Üç kuşaktır saat dünyasında olan Ersa Saat’in hikâyesini ve bugününü şirketin CEO’su Numan Ergün anlatıyor.
Bir zamanlar ticaretin merkezi olan Tahtakale’de başlayan ve bugün ailenin üçüncü kuşağıyla devam eden bir saatçilik hikâyesi: Ersa Saat. Sadece saatçiliğin değil, kolektif hafızanın bir parçası olan Casio ve diğer markalarıyla Ersa Saat 1986’dan bu yana saat dünyasında. Şirketin yönetiminde şimdilerde ailenin üçüncü kuşağı Numan Ergün var. Ergün ile çocukluğunun saatler içinde geçen yazlarından ilk Casio’suna, saat dünyasını ve şirketin bugününü konuştuk.
Sohbetimize Ersa Saat’in hikâyesiyle başlayalım. Ailenin üçüncü kuşağı olarak şirketin yönetim koltuğunda siz oturuyorsunuz. Şirketin yolculuğu nasıl başladı?
Ersa Saat bugün üçüncü nesil olan bizler tarafından yönetiliyor. Şirketin temellerini dedem Halil Ergün attı. Kendisi Tahtakale’de saat ve başka ürünler satarak başlamış. Tahtakale o zaman ticaretin kalbi, bir yandan ticaret yaparken o zamanın ustalarından saat tamiri de öğrenmiş. Ardından babam Mustafa Ergün’ün işi devralmasıyla saat tarafındaki ağırlık biraz daha artmış. 1970’lerde Casio ile ilişkiler geliştikten sonra distribütörlük alınarak Casio ile resmi olarak saat dünyasına giriş yapılmış. O günden bu yana portföyümüzdeki markalar büyüyerek devam ediyor. Maxell eklenen ilk markalardan biri örneğin. Mustafa Bey bir gün saatlerin içini açtığında Maxell pilleri görüyor. Malumunuz pillerin belli aralıklarla değişmesi gerektiği için Maxell’le de bir yolculuk başlıyor. Japonya’ya gidip geldikçe mikro pillerin ithalatına başlıyorlar. Pillerin yanı sıra fotoğraf makineleri, kasetler, CD’lerle birlikte teknoloji ürünleri de dahil oluyor. Öte yandan saat daha butik ve özel olarak yönetilmesi gereken bir alan. Bu yüzden, iş büyüdükçe şirket ikiye ayrıldı. Teknoloji kısmı olarak Penta Teknoloji adıyla devam ediyoruz. Ersa Saat olarak da saatlerin sadece toptan satışını değil, perakende satışını da gerçekleştiriyoruz. Bugün Türkiye genelinde dört büyük şehirde 13 mağazamız bulunuyor.
Çocukluğunuz saatler içinde geçiyor haliyle, o zamanlar size nasıl geliyordu saatçilik dünyası?
İlkokul yıllarından itibaren her yaz en az bir ay Ersa Saat’te çalışırdım. Binlerce ürünün olduğu deposu o yaşlarda bana çok etkileyici gelirdi. Her renkten, materyalden onlarca saat… Yeni ürünler gümrükten geldiğinde ilk görenler biz oluyorduk hep. Yeni saatleri açıp bakmak, dokunarak deneyimlemek çocukluk yıllarımda çok etkileyici gelirdi. O etkiyi hâlâ hissederim.

