Saatolog.com.tr Logo

Carolyn Olma Arzusu

27 Şubat 2026
Carolyn Olma Arzusu
Giyinmesini biliyordu. Kaybolmasını da. Carolyn Bessette-Kennedy, 90’ların en çok fotoğraflanan ama en az konuşan kadınıydı ve belki de bu yüzden hâlâ taklit ediliyor.

Daha Sex and the City’nin ilk sezonunda Carrie Bradshaw ve henüz yeni evlenen kız arkadaşı (Brooke) New Yorker’ların güzellik algısı üzerine konuşurken “Kendimizi Carolyn Bessette sanıyoruz” diyor. Instagram’da yere kadar uzanan maxi siyah paltolar, bej tonlarında etekler ya da siyah balıkçı yaka kazak giyen neredeyse her kızın kapıldığı estetik yanılgı da tam olarak bu: Carolyn olma arzusu.

1983’teki lise yıllığında bile sınıf arkadaşları tarafından “yaşayan en güzel kadın” olarak taçlandırılan Carolyn Bessette-Kennedy, ya da kısaca CBK… Halkın prensesi, PR prensesi; Amerika Birleşik Devletleri’nin kendinde hep eksik bulduğu “Royal Family” mitinin içine yerleşmiş bir Diana figürü. Giyinmesini bildi, bu da onu doğal yollardan moda ikonu statüsüne taşıdı. Öyle ki 1997’de Newsweek bile onu 90’ların moda ikonlarından biri olarak anıyordu. Paparazzilerin favori hedefi haline gelmesi de bunun kaçınılmaz sonucuydu: sokakta Madonna’dan farksızdı; tırnaklarını yaptırmaya giderken ya da alışverişe çıkarken bile flaşlar onun için patlıyordu. Trajik ölümü ise bütün bu paralelliklere son noktayı koydu. Bir anda küresel ölçekte izlenen, takip edilen bir figüre dönüştü.

Carolyn Olma Arzusu
Carolyn Bessette Kennedy ve John F Kennedy JR Fotoğraf: George De Sota/Liaison (Getty Images)

COOL, KÜLT, İKONİK: CBK

Ama bazen insan düşünmeden edemiyor: işi PR olan birinin bu mitin kendi payına düşen kısmını kurgulayıp kurgulamadığını… Düşününce şöyle: CBK hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Bazı çok ünlü, “ulaşılamaz” isimler gibi; Sade, Leonardo DiCaprio ya da Mylène Farmer gibi. CBK’in nerede doğup büyüdüğünü, nereden mezun olduğunu, Calvin Klein’da basamakları nasıl tırmandığını biliyoruz. Evet evet, interneti biraz kurcaladığınızda, YouTube’da saatler süren videolara daldığınızda ilkokul arkadaşlarıyla yapılmış röportajlara bile rastlıyorsunuz. Zaten onun hakkında edindiğimiz bilgilerin hemen hepsi üçüncü kaynaklardan.

Herken onun ne kadar “normal” olduğundan, komik olduğundan, bazen tomboy davrandığından, hatta ıslak saçlarını New York metrosundaki hava akışıyla kuruttuğundan bahsediyor. Buradan yola çıkacak olursak onu cool, kült ve ikonik yapan şey de bu zaten: “özel” görünmeye çalışmayan birinin, istemeden özel bir figüre dönüşmesi. Sosyal bir güç taşıyordu; tuhaf bir gizem ve manyetik bir mesafe. Ama ne kadar samimi? İşi imaj yaratmak olan biri nasıl “It girl” olabileceğini ya da hayatını nasıl kurgulaması gerektiğini de biliyordur, yani herhalde.

Carolyn Olma Arzusu
Carolyn Bessette Kennedy
Fotoğraf: Diane Freed (Getty Images)

John F Kennedy Jr ile olan ilişkisi sebebiyle magazindeki görünürlüğü arttıkça daha da içine kapanan bir figüre dönüşüyor; sosyal hayattan çekilip bir fanusun içine giriyor. Bir yandan herkes onu izliyor, diğer yandan o kendine erişimi kilitliyor. Bu da mitin dezavantajlarından. Ama zaten yine Diana gibi figürler sayesinde bu konulara hakimiz. İlişkileri masalsı olduğu kadar sertti de. Central Park’ta kameralara yakalanan tartışmalar, Kennedy mitinin steril yüzeyini çatlatmıştı. Ve oynadığı güç oyunları. JFK Jr ve Calvin Klein modeli Michael Bergin’le aynı anda giden birlikteliği gibi.

