürüyüş yaparak geçiririm. Yürümenin zihni canlandırdığını ve insanın yaratıcı tarafını ortaya çıkardığını düşünürüm.
Öğleden sonra
Saat 14.00 ile 16.00 arasında genellikle rutin toplantılarımı yaparım, eğer fazladan zamanım kalırsa ertesi gün yapacağım işlere göz atar, onlar üzerine çalışırım.
19.00
Açıkçası bir yönetici olarak ofisten rutin bir saatte çıktığımı söyleyemem. Zaten neredeyse haftanın 2-3 gecesi yazar randevularım oluyor. Eğer ki mesai bitiş saatinde çıkabilmişsem eve gidip yemek yapmayı tercih ederim. Aynı zamanda hobim de olduğundan yemek yapmak gün boyunca biriken tüm stresi atmama yardımcı olur. Akabinde yemeğimi yerken gün boyunca yaşanan gelişmelerin haber özetlerini izlerim. Akşam saatlerinde hobilerimden biri olan modelciliğe de vakit ayırmaya çalışırım. Yarım kalmış bir modelim varsa klasik müzik eşliğinde onu tamamlamak için bir saat kadar zaman harcarım. Son olarak da özellikle takip ettiğim Kore sinemasından bir film seyrederim ve yine kısa bir meditasyon sonrasında uykuya dalarım.
Uyuma
Uyumanın zaman kaybı olduğunu düşünürüm o yüzden sağlığımı kötü etkilemeyecek şekilde mümkün olduğunca az uyumaya çalışırım. Yaklaşık olarak saat gece iki gibi uyur yedi buçuk gibi uyanırım. Az önce de belirttiğim gibi uyumadan önce kısa süreli bir meditasyon yaparım.