İlk saatinizi hatırlıyor musunuz?
Hatırladığım ilk saatim Casio CMD 40. Kumandaları kopyalayabilen bir özelliği vardı, saatten televizyonun sesini açıp kapatabiliyorduk. Okuldaki derslerim için bir başarı hedefi koymuştuk, tutturunca da karne hediyesi olarak o saati aldım. Hatta saat sayesinde okulda popüler oldum; saatten arkadaşlarım da almak istedi, o modelin satışını da yaptım. Ticaret hayatına ilk adımlarında dahi izi var diyebilirim.
Casio CMD 40 gibi koleksiyonunuzda yeri sizin için özel olan bir saat var mı?
Bir de fotoğraf çeken bir saati vardı Casio’nun. O da kişisel koleksiyonumun en özel parçalarından biridir. Altı fotoğraftan daha fazlasını çekemiyordu ama o dönem için gerçekten özeldi. O yıllarda saatlere ilgimin daha çok teknolojiyle bir araya geldiği modellere yönelik olduğunu söyleyebilirim. Bahsettiğim bu saati de saklıyorum hâlâ.
Gelelim saatçiliğin bugününe. Son yıllarda Türkiye’de saat müşterilerinin tercihleri nasıl şekilleniyor?
Sektörde bir gençleşme olduğunu görüyorum. Gençlerin saate ilgisi giderek artıyor. Akıllı saatlerin çıkmasıyla genç kuşağın daha çok akıllı saatlere yöneleceğini düşünmüştük fakat öyle olmadı. Saat markalarımız özelinde gençlerin çok ciddi bir ilgisi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Son üç yıldır skala gittikçe gençleşiyor. Bizde G-Shock gençlere hitap eden, popüler ve rağbet gören bir marka örneğin. Genç bir yönetici olarak gençlerin bu ilgisinden oldukça mutluyum ben de.
Genel olarak Türkiye’de saatçiliği nasıl değerlendiriyorsunuz?
TÜİK bizlerle her ay, iki ay öncesinin ithalat verilerini paylaşıyor. Bu verileri üç kategoride görüyoruz. Quartz saatler, otomatik saatler ve kıymetli materyallerden saatler. Bu gruplar halinde toplam saat ithalatını görebiliyoruz. Rakamlara baktığımızda 2026 yılının ilk altı ayında yüzde 16 gibi bir artış rapor edildi. Otomatik ve kıymetli materyallerden saatlerin payı biraz daha düşük, quartz saatlerin payı daha büyük. Artık kullanıcılar daha çok bilinçlendi, gerçek saat markası olan ürünlere yöneliyorlar. Haliyle daha fazla para vermeye de razılar. Saat alırken bir anlam taşımasını, arkasında güçlü bir markası olmasını önemsiyorlar. Moda markalarında ise ciddi bir düşüş var. Genel olarak şu an için saat piyasası “double digit” dediğimiz rakamlarda büyümeye devam ediyor. Bu büyümenin devam edeceğini düşünüyorum.
Ersa Saat’in portföyünde hangi markalar var?
Casio, amiral gemimiz ve onun altında da markalar var. G-Shock, Standart, Retro bu markalar. Casio’nun altındaki bu markalar kendi içlerinde oldukça büyük, her birinin ayrı bir dünyası var. Casio’nun fiyat aralığı da çok geniş, 700 liradan 550 bin liraya uzanan bir skaladan bahsedebilirim. Aynı zamanda çok fazla yenilik yapmış, ilklere imza atmış ve dijitali saat dünyasına getirmiş bir marka. Bulova markalarımızdan bir diğeri. İlk televizyon reklamından en dakik saate uzanan köklü bir hikâyesi var. Kalitesi ve tasarımıyla ön plana çıkıyor.

Yaklaşık iki sene önce Roamer da bünyemize dahil edildi. 1888 yılından bu yana piyasada olan, fabrikasında önde gelen İsviçre saatlerinin üretimini yapabilen köklü bir isim. Tasarımlarını çok özel buluyorum. Swiss Military Hanowa öne çıkan markalarımızdan bir diğeri. Fiyat-performans saatler üreten bir marka olduğunu söyleyebilirim. Her saatinde safir cam kullanması ve 316L çelik kalitesini korumasıyla kalite yönünden kuvvetli. Bu markaların yanı sıra Pierre Cardin, Timberland ve Reebok gibi moda trendlerine uyumlu saatler üreten moda markaları da mevcut portföyümüzde. Ersa Saat olarak geçen sene ilk defa bir milyon saatin üzerinde satış yaptık. Bu başarı hem çok keyif veriyor hem de Türkiye saat piyasasının nasıl evrildiğini gösteriyor. Şirket olarak biz de yüzde 36 civarında bir artışa imza attık.

Ersa Saat olarak yakın gelecek için hedefleriniz nelerdir?
Kendi markalarımız piyasanın çok üzerinde büyüyor. Hâlâ ulaşabileceğimiz müşterilerin olduğunu görüyoruz. Elimizdeki markaların büyümesine özen gösteriyoruz fakat aynı zamanda ciddi büyümesi olan mikro markalar da radarımızda. Ancak mikro markaları değerlendirirken arkasındaki hikâye, tasarımı, malzeme kalitesi ve mekanizma gibi pek çok noktaya dikkat ediyoruz. Mikro markalarla görüşmelerimiz devam ediyor. Şu an kesinleşen bir şey yok fakat büyümeye mikro markalarla devam edeceğiz gibi görünüyor.
Saat dünyasına yeni adım atanlar için tavsiyeleriniz neler olur?
İlk saatini alacaklara en önemli tavsiyem, saati yetkili satıcısından ve distribütöründen almaları; çünkü çevrimiçi satışların gelişmesiyle birlikte piyasaya çok fazla yetkisiz ürün girmeye başladı. Markanın değeri, hikayesi ve bu mirası tasarımla nasıl birleştirdiklerine bakmalarını tavsiye ederim. Taktığınız saatin hikâyesini de paylaşıyorsunuz. Sonrası ise biraz daha kişisel zevklere kalmış oluyor.





