SPX CEO’su Barış Andırınlı bir gününün nasıl geçtiğini ve kariyer yolculuğunu anlatıyor.
Her başarı hikâyesi kendine has, birbirine benzemeyen cümlelerle yazılır. SPX’in CEO’su Barış Andırınlı’nın öyküsü de öyle. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’nden mezun olan Andırınlı, iş hayatına adım atmadan önce edebiyat alanında master yapmaya karar vermiş. Ancak kısa bir süre sonra kendi işine yönelip başarılı bir kariyer inşa ederken de edebiyata olan tutkusundan hiç vazgeçmemiş. Bugüne kadar üç romana imza atan Andırınlı, 10 yılı aşkın bir süredir de SPX’te kariyerine devam ediyor. Barış Andırınlı ile Ulus’taki ofisinde bir araya gelerek bir gününün nasıl geçtiğini, iş ve yaşam sırlarını ve tabii ki edebiyatı konuştuk.
Barış Andırınlı
24 Saat
Güne nasıl başlıyor?
Sabahları genelde 05.00’da uyanıyorum. Yaklaşık bir saat sonra spora başlıyorum. Günlük sporumun büyük bir kısmını sabahları yapmış oluyorum. Tempolu uzun yürüyüş yapmayı severim. Hafif koşu, ağırlık antrenmanı ve yürüyüş spor rutinimi oluşturuyor.
Nasıl bir temposu var?
Sabahları 07.30 civarı ofiste oluyorum. Ofise gelip de işlere başlayınca zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Sürekli bir toplantı halinde oluyoruz. Pazartesi günleri planı yapıp cumaya kadar onları tamamlamak gibi bir tarzım var. Haftanın ilk günü geniş kapsamlı ve katılımlı bir toplantımız olur. Beş gün boyunca da o toplantıda konuştuklarımız takip edilir. Genel olarak yoğun bir çalışma tempom var. Hiç sakin dönemimiz olmuyor. Bu tempo içinde keyifli, sporla dolu ve planlı programlı ilerlemeye çalışıyorum.
Ofise geldiğinizde ilk olarak ne yaparsınız?
İlk olarak mutlaka bir kahve içerim. Sonra “to-do” listesini kontrol ederim. Listenin takibi benim için çok önemli. O gün yapmam gerekenleri kontrol ederim. Aynı zamanda, bana bağlı yönetici arkadaşlarımdan neler beklediğimi de söylerim ki, onlar da hızlanabilsin. Hem kendi programımı yapar hem de ekipten neler beklediğimi gündeme getiririm.
Sabah kahvaltı yapmadığım için öğle yemeğini saat 12.00’a doğru yerim. Ekip arkadaşlarıyla yemeğe çıkmak özendiğim bir şeydir; fakat yemeklerimi yalnız yemeyi tercih ediyorum. Zaten çok uzun bir yemek arası olmuyor. Yemek yerken bir yandan günlük haberleri ve gündemi takip ediyorum. Öğle arasını kişisel bir zaman olarak düşünüyorum.
İş Çıkışı
İş çıkış saatlerimi, trafiği de hesaplayarak planlıyorum. Genelde 19.00 civarında çıkıp dönüş yolculuğunda akşam haberlerini dinliyorum. Eğer o gün sahadaysam saatler değişiyor tabii.
Akşam Rutini
Sekiz yaşında bir oğlum var, mutlaka onunla vakit geçiriyorum. Akşam yemeğini ofiste yemediysem ailemle birlikte akşam yemeği yerim. Şu anki mesleğimin yanı sıra roman yazarıyım. Bir roman üzerine çalıştığım dönemlerde akşam rutinime bir de yazmak ekleniyor. İkinci bir iş gibi akşamları da roman üzerine çalışıyorum.
İş ve Yaşam Sırları
Zaman yönetimi metodunuz nedir, zamanı nasıl verimli kullanırsınız?
Ne kadar üzerinde çalışır, emek harcar ve yeniliklere açık olursanız zaman yönetiminde de o kadar iyi olabileceğinizi düşünüyorum. Planlı, programlı olmak çok önemli. Sohbetimizin başında bahsettiğim “to-do” listesi benim için olmazsa olmaz. Zaman yönetimi açısından çok ciddi fayda sağlıyor ve hiçbir şey atlamamış oluyorsunuz. Haftalık toplantıları çok planlı bir biçimde yapmayı önemli buluyorum. Toplantıları mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışıyoruz. İyi bir moderasyonla, gündemi dağıtmadan yapıyoruz toplantıları. Aynı zamanda, hızlı karar verebilmek de önemli bir faktör. Karar vermek için elde yeterince veri varsa, daha fazla bekletmek veya sonraya ertelemek zaman kaybına yol açıyor. Hızlı karar vermek, kendimi hep geliştirmeye çalıştığım bir alandır.
