Aniden gelen tatlı krizleri, pişmanlık garantili gece yemeleri, paket paket cipsler ya da bağımlılığa dönüşen çikolata sevdası… Hepsinin duygusal bir karşılığı olduğunu biliyor muydunuz? Duygusal beslenme koçu Verda Çakan, diyet kelimesinin olmadığı sağlıklı kilo verme düzeninin anahtarını sunuyor.
Duygusal beslenmenin açılımıyla başlayalım. Nedir bu duygusal beslenme?
Duygusal beslenme olumsuz duyguları yemek yiyerek bastırmanın bir yolu. Bu durum daha çok öfke, endişe, kızgınlık, stres, üzüntü, korku, hayal kırıklığı gibi negatif duygularla tetikleniyor. Bu duyguları iyileştiremediğimiz takdirde bastırmak için yediğimiz şeyler zaman içinde alışkanlığa dönüyor. Ancak duygusal iştahınızı nasıl yönetebileceğiniz konusunda size yardımcı olabilecek yöntemler bulunuyor. Duygusal yeme sadece acı verici veya rahatsız edici duyguları kontrol etmekle alakalı değildir. Bazı duygusal yiyiciler herhangi bir duygu fazla güçlendiği anda bir kutu dondurma veya kurabiye kavanozuna uzanabilir. Burada önemli olan bu durumu alışkanlık haline getirmemektir.

Beslenme fiziksel bir ihtiyacın ötesinde başka ihtiyaçlara karşılık geliyor diyorsunuz. Bunu biraz açalım mı?
Duygular zekamızın bir parçasıdır ve hayatımızın en temel parçası. Bu yüzden onları görmezden geldiğimizde beynimizde uyandırdığı haz ve salgılattığı hormonlar sebebiyle bazı spesifik besinlere yöneliyoruz. Bizi baştan çıkartan yiyecekleri tercih ediyoruz. Kuruyemişler mesela eğlence eksikliğinin bir açılımı, cipsler veya kıtırdattığımız yiyecekler de bizi rahatlatan yiyecekler arasında. Dondurma, muhallebi gibi daha kremsi yiyecekler ise şefkat arzusunu simgeliyor.
Düşkün olduğumuz yiyecekler üzerinden psikolojik analiz yapmak mümkün yani…
Kesinlikle bazı yiyeceklere karşı düşkünlüğümüzün karşılıkları var. Her mutsuz olduğunuzda illa ki o yiyeceği canınız çekti diye size “Yeme bağımlılığınız var” diyemeyiz. Ancak kendinizi gözlemlediğinizde bazı dönemlerde aşırı bir yeme eğilimi gösteriyorsanız, her yediğinizde aşırı bir rahatlama ve mutluluk durumu var ise bunu söyleyebiliriz. Örneğin, “mood food” dediğimiz moduma göre değişen yiyecekler de var. Çocukluk dönemimizi hatırlatan veya bir dönemde bize mutluluk veren bir anımızı bize çağrıştıran yiyecekler. Annemizin yaptığı bir kek, ılık süt gibi. Ancak bunların dışında bizi baştan çıkartan yeni pişmiş ekmek kokusu, pilav, makarna gibi yiyecekler de var. Bunlar stresli, gergin ya da korkmuş kişiler tarafından arzulanan yiyeceklerden sadece birkaçı. Özellikle nişasta yeme isteğinin altında korku ve gerginlik duyguları vardır. Bir diğeri ise acı. Acıyı çok tüketen kişiler çoğunlukla başarılı kişilerdir ve büyük riskler alır ve adrenalinden kaynaklanan fiziksel coşkuyu severler. Özel hayatınızda heyecan ve adrenalin arzusu daha çok baharatlı yeme isteği yaratır. Eğer istediğiniz heyecanı yaşayamıyor ve öfkeleniyorsanız daha baharatlı, kıtır kıtır yiyecekler sizi rahatlatacaktır.







