Rafine zevklere sahip usta bir denizcinin deneyimlerinin maharetli ellerle buluşması sonucu ortaya çıkan Grace III, ismini fazlasıyla hak ediyor. Türk sahibi için Türkiye’de, pandemi ortamının zorlu koşulları altında üretilen Grace III, bir hayalin gerçekleşme hikâyesi.
Bir kuğu gibi maviliklerde süzülen zarif ve sade gövdesi, bu yelkenlinin diğerlerinden farklı olduğunu ilk bakışta anlatıyor. Üzerinde göze batan tek bir fazlalık dahi yok. Türkiye’de üretilen Grace III’ün bu güzelliği klasik ve denizci genlerinden geliyor.

Bugüne kadar çizdiği birbirinden zarif yelkenlilerle tanınan Hollandalı tasarım ofisi Hoek Design’ın kapısı bir gün bir Türk tarafından çalınır. Ofisin diğer müşterileri gibi onun da en büyük isteği hayalindeki tekneye kavuşmak ve onunla maviliklerin tadını çıkarmaktır. İşte güzeller güzeli Grace III’ün tohumu o gün orada atılır. Mevzubahis müşteri Andre Hoek’e hayalindeki 34 metrelik yelkenliyi şöyle tanımlar: Modern teknolojinin her türlü konforundan yararlanacak ama aynı zamanda 1930’lu yılların zarif görüntüsünü taşıyacak. Hem ailesiyle birlikte güvenli yelken seyirleri yapabilecek kadar keyifli hem de dünyanın en büyük yelkenli yat yarışlarında kupaya oynayabilecek kadar hızlı bir yelkenli olacak. Küçük bir yelkenli tekne gibi kolay kullanılabilecek. Ve bu hayaline mümkün olan en kısa zamanda kavuşacak.
Dâhi Hollandalı tasarımcı Andre Hoek müşterisini dikkatli dinler ve onun karalama olarak çizdiği modeli inceler. Ve Hoek müşterisine tüm bu hayallerini gerçekleştirebileceği müthiş bir öneri getirir. Hoek, müşterisinin hayalindeki teknenin, taleplerinden ve karalamasından anladığı kendisinin daha önce ortaya çıkardığı Truly Classic 128 modelinin neredeyse aynısı olduğunu fark etmiştir. Sadece bir fark vardır, o da boyu. Truly Classic 128, müşterinin istediğinden yaklaşık beş metre kadar daha uzundur. Andre Hoek de müşterisine Truly Classic 128’in aynısını üretmeyi teklif eder.
İşin güzel yanı Truly Classic 128’den bugüne kadar iki tane üretilmişti. Dolayısıyla hem mühendisliği hem de çizimleri hazırdı. Yani eğer müşteri kabul ederse üretim çok daha hızlı ve kolay olacaktır. Andre Hoek’in bu fikri müşterinin aklına yatar ve ekip Grace III’ün üretimi için düğmeye basar. Ancak tekne sahibi, çok önemli bir talepte daha bulunur: Teknenin Türkiye’de inşa edilmesi.

Grace III’ün üretimi tam da pandemi zamanına denk gelmişti. Tekne sahibinin hayatı normalde her ne kadar New York-İstanbul arasında geçse de bu süreçte Türkiye’de kalmayı tercih etmişti. Dolasıyla teknesinin İstanbul’daki Ses Yachts’ta üretilmesini istedi. Böylece istediği zaman seyahat engeline takılmadan tersaneyi ziyaret edebilecek ve hayalindeki teknenin şekillenmesini yakından takip edebilecekti. Üstelik Ses Yachts tekne sahibinin daha önceki beş teknesini üretmiş ve haliyle güvenini kazanmıştı.











