Klinik Psikolog Yasemin Meriç ile deprem sonrası toplum psikolojisi ve travmayla başa çıkmak üzerine konuştuk.

Theodor W. Adorno’un “Auschwitz’den sonra şiir yazılamaz” dediği söylenir. Aslına bakılırsa ne Adorno’un cümlesinin aslı budur ne de bir felaketten sonra şiir yazılamayacağını söylemek istemiştir Alman felsefeci. Adorno, kimi zaman acının dile getirilmesinin ne denli güç olduğunu anlatmak istemiştir Auschwitz’i gördükten sonra. Tıpkı, 6 Şubat’ta sabaha karşı Kahramanmaraş’ta meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem sonrasında tüm yurt olarak paylaştığımız tarifsiz üzüntüyü dile getirmekte zorlandığımız gibi. Yalnız deprem bölgesindeki yurttaşlarımızı değil, toplumun her kesimini derinden etkileyen depremin tüm toplum üzerindeki psikolojik etkisini Klinik Psikolog Yasemin Meriç ile konuştuk.

WhatsApp Image 2023 02 08 at 12
Fotoğraf: İlyas Akengin / Agence France-Press (Getty Images)

Deprem kuşağında yaşayan bir halkız, kendimizi mental olarak depreme nasıl hazırlamalıyız?

Doğal afetleri öngörebilmek mümkün olmadığından mental hazırlık sürecinde fiziki ihtiyaçlara odaklanmak önemlidir. Öncelikle evlerimizdeki müdahale edebildiğimiz alanları güçlendirmek, mobilyaları depreme uygun şekilde sabitlemek, deprem çantası hazırlamak gibi ön hazırlıklar yapmak kendimizi daha güvende hissetmemize olanak sağladığından kaygıyı azaltarak psikolojik iyi oluşumuzu da destekler. Bunların yanı sıra deprem hakkında bilgilenmek ve çocukları da uygun bir dille bilgilendirmek çok önemlidir. Bilgilendikçe konunun belirsizliği azalacağından ve bizleri nelerin beklediğini fark edeceğimizden gerekli önemleri daha bilinçli şekilde alabiliriz. Böylece güvende hissetme durumumuz artar ve bu da psikolojik iyi oluşumuzu olumlu etkiler.

“Deprem sadece yaşanan bölgedeki insanları değil, genel olarak bu duruma şahitlik eden herkesin psikolojik sağlığını etkileyebilir.”

Deprem gibi büyük afetler toplumun psikolojik sağlığını genel olarak nasıl etkiler?

Deprem, travmatik ve zorlayıcı bir yaşam olayıdır. Travma, kişinin bedensel ve psikolojik bütünlüğünü tehdit eder ve kendi içinde “T” ve “t” olarak ikiye ayrılır. “T” herkes için travmatik sayılabilecek deneyimleri gösterir ve depremler de buna örnektir. Bu travmaya direkt olarak maruz kalan, bir yakını maruz kalan ve uzaktan da olsa (haberler, sosyal medya gibi) bu olaydan etkilenen kişilerin hepsinin bir travma yaşaması muhtemeldir. Deprem sadece yaşanan bölgedeki insanları değil, genel olarak bu duruma şahitlik eden herkesin psikolojik sağlığını etkileyebilir. Bu etkiler genelde yoğun kaygı barındırır. Kaygı, sinir sisteminin sürekli olarak alarmda olmasına sebep olur. Bu durum da, her türlü tetikleyicilerden gelen bilgilere daha hassas yaklaşılmasına ve hepsinin tehdit olarak algılanmasına neden olabilir. Örneğin deprem ile travmatik bir deneyim yaşayan kişi, depremden bağımsız olarak sokakta yüksek bir ses duyduğunda aşırı tepkiler verebilir.