Kitap kulüpleri günümüz okurlarının önemli ihtiyaçlarını doyuruyor: Sosyalleşebiliyorlar, farklı dünyaları tanıyabiliyorlar, her şeyden önemlisi kendilerine düzenli ve tekrarlayan bir zaman diliminde okuma ve paylaşma vakti ayırabiliyorlar.

Kitap okumanın aslında bireysel bir eylem olduğunu söyleyebiliriz. Fiziksel olarak kitap ve okuru arasına başkası dahil olamaz. Kitap okumak böyle, ama bunun haricinde bir de kitaplar dünyasından, kitapların âleminden söz edeceksek, ister istemez sosyal bir duruma işaret ederiz.

Yaşadığımız dünya zaman ilerledikçe değişiyor, dönüşüyor ve birtakım kültürleri de dönüştürüyor. Kitap okumayı bir deneyim olarak ele alırsak, kitap okuma kültürünün de bir dönüşüm içinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Okunacak kitabın seçimini sağlayan kaynakların çoğalması, kitabın okunduktan sonra paylaşıldığı platformlar, kitap hakkında söz söylemek isteyenlerin buluşabileceği alanlar değişiyor. “Kitap Okuma Kulüpleri” de zaten bu değişimin bir meyvesi değil mi?

kitap kulupleri 03
Kitap Kurtlarının Sosyalleşme Mekânı Kitap Kulüpleri

Okumak, Anlatmak, Paylaşmak

Esasında çok yeni değil, eski bir kültürden bahsediyoruz. Kitabın bugünkü yoğunluğuyla değilse bile kitlesel olarak dolaşıma girmesi matbaanın icadıyla başlar. Teknik olarak 15. yüzyıldan sonra bir kitap kültüründen ve okuma kültüründen söz edilebilir. Ama onun öncesinde de “elit” bir faaliyet olarak kendisine kitap okutan aristokratların olduğunu biliyoruz. Burada ayrıcalıklı bir uğraş olduğu muhakkak, ama 15. yüzyıldan sonra tedricen Batı Avrupa ağırlıklı okuma salonlarının, kulüplerinin arttığını, okuduklarını başkalarına ve tabii okuma-yazması olmayanlara aktaran insanların olduğunu gösteriyor tarih bize. Sözlü kültür geleneğinde zaten olan, insanların etrafında toplandığı birinin hikâyeler anlattığı kadim geleneklerin izlerini de sürebiliriz. Ama bugün sözünü ettiğimiz kitap okuma kulüpleri bize dijital çağın ve kültürün armağanı desek abartmış olmayız.