Rolls-Royce’un Coachbuild departmanının 2026 kreasyonu Nightingale, yakın dönem üretimler gibi birkaç adet değil, 100 adetlik sınırıyla yollarda daha sık görebileceğimiz bir otomobil olabilir!
Varoluş sebebi, özel otomobillerden daha özellerini üretmek olan Rolls-Royce Coachbuild, adını bülbül kuşundan alan Nightingale modeliyle ultra zengin dünyasında yeni bir gündem oluşturdu. Henry Royce’un Cote d’Azur’daki, “Le Rossignol” adındaki kış evinden ilham alınarak oluşturulan Rolls-Royce Nightingale, İngiliz markanın yeni tasarım anlayışını da simgeliyor.
Yeni Tasarım Anlayışı
Köklü markanın farklı dönemlerinden ögeler taşıyan Nightingale, “Streamline Moderne” tasarım anlayışına göre şekillendiriliyor. 1920’ler ve 1930’ların “Art Deco” dönemine gönderme yapılan tasarımda blok kütlelerin estetiği, kıvrımların ahenkle birleşiminden sağlanıyor. Bugüne kadar bir Rolls-Royce’ta sunulan en büyük ölçü olan 24 inçlik jantlarla daha da görkemli bir ifadeye kavuşan Nightingale, tek parça alüminyumdan oyularak üretilen ve bir kez daha “24” aralıkta oluşturulan “Pantheon” ön panjuru ile bir Rolls-Royce olduğunu kanıtlıyor.

Sadece 2 Kişilik
5.76 metre uzunluğuyla Rolls-Royce’un makam otomobili Phantom ile neredeyse aynı boyutta olan Nightingale, sadece 2 kişilik bir cruiser-roadster. Ön bölümde kullanılan alüminyum ızgara, karbon-fiber paneller ile büyük bir alan oluşturuyor. Köşelerdeki kıvrımlar nazikçe dönerek 30’ların “Art Deco” gökdelenlerine bir selam gönderiliyor. Öndeki aydınlatmaların dikine yerleşimi ise seri üretim Rolls-Royce’larda pek rastlanmayan bir özellik. Farların çevresinden başlayan paslanmaz çelik detaylar, tüm araç boyunca devam ederek arkadaki aydınlatma gruplarına ulaşıyor.

Geçmişten Referans: 1928 Rolls-Royce 17EX
Silüetinde torpido gibi görünmesi amaçlanan Nightingale için geçmişteki referans noktası olarak 1928 model 17EX’ten esinlenildi. O yıllarda Henry Royce ve ekibi, yüksek hız denemeleri yaptıkları bu prototiplere “Experimental”ın kısaltması olan “EX” adını veriyordu.

Marka tarihindeki en değerli parçalar arasında yer alan “EX” modellerindeki Rolls-Royce logosunda kırmızı renk kullanılırken, bu gelenek Nightingale’de de sürdürülüyor. Bu da şimdiden 100 adetlik üretimin değerini ne derece koruyabileceğine dair ipucu veriyor. Nightingale’in yan çamurluklarında üst üste yerleşimli, “Şeref Madalyası” adındaki “Çifte R” logosu da bir diğer önemli detay.

Omurgalı Otomobil
Nightingale’in görünüm olarak yekpare bir ifadesi olması amaçlandı. Bu sebeple geçmişteki “EX” modellerinde olduğu gibi tepeden bakıldığında 2 kişilik koltuk yapısının arasına uzanan, yolcuları sarmalayan bir omurga tasarımına gidildi. Phantom Drophead Coupe’dekine benzer ön cam çerçevesi paslanmaz çelikten üretiliyor ve kapıların önündeki sabit kelebek camlarıyla destekleniyor.

Geriye doğru açılan kapılar öncesindeki parlak yüzeyler kaputun devamlılığını sağlıyor. 2 kişilik kabinin ön kısmı görkemle rüzgârı karşılarken arkaya doğru dramatik biçimde eğimli bagaj uzantısıyla müthiş bir proporsiyona ulaşılıyor. Art-Deco dönemindeki ahşap yarış teknelerine benzetilen bu arka tasarımdaki stop lambaları da yatay yerleşimleriyle bütünlüğü destekliyor. Ayrıca yan marşpiyelerdeki parlak detaylar, söz konusu teknelerin su üstünde ilerlerken oluşturduğu beyaz köpükleri çağrıştırıyor.

Egzoz Olmayan Arka Tasarıma Özgürlük
Tamamen elektrikli olan Rolls-Royce Nightingale’in arka tasarımında doğal olarak egzoz bulunmuyor. Bu da tasarımcıların özgürce arka bölümü tasarlamalarına olanak sağlamış. Tamponun alt kısmındaki karbon-fiber detaylar sayesinde yüksek hızlardaki bastırma kuvveti sağlanabiliyor. Eğimli gelen arka bölüm minimum türbülans oluşumunda etkili. Omurga formunu destekleyen 3. stop lambası ise bagaj kapağının tam ortasında uzunlamasına yerleştirilerek “Streamline” efektine katkıda bulunuyor. Bagaj kapağı ise sola doğru, bir piyanonun kapağı gibi açılıyor.

Kaşmir Katlanır Tavan
Elektrikli olmasından ötürü aşırı sessiz bir sürüş sağlayan Nightingale, tavanın açık ya da kapalı olması fark etmeksizin, yolculuğu mutlak Rolls-Royce akustiği ile garanti ediyor. Bu araca özgü olarak yapılan tavan mekanizması, kaşmir, kumaş ve yüksek performanslı kompozit malzemelerden oluşuyor. Tavandaki kumaş tercihiyle, yağmurlu havalarda kumaşa düşen damlaların oluşturduğu romantik seslerin korunması amaçlanmış. Dalga sesleri ya da rüzgârda hışırdayan ağaçlar gibi doğa elementlerinin yolculuk esnasında yaşanması istenmiş.

Bülbül Sesinden Esinlenilen Aydınlatmalar
Rolls-Royce Coachbuilder çalışanları, Nightingale’in iç mekanını tasarlarken bülbülden esinlendiler. Kuş seslerinin ritmini analiz ederek iç mekan aydınlatmalarının nasıl olması gerektiğine karar veren mühendisler, “Starlight Breeze” süitini ortaya çıkardılar. 10.500 adet yıldızdan oluşan bu aydınlatma grubu ön kapıların altından başlayarak koltukların arkasında, “At Nalı” formundaki ışıklara kadar ahenkle parıldıyor. Rolls-Royce’un efordan uzak ama çok kapsamlı kumanda elemanları, istendiği takdirde gözden uzaklaştırılmak üzere kendi kapakları ardına gizlenebiliyor.

Teslimatlar 2028’de Başlıyor
100 adet üretim sınırı bulunan Rolls-Royce Nightingale’i herkes sipariş edemiyor. Çok özel Rolls-Royce müşterilerinin davetle sipariş edebilecekleri Nightingale’in teslimatları 2028’de başlayacak. Elbette her bir müşteri, Rolls-Royce Coachbuild departmanının uzmanları ile yan yana gelerek hayallerindeki renk ve malzeme kombinasyonlarını oluşturacaklar. Henry Royce’un kişiye özel otomobil üretim geleneği de bu sayede yeni dönemde de devam etmiş olacak.

Hepsi Tükendi: Yok Satan Süperspor Otomobiller