Yıllarca moda dergilerinden ezberlediğimiz “basmakalıp çabasız şıklık” tanımının 90’lardaki bayrak taşıyıcılarından biriydi; Gwyneth Paltrow (bu arada CBK, Paltrow’dan hiç hoşlanmazmış) ve Cameron Diaz’la birlikte. Soft-glam, minimalizm, dağınık ama kontrollü saçlar, zamansız “clean girl” paleti… Peki başka ne biliyoruz?

Tüm medya gücüne, işinin ve soyadının ağırlığına rağmen verdiği tek bir röportaj yok. Issey Miyake sevgisi nereden geliyor? Renklere ve maksimal dokulara neden mesafeli? (Nadir de olsa grafik detaylar ve renkli tartanlar giydiği olmuştu.) Stil ikonu denince ne hissediyordu? Bugün yaşasa YouTube kanalları ve moda mecraları onunla “çantamda ne var?” ya da güzellik rutini videoları çekmek için yarışırdı, o kesin. Ama kendisi Instagram’a karşı durup bunu yapmayı ister miydi? Yoksa Tribeca’daki loft’unda sessiz sedasız yaşamaya devam mı ederdi? Bildiklerimizden yola çıkarsak ikinci opsiyon daha olası…

Carolyn Olma Arzusu
Carolyn Bessette Kennedy
Fotoğraf: Getty Images

Liz Tilberis, Harper’s Bazaar’ın “efsanevi” sıfatını gerçekten hak eden, dergiciliğin gidişatını değiştiren editör CBK’i kapak yapmak için can attığını defalarca anlatmış. Dergisi, CBK’in temsil ettiği her şeyin neredeyse birebir yansımasıydı. Mottoları da bunu özetliyordu: “Moda güzel olmak zorunda değil. Hissettirmek zorunda.” Peter Lindbergh lensinden siyah beyaz bir Carolyn Bessette portresi görmemek için nasıl bir suç işlemiş olabiliriz, gerçekten?

Birlikte çalıştığı Calvin Klein’a ilham olmanın ötesinde, anlatılanlara göre Ralph Lauren ekibine “CBK’in giymek isteyeceği kıyafetleri tasarlayın” diye direktif veriyormuş. 1997’de Giorgio Armani ise “Onun stili ve güzelliği, modanın bugün aradığı kadın tipini temsil ediyor, melek gibi, masum, ama aynı zamanda son derece modern, cesur bir tavra sahip” demiş ve hazırladığı haute couture koleksiyonunun ilham kaynağı olarak CBK’i not düşmüştü.

Peki Carolyn Bessette-Kennedy Instagram jenerasyonunda herkesi kendine nasıl hayran bırakmayı başardı? İnternet öncesi jenerasyonda var olduğu için, hareketlerini uzun uzun izleyebileceğimiz video kayıtları yok. Getty Images arşivinin Instagram’a taşıdığı fotoğraflardan bir suret kurduk; o suretin üzerine hayallerimizi bindirdik ve kolektif olarak büyülendik.

Carolyn Olma Arzusu
Carolyn Bessette Kennedy (Love Story)

Sabah akşam “inspo” profillerinde New York sokaklarındaki fotoğraflarına bakıyoruz; neredeyse kendi kıyafetlerimize ya da yüz hatlarımıza hakim olduğumuz kadar ona aşinayız. CBK bize büyülü bir hayat mı sattı? Aşkları mükemmel olmayabilirdi ama dilden dile dolaşan, efsaneleşen bir anlatıya dönüştü. Romeo & Juliet ya da Leyla ile Mecnun gibi. Koca Amerika’nın bağrına bastığı bir adam ve “sıradan” olmayı seven, sıradanlığın içinden gelen bir kadın. Külkedisi masalı demek belki fazla romantik, ama yine de… Bisikletiyle Manhattan sokaklarında tur atan JFK Jr.; Prada ve Calvin’lerden oluşan dolabını saç bantlarıyla tamamlayan Bessette…

Kate Moss’u ünlü yapan, bugün hayatımızda New York’un cool markaları The Row ve Khaite’in var olma sebeplerinden biri olan moodboard’ların değişmez CBK’i… Bugün Instagram’da onun kıyafetlerini taklit ederek onun gibi olduklarını sananların en büyük yanılgısı, meselenin “doğru parçaları seçmek” olduğuna inanmaları. Jean üzerine alelacele geçirilmiş beyaz bir tişörtü herkes aynı şekilde taşıyamaz. Neticede mesele tavır. Yine buraya ikonik bir Carrie Bradshaw cümlesi koyacak olursam, – You just dont get it!

