Gerçek stil sahibi şık bir dandy, Ferry. Elleri nasırlı bir işçinin oğlundan, doğru kravatı ve cep mendilini doğru müzisyen seçimi kadar önemseyen stil ikonluğuna giden kırmızı halı döşenmiş yolda, yaşamın ve sanatın tüm alanlarını incelikle kullanan pop centilmeni.

bryan ferry5

Yıllar sonra Roxy Music topluluğunun yeniden bir araya gelerek dünya çapında bir turneye çıkacağını öğrendiğimde hemen aklıma solist Bryan Ferry’nin 2007 yılında Afrika sıcaklarının gölgede bile alev makinesi ısısında yaladığı bir günün akşamında Açık Hava Tiyatrosu’nda verdiği konser geldi. O zaman “Dylanesque” albümünü çıkarmış, Bob Dylan şarkılarını elinde bambaşka bir ruh haline, bir başka sınıfın malı haline getirmişti Ferry. 3.500 kişinin el çırpmalarından oluşan vantilatör ise geceye bir nebze vaha serinliği yaymıştı.

Müzik dünyası bugüne kadar Johnny Rotten ve Nick Cave gibi önce punk, sonra efendi takılan ne tuhaf tipler görmüş, ama Ferry gibi doğuştan centilmeni az gelmişti. Ferry’nin Roxy Music’in yarım asır evvel çıkan 1972 tarihli ilk albümünde oluşturduğu imajın nereden geldiği hakkında çok şey söylenmiş olsa da, siz bunu evveliyatı yokmuş gibi kabul edin. Adam bu vaziyette adeta pıtrak gibi birdenbire bitmiş; sahip olduğu farklı gardıropla hüzünlü ozan ile kendini beğenmiş süper model arasında görüntü veriyordu. İlk başta dönemin havalı uzun saçlı hırçın rockerleri arasında şansı olmayan ümitsiz bir vaka gibi görünse de, inatçılığı ve sanatsal öngörüleri sayesinde gelecekte pek çok müzisyene örnek olacaktı. Ama yine de sakin, soğukkanlı konuşması, mütevazı duruşu ve smooth kreasyonuyla bir romantik ve orta sınıf centilmeni olarak, ona benzemeye çalışanlardan bir kalemde ayrılıyordu.

bryan ferry3

Anlaşılması kolay olmayan şarkılarını tembel falsettolu sesiyle söylemesi, kendisine kulak veren herkesi ilk notada fethedecek kadar etkiliydi; tangodan fandango’ya her türden şarkıyı aynı romantizmle söylemeyi beceriyordu. Roxy Music’in ilk dönemine (Phil Manzanera’nın gitarı ve Eno’nun synthesizer’ı ile birlikte) damga vuran şey onun tutkusuydu. Bu bileşim yetmişlerin İngiliz art-rock sahnesine şekil vermişti.

New Castle’lı R&B topluluğu Gas Board’tan ayrılan Ferry ile basçı Graham Simpson kurmuştu topluluğu, Londra’ya taşındıklarında; yanlarına gitarcı Phil Manzanera, saksofoncu Andy Mackay, davulcu Paul Thompson ve elektronik müzik dâhisi Brian Eno’yu alarak.