Dünya Sanatının Yükselen Yıldızları

Selefleri tarafından 2022’de takip edilmesi gereken sanatçılar olarak lanse edilen bu isimler, sıra dışı çalışmalarıyla hayalini kurdukları yeni dünyaların kapılarını aralıyor.

Bonnie Severien

Hollandalı genç sanatçı Bonnie Severien, The Hague’deki Royal Academy of Art Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu. Kraliçe Beatrix ve Kral Willem-Alexander tarafından verilen Royal Award for Modern Painting ödüllerinde beş kez finalist seçildi. Hollanda’da Rademakers Gallery tarafından temsil edilen Severien’in eserleri, Royal Palace Amsterdam ve The Hague’daki Art Museum’da sergilendi.

Severien, kendisi gibi ressam olan babası sayesinde çocukken keşfettiği yeteneklerinin peşinden giderek bu alanda eğitimini sürdürdü. Kültür, doğa, geometri ve organik arasındaki interaksiyona odaklanan sanatçının üç farklı seri halindeki çalışmalarında –Modern Paradise, Urban Nature ve Secret Garden– doğanın izlerini sürmek mümkün. Örneğin The Secret Garden’da kendi bahçesinden topladığı çiçeklerin fotoğraflarını çeken ve bunları fotoğraflayarak kolajlar oluşturan Severien, Modern Paradise serisinde ise yüzyıl ortası mimarisinden esinle sanat severleri bir hayal dünyasına çekmeye çalışıyor.

2022’de Hollanda’da ilk solo sergisini açmaya hazırlanan Bonnie Severien, The Modern Paradise serisine ait çalışmalarını sergileyecek.

Marina Perez Simão

Eserleri Fransa’daki Musée d’Art Moderne et Contemporain de Saint-Étienne, Hollanda’daki The Ekard Collection, Bangladeş’teki Samdani Art Foundation, Kentucky’deki Speed Art Museum ve University of Chicago’nun halka açık koleksiyonlarında yer alan Marina Perez Simão, Brezilya’nın yetiştirdiği genç yeteneklerden. Görkemli tablolarındaki soyut anlatım, sizi içinden hiç çıkmak istemeyeceğiniz rengarenk manzaraların içine çekiyor.

“Kanvasa geçmeden önce sayısız suluboya eskiz yapıyorum. Bu sayede esas çalışmaya başladığımda strüktür hazır olarak karşımda duruyor. Hiç fikir değiştirmeden ve tereddüt etmeden finale varıyorum” diyen genç sanatçı, renk kullanımı konusunda oldukça cesur. Bu da, dev boyutlu tablolarını daha da etkileyici kılıyor. Felsefe, edebiyat ve gazetecilikten ilhamla oluşturduğu anlatım dilini en iyi şekilde aktarmak için kolaj ve yağlıboyadan destek alıyor. İç ve dış mekân manzaralarını harmanladığı tablolarıyla insanları görsel bir yolculuğa çıkarmayı hedefliyor.

Dünyaca ünlü Pace Gallery’nin sanatçılarından biri olan Marina Perez Simão’nun Sifang Museum of China’daki sergisi 27 Şubat’a kadar devam ediyor.

Laleh Khorramian 

Tahran’da dünyaya gelen Laleh Khorramian, sırasıyla Florida, Los Angeles ve New York’ta devam eden hayat öyküsünü sanatla yoğurmuş uluslararası yeteneklerden. Rhode Island School of Design, Art Institute of Chicago ve Columbia University, School of Visual Arts’da gerçekleştirdiği eğitiminin ardından, içindeki yeni ve farklı dünyalar yaratma arzusuyla eserlerini sanat camiasının beğenisine sundu.

Portrelere odaklanan sanatçı, söylenmeyeni, duyulmayanı ve hissedilmeyeni dışa vurmayı tercih ettiğini söylüyor. Abstrakt tabloları adeta birer baskı çalışması etkisi yaratıyor. Zihnindeki eseri yağlıboya ve mürekkep kullanarak önce bir camın üzerine boyayan Khorramian, cam hala ıslakken bunu kâğıda baskılıyor ve ortaya çıkan çalışma, aslında son derece öngörülemeyen, sanatçının müdahalesini taşımayan, başlı başına bir monoprint olarak karşımıza çıkıyor. 

Video ve animasyon çalışmaları da bulunan Laleh Khorramian’ın Nisan 2022’de Newcastle’daki Baltic Centre for Contemporary Art ve Londra’daki The Third Line’da, 2022 sonbaharında ise New York’taki September Gallery’de solo sergileri yer alacak.