Carolyn Olma Arzusu
Carolyn Bessette Kennedy Ve John F Kennedy Jr (Love Story)

Tam da burada iki New York karakteri arasında da bir bağa rastlayabiliriz. Belki de özellikle Love Story ve fonda 90’ları izlemek zoraki olarak buna itiyor beni. 

Carolyn Bessette-Kennedy ile Carrie Bradshaw arasında paralellik kurarken, öncelikle ikisinin de 1990’lar New York’unun farklı kadınlarını temsil ettiğini kabul etmekle başlayabilirim. Carolyn, minimalizmin ve “sessiz lüks” estetiğinin güçlü bir simgesi olarak öne çıkarken; Carrie maksimalist, deneysel ve romantik bir stil anlayışında. Carolyn’in nötr tonları, sade kesimleri ve çabasız görünen zarafeti, dönemin Calvin Klein estetiğiyle örtüşen kontrollü ve mesafeli bir kadın imajı var. Carrie ise tütüler, iddialı ayakkabılar ve beklenmedik kombinlerle kişisel stilin kuralsızlığını savunan bir figür.

Ve ilişkiler… Her iki isim de güçlü erkek figürleriyle birlikte. Carolyn’in kamuoyu ilgisinin merkezine yerleşmesi, John F. Kennedy Jr. ile yaptığı evlilikle tavana çıkarken Carrie’nin anlatısı büyük ölçüde Mr. Big ile yaşadığı inişli çıkışlı ilişki etrafında şekilleniyor. Ancak her iki durumda da kalıcı olan şey, erkek figürlerden ziyade kadınların stil ve aura üzerinden kurdukları kimlik.

Medya ile kurdukları ilişki de belirgin bir zıtlık kurguluyor. Carolyn medyadan uzak durmayı tercih etmiş, paparazzi ilgisinden rahatsız olmuş ve özel hayatını korumaya çalışmış. Carrie ise yazarlık kimliğiyle kendi hayatını kamusal alana taşımış, aşklarını ve kırılmalarını anlatının merkezine yerleştirmişti. Biri görünürlükten kaçan bir ikonken, diğeri görünürlüğü varoluşunun bir parçası haline getirmişti.

Carolyn Bessette Kennedy
Carolyn Bessette Kennedy (Love Story)

Ama aklımdaki sorular devam ediyor. Sarah Pidgeon rolüne hazırlanırken fazlaca Carrie Bradshaw izlemiş olabilir mi? CBK, ise henüz hayattayken sadece bir sezon Sex and the City gösterilmişti. Mesela yakın arkadaşı ve gelinliğini de tasarlayan Narciso Rodriguez’le noodle yerken televizyon karşısına geçip diziyi izlemiş midir?

Bazen mitler trajediyle değil, zamanla yıpranarak ölür. Carolyn 2000’leri, sosyal medyayı, fazlalığı hiç görmedi. Kendini açıklamak zorunda kalmadı. Belki de bu yüzden hâlâ güçlü. Çünkü onu tanımıyoruz. Çünkü bir gün bir röportaj verip “Aslında ben de herkes gibiyim” demedi. Çünkü sıradanlaşmadı. Bugün stili taklit ediliyor, kopyalanıyor, moodboard’lar çoğalıyor. Carolyn’i kalıcı yapan şey gardırobundan öte erişilemezliği. Uzak durma becerisi. Ve belki de asıl soru hayatta kalsaydı, hâlâ bu kadar gizemli kalabilir miydi?

Louis Vuitton Monogramı: 130 Yıllık Bir İmza

İlhamını Moda İkonlarından Alan 8 Ünlü Çanta

Giorgio Armani: Sessiz Lüksün Maestrosu