Ma Yansong’un tek bir düz çizgi kullanmadan tasarladığı Lucas Museum of Narrative Art, 22 Eylül’de Los Angeles’ta kapılarını açıyor.

Los Angeles’ın kültür haritasına yeni bir yapı ekleniyor; üstelik bu kez hikâye, müzenin kapısından çok daha önce başlıyor. Exposition Park’ın üzerinde neredeyse havada asılıymış gibi duran beyaz, kıvrımlı bir kütle… Kimi açıdan dev bir bulutu, kimi açıdan henüz adını koyamadığımız geleceğe ait bir formu hatırlatıyor. İçeride ise mağara resimlerinden çizgi romanlara, Norman Rockwell’den Frida Kahlo’ya, fotoğraftan sinemaya uzanan binlerce yıllık görsel hikâye anlatıcılığı var.

George Lucas ve Mellody Hobson tarafından kurulan Lucas Museum of Narrative Art, 22 Eylül 2026’da Los Angeles’ta ziyarete açılıyor. Müze, geleneksel sanat tarihi sınıflandırmalarından farklı olarak resim, illüstrasyon, çizgi roman, fotoğraf, duvar resmi ve sinemayı aynı anlatı geleneğinin parçaları olarak ele alıyor. Yaklaşık 300 bin square feet büyüklüğündeki yapıdaki 30’dan fazla galeri, 100 bin square feet’i aşan sergi alanına yayılıyor.

Lmna Press Kit Architecture Rain Fountain 2 Web
Courtesy Lucas Museum Of Narrative Art

Hikâyenin Kendisi Bir Koleksiyon

Lucas Museum’un çıkış noktası aslında oldukça basit bir soru: İnsanlar neden binlerce yıldır hikâyelerini resimlerle anlatıyor?

Müzenin 40 bini aşkın eserden oluşan kurucu koleksiyonu bu sorunun yanıtını çağlar ve disiplinler arasında arıyor. Açılış sergilerinde koleksiyondan 1.300’ün üzerinde eser gösterilecek. Vincent van Gogh, Norman Rockwell, Frida Kahlo, Jacob Lawrence, Beatrix Potter, Diego Rivera, Gordon Parks, Charles Schulz ve Takashi Murakami gibi birbirinden oldukça farklı isimlerin aynı müzede yan yana gelebilmesi de kurumun alışılmış sanat hiyerarşisini bilinçli biçimde esnetmesinden kaynaklanıyor.

Los Angeles’ın Yeni Mimari Simgesi: Lucas Museum of Narrative Art
Courtesy Lucas Museum Of Narrative Art. Fotoğraf: Iwan Baan

İlk katta yer alan The History of Narrative Art: Heroes • Myths • The Sacred, anlatının kökenini mitlere, kutsal hikâyelere ve toplumların ortak hafızasına kadar götürüyor. Üst katlardaki galeriler ise aşk, aile, topluluk, macera ve çocukluk gibi temalardan çizgi roman, manga, fotoğraf ve duvar resmine uzanıyor. Başka bir deyişle Lucas Museum, sanat tarihini kronolojik bir koridordan geçirmek yerine insanların yüzyıllardır birbirlerine anlattıkları hikâyeler üzerinden okumayı öneriyor.