Riva’nın denizde doğan Dolce Vita ruhu, bugün dünyanın farklı kıyılarındaki Lounge, Privée ve Private Deck’lerde yaşamaya devam ediyor.
Riva’nın hikâyesi 1842’de Iseo Gölü kıyısındaki Sarnico’da başlıyor. Ama bugün zihnimizde yer eden Riva imgesi esas olarak 1950’lerde Carlo Riva ile şekilleniyor. Carlo Riva, tekneyi yalnızca bir ulaşım ya da performans aracı olmaktan çıkarıp bir stil nesnesine dönüştürüyor. Vernikli maun, krom detaylar, otomobil tasarımını hatırlatan gösterge panelleri ve kusursuz oranlar, dönemin İtalyan zarafetiyle birleşiyor. Ariston, Tritone ve Florida’nın ardından 1962’de Aquarama geliyor ve Riva Akdeniz’e ait bir yaşam biçiminin sembolü haline geliyor.
Tam da bu yüzden Riva denildiğinde yalnızca tekneleri hatırlamıyoruz. Sinema sahneleri, jet-set fotoğrafları, Côte d’Azur yazları, Como Gölü, koyu renk gözlükler, otel terasları ve uzun öğleden sonralar da hafızamızdaki görüntülerden çıkıyor. Brigitte Bardot’dan Sophia Loren’e, Elizabeth Taylor’dan Jean-Paul Belmondo’ya kadar dönemin yıldızlarının Riva’larla görüntülenmesi, markayı tekne dünyasının dışına taşıyor. Aquarama’nın silueti zamanla bir tasarım ikonuna, Riva adı ise neredeyse Dolce Vita’nın denizdeki karşılığına dönüşüyor.
Belki de bu yüzden Riva’nın bugün teknelerin dışına taşması şaşırtıcı değil. Marka artık yalnızca marinada değil; mobilyalarda, aksesuarlarda, butik koleksiyonlarda ve dünyanın farklı noktalarındaki Riva Lounge, Privée ve Private Deck’lerde de karşımıza çıkıyor. Bir zamanlar Aquarama’nın güvertesinde şekillenen o yaşam hissi, bugün karada da devam ediyor.

İçindekiler
Riva’nın Karadaki Dünyası
Riva Destinations fikri, markanın geçmişinden gelen tasarım kodlarını farklı coğrafyalarda yeniden kuruyor. Parlak maun, krom ve çelik yüzeyler, akuamarin tonları, Aquarama’dan ilham alan masa ve sandalyeler… Ancak mesele yalnızca dekorasyon değil. Her mekân, Riva’nın yıllardır temsil ettiği o biraz nostaljik, biraz aristokrat ama her şeyden önce Akdenizli yaşam hissini taşıyor. Bazen Monaco’da bir yat kulübünün en üst katında, bazen Venedik’te Grand Canal’a bakan bir terasta, bazen de maviyle yeşilin buluştuğu Göcek’te…
MONTE CARLO
Riva Lounge – Yacht Club de Monaco
Sir Norman Foster imzalı Yacht Club de Monaco’nun en üst katındaki Riva Aquarama Lounge, limana ve Akdeniz’e yukarıdan bakıyor. Formula 1 Monaco Grand Prix döneminde de kentin en hareketli buluşma noktalarından birine dönüşen mekân, Riva’nın jet-set geçmişiyle bugünün Monaco’sunu birbirine bağlıyor.


SARNICO
Riva Lounge – Riva Tersanesi
Her şeyin başladığı yer. Iseo Gölü kıyısındaki tarihi Riva tersanesinde bulunan Lounge, markanın geçmişiyle en doğrudan bağ kurulan nokta. Carlo Riva’nın suyun üzerine doğru uzanan, “The Bridge” adıyla bilinen ofisi de burada. Riva dünyasını görmek için belki de en romantik adres, hâlâ doğduğu yer.


VENEDİK
Riva Lounge – The Gritti Palace
Grand Canal kıyısındaki The Gritti Palace’ın terasında yer alan Riva Lounge, Venedik’in zaten sinematik olan atmosferine Riva’nın kendi estetiğini ekliyor. Santa Maria della Salute’ye uzanan manzara, maun ve akuamarin detaylarla tamamlanıyor. Otelin önünde bağlı duran Aquariva Super “Il Doge” ise deneyimi yeniden suya taşıyor.

ISCHIA
Riva Privée – Daní Maison
Ischia’daki Daní Maison’un bahçesinde yer alan Riva Privée, gastronomiyle Riva estetiğini buluşturuyor. Şef Nino Di Costanzo’nun mutfağı, yerel kültür ve bahçenin daha kişisel atmosferiyle birleşince burada Riva dünyasının daha sakin, daha mahrem bir yorumu ortaya çıkıyor.

PARİS
Riva Privée – Splash Bistrot
Seine kıyısında, Paris’in hemen dışında yer alan Splash Bistrot’daki Riva Privée, markayı Akdeniz’in dışına taşıyan duraklardan biri. Mekânın en güzel tarafı, Riva deneyiminin yalnızca masada bitmemesi. Konukların kullanımına sunulan Aquariva Super ile Seine boyunca Paris’i sudan görmek mümkün.

NAPOLİ
Riva Café – Oscar Leonessa
Riva’nın “Café” formatındaki ilk adresi Napoli’de. Oscar Leonessa’nın Caffettuccio’su ile yapılan iş birliğiyle açılan mekân, markanın daha gündelik ve şehirli yüzünü gösteriyor. Kahve, pastane ürünleri, şarap ve içki seçkisi, Riva’nın tasarım diliyle aynı mekânda buluşuyor.


COMO GÖLÜ
Riva Private Deck – Yacht Club Eriolario
Como Gölü zaten Riva hafızasının doğal parçalarından biri. Eriolario Yacht Club’daki Private Deck ise bu bağı daha görünür hale getiriyor. Suya doğrudan açılan alan, hem Riva sahipleri hem de markanın dünyasını deneyimlemek isteyenler için bir buluşma noktası. Buradan Riva tekneleri kiralayarak gölde seyir yapmak da mümkün.


CİDDE
Riva Privée – Jeddah Yacht Club
Kızıldeniz kıyısındaki Jeddah Yacht Club’da yer alan Riva Privée, markanın bugün ulaştığı coğrafi genişliği gösteren adreslerden biri. Maun, cilalı çelik ve akuamarin detaylar burada da değişmiyor; yalnızca manzara Akdeniz’den Kızıldeniz’e taşınıyor.


MALLORCA
Riva Lounge & Privée – Hotel de Mar Gran Meliá
Hotel de Mar Gran Meliá’nın Akdeniz’e bakan bahçesindeki Riva Lounge ve Privée, markanın en yeni destinasyonlarından. Riva teknelerinde kullanılan malzeme ve mobilyaların yeniden yorumlandığı mekân, Mallorca’nın sakin tatil atmosferiyle birleşiyor. Buradaki fikir de çok net: denize bakarken hâlâ bir Riva’nın içindeymiş hissini sürdürmek.


ROVINJ
Riva Lounge & Privée – Hotel Monte Mulini
Hırvatistan’ın Istria kıyısındaki Hotel Monte Mulini, Riva’nın Adriyatik’teki duraklarından biri. Deniz manzarası, gastronomi ve otelin sakin atmosferiyle birleşen Lounge, markanın daha ölçülü ve rafine yüzünü temsil ediyor.


BORGO SANTANDREA
Riva Lounge
Amalfi kıyısındaki Borgo Santandrea, zaten 1960’ların İtalyan tasarım dilinden beslenen bir otel. Bu nedenle Riva ile birlikteliği neredeyse kendiliğinden gelişmiş gibi. Yerel zanaatkârlık, rafine malzemeler ve denize bakan teras, aynı dönemin iki farklı estetik mirasını buluşturuyor.


GÖCEK
Riva Lounge – Miori, Bedri Rahmi Koyu
Riva dünyasının Türkiye’deki ilk adresi ise Göcek’te. 2025 yazında Bedri Rahmi Koyu’ndaki Miori’de açılan Riva Lounge’a yalnızca denizden ulaşılabiliyor. Belki de bu yüzden listedeki en doğal Riva destinasyonlarından biri. Açık hava yemek alanında parlak maun, çizgili akçaağaç, çelik ve akuamarin tonları kullanılıyor; Aquarama’dan esinlenen mobilyalar mekânın karakterini belirliyor.


2026 Cannes Yachting Festival’ın Öne Çıkanları