İkinci bir iş olarak tanımladığınız yazarlık var bir yanda. Yazarlığın yöneticilikle dirsek temasında bulunduğu, birbirini beslediği noktalar var mı?
1998 yılından bu yana yazıyorum. Boğaziçi Üniversitesi’nde mühendislik okurken seçmeli ders olarak edebiyat dersleri aldım. Yıllar önce, 2000’li yılların başında çalışma hayatını ve edebiyatı farklı yerlere koyardım. Yazmayı da yaratıcılık ve ilham gerektiren bir uğraş olarak görüyordum. Ancak böyle olmadığını fark ettim sonraları. Yazmanın da bir matematiği ve pratiği var. Anlatacak bir hikâyeniz varsa gerisi teferruat. Aslında tam bu noktada, iş dünyasından çok da farklı olmadığını gördüm. İkisi de çok büyük disiplin gerektiriyor. Yazarken edindiğim sabır, yaratıcı düşünme, farkındalığı yükseltme gibi özellikler iş dünyasında çok fayda sağladı. Çok bakarım, çok gözlemlerim. Bu da iş hayatında, toplantılarda ve diğer beşeri münasebetlerimde fayda sağlıyor.
Yazmaya nasıl başladınız?
Ortaokul, lise yıllarında merakım vardı. Daha sonra üniversite yıllarında yazdığım kompozisyonların öğretmenler tarafından beğenilmesi beni yüreklendirdi. Mühendislik okurken edebiyat dersleri aldım. Ve tabii Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden Nüket Esen’in ilgi göstermesi benim için çok önemli oldu. Her yazdığımı gösterirdim, o da okur inceler ve yüreklendirirdi yorumlarıyla hep.
Stresi azaltmak için neler yaparsınız?
Genellikle yürürüm. Ömrüm boyunca hep yürüdüm, hâlâ da stresi azaltan bir şeydir benim için yürümek. Şirketteki odamda bir yürüme bandı var, online toplantıları da o bantta yürüyerek yaparım kimi zaman. Çok stresli olduğum günlerde dışarıda ya da içeride hep yürürüm.
İş hayatında sizi güçlü kılan yanınız nedir?
Çalışkanlık. Çocukluğumdan beri çok çalışkanımdır. Hep rekabetçi ortamlarda büyümenin bir etkisi olabilir. Çalışkanlık ve onun getirdiği inatçılık. Çalışarak başarabileceğimi bilme duygusu beni hep güçlü kılmıştır. Gözlem yeteneği, farkındalığın yüksek olması ve ikna kabiliyetinin yüksek olması da bence iş dünyasında önemli faktörler.
Bize iş hayatınızda aldığınız bir riskten bahsedebilir misiniz?
İş hayatımın başlayacağı yıllarda, Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’nden mezun olduktan hemen sonra edebiyat bölümünde master yapmaya karar vermek aldığım en büyük risklerden biriydi. Eğer edebiyat okumakta biraz daha diretseydim iş dünyasına dönme şansım olmayabilirdi, ki bence kötü bir karardı. Edebiyat okuma riskini aldım, fakat sonra dönmeyi başardım.
İş hayatında size ilham veren birileri var mı?
Çalıştığım çok iyi yöneticiler oldu. Tofaş’ta Cengiz Eroldu ile çalıştım. O zamanlar Bütçe Raporlama Müdürü’ydü, şimdi Tofaş’ın CEO’su. Cengiz Bey’in çalışma stili beni çok etkilemiştir. Disiplini ve çalışma tarzını çok severim.
Kimleri okursunuz?
Sait Faik’i hayranlıkla okurum. Kendi karakterinin edebiyatına yansıması ve yaşam biçimi beni etkilemiştir. Yabancı edebiyattan ise Romain Gary’yi severim.
İş hayatında hiç unutamadığınız bir anınız var mı?
Zamanında Eczacıbaşı’nda İpek Kâğıt’ta çalışırken yeni bir yatırım yapılacaktı, ben de o işin finansal fizibilitesini yapıyordum. Görevim bir yanıyla, proje için hem yurt dışını hem de Türkiye ekibini ikna edebilmekti. O projeye liderlik ettim ve işi sadece finansal fizibilitede bırakmadım. Branşım endüstri mühendisliği olduğu için işi bir optimizasyon programına çevirip birçok faktörü bir araya getirdim. Teorik olarak öğrendiