Spor dünyası, mental sağlıktan bu yaz belki daha evvel hiç olmadığı kadar fazla bahsetti. Neler olup bittiğini hatırlayalım…
“Oynama”
Hayatımın en büyük tenis maçını oynamaktan birkaç saat uzaktaydım. Amerika Açık dördüncü turu… İşçi bayramında… Babamın doğum gününde… Arthur Ashe Stadyumu’nda… CBS’de… Ve Roger Federer karşısında. Tüm zamanların en iyi oyuncusuyla oynayacaktım ve bu; favori turnuvamda, kariyerimin en büyük zaferini kazanabilme şansı demekti. Tüm hayatımı uğruna feda ettiğim, kariyerimin maçına sadece birkaç saat kalmıştı.
Ve yapamıyordum.
Gerçekten yapamıyordum.
Öğleden sonraydı ve servis aracılığıyla kortlara doğru gidiyordum.
Ve bir endişe nöbeti geçirdim.
Aslında her 10-15 dakika civarı yeni nöbetler geçiriyordum. Kafam kazan gibiydi ve çıldırıyordum.
Eşim soruyordu, “Ne yapabiliriz? Ne yapabiliriz? Seni nasıl iyileştireceğiz?”
Ona gerçeği söyledim: “Beni şu an daha iyi yapabilecek tek şey, bu maça çıkmama fikri.”
Duraksadı ve ciddi olup olmadığımı anlamak için yüzüme baktı. Ciddiydim. O an düşünen ben değildim. O, davranan, hisseden ve hayatta kalmaya çalışan bendi. Basitçe cevapladı. “O zaman oynamamalısın. Oynamak zorunda değilsin. Oynama.”
Bu bir anda kafama yattı. Bunu çok canlı ve güçlü bir şekilde hatırlıyorum. “Tanrım” dedim, “Bunu… Bunu yapmayacaktım. Oraya çıkıp 22 bin kişinin önünde kaygılanmayacaktım. Roger ile oynamıyorum.”
“Oynamıyorum.”
Oynamadım.
Önce Roger ile oynamadım. Sonra bir daha oynamadım.
***
2004 Atina Olimpiyat Oyunlarında teklerde gümüş madalya kazanan, dünya sıralamasında 7 numaraya kadar yükselen ve döneminin hatırı sayılır tenisçilerinden olan Mardy Fish, emekliliğinden kısa süre önce Players Tribune için üstteki satırları kaleme almıştı. Etkisini 2012’de hissetmeye başladığı anksiyete bozukluğu onu tenisten koparacak, vedasını 2015 Amerika Açık’ta yapmadan evvel tam üç senelik bir ara vermesine neden olacaktı. Fish’in hikâyesi, sporcuların mental sağlık konusunda ses yükseltmeye başladığı bir döneme tekabül etti. Bu bir zayıflık değildi ve saklanmasına gerek yoktu.
Olimpiyat tarihinin en çok madalya kazanan sporcusu Michael Phelps’in depresyon öyküsü, NBA yıldızları Kevin Love ve Demar Derozan’ın psikolojik problemleri, efsane Serena Williams’ın 2017’deki doğumu sonrasında yaşadıkları ve birçok başka örnek… Genelde ışıltılı kürsülerde, kupa ve madalyalarla görmeye alışık olduğumuz dev sporcuların da insani yönleri, bazı sıkıntıları vardı. Üstelik onların yaşadıkları sorunlardan açıklıkla bahsetmeleri benzer durumdaki başkaları için de ilham kaynağıydı. Zaten bir sporcu sadece kazanarak değil sahip olduğu etki alanını kullanarak da fark yaratabilirdi. 2021 yazında bu durumun iki güçlü emsaline daha tanıklık edecektik…