Jennifer Mack-Watkins

Geçtiğimiz yaz Amerika’daki ilk solo sergisi olan “Children of the Sun” ile siyahilerin yaşamının ne denli güzel ve coşkulu olduğunu anlatan Jennifer Mack-Watkins, baskı tekniğiyle yarattığı sıra dışı eserleriyle vermek istediği mesajlar konusunda oldukça net. “Sanat, önyargılar ve kısıtlamalar olmadan hayal edebilmemi ve yaratabilmemi sağıyor” diyen genç sanatçı, Afro-Amerikan kültürünün yok sayılmasına karşı bir başkaldırı niteliğindeki çalışmalarını şöyle tanımlıyor: “Mevcut tablolarımla Afro-Amerikan kadınlarının ve çocuklarının önemini, güzelliğini ve pozitif karmaşıklığını yansıtmaya çalıştım. Çocuklara özgü masumiyeti bir umut olarak kullanmak ve sanat aracılığıyla bu çocuklara özgüven aşılamak istedim.”

Her sanat öğretmeni hem de sanatçı kimliği taşıyan ve New Jersey’de yaşayan Jennifer Mack-Watkins, her çocukta harika bir gelecek gördüğünün altını her fırsatta çiziyor. Southern Vermont Arts Center’da 11 Aralık’ta başlayan ve 27 Mart’a kadar devam edecek olan The World Between the Block and the Paper adlı sergide sanatçının eserleri görülebilir.

Shatha Altowai

Geçtiğimiz temmuz ayında John Byrne Ödülü’nü kazanan Yemenli genç sanatçı Shatha Altowai, 2014 yılından bu yana eserler veren ve uluslararası platformlarda ses getirmeyi başaran bir isim. Piyanist eşi Saber Bamatraf ile birlikte sanat üzerine bir hayat kurmaya karar verdiklerinden bu yana çalışmalarıyla önemli mesajlar vermeye çalışıyor. Ülkesi Yemen’de yaşanan iç savaşa dikkat çeken Altowai figüratif, abstrakt ve sembolik tablolarında özellikle yerinden edilmiş insanların ve kadınların yaşadığı acıları resmediyor.

İlk solo sergisini geçtiğimiz temmuz ayında yaşadığı ülke olan İskoçya’da, University of Scotland’da açan Shatha Altowai, The White Canvas adını verdiği sergisinde yer alan tablolarında, Yemen İç Savaşı’nın ilk yedi yılında tanıklık ettiği acıları, ailelerin içinden geçtiği zorlukları, çaresizlikleri ve imkânsızlıkları aktarmaya çalışırken güç ve korku gibi duygulara ağırlık verdiğini söylüyor. Oldukça saygın bir ödül olan John Byrne Ödülü’nün seçici komitesi, Altowai’nin eserlerini inanılmaz güçlü ve etkileyici bulduklarını söylemişti. 

Kwesi Botchway

1994 Gana doğumlu Kwesi Botchway, Afrika kıtasının yetiştirdiği genç yeteneklerden. Kıtaya özgü çok renkliliği devasa boyutlu tablolarına yansıtmaya çalışan Botchway, cesur anlatım diliyle kısa sürede sanat dünyasının dikkatini çekmeyi başardı. Accra ve Brüksel arası bir yaşam kuran 27 yaşındaki sanatçı, 2020 yılında Gana ve Londra’da ilk solo sergilerini gerçekleştirdi.

Siyahilerin zengin kültürel yaşamlarını derinlikli iç dünyalarıyla harmanlayarak tuvale aktarmak, en iyi yaptığı işlerden biri. Onun için insan yüzü, duyguların en iyi yansıtıldığı yer. Bu nedenle çalışmalarında aktarmak istediği hikayeleri hep insanların yüzleri aracılığıyla anlatmaya çalışıyor. Renklerin belli bir karaktere sahip olduğunu inanıyor. Bu yüzden resimlerinde cesur renkleri olabilecek en çarpıcı tonlarda kullanıyor. Örneğin siyahı öne çıkarttığı portrelerinde mor tonlarını kullanırken gözler için parlak turuncular tercih ediyor. Yıllar yılı sanat eserlerinde Afrikalıların hep silik ve arka planda resmedilmelerine bir başkaldırı niteliğinde, onları coşkulu, süslü ve yaşam dolu portrelerle tuvale taşıyor.

© Kwesi Botchway (Sanatçının ve Galeri MARUANI MERCIER’in izniyle)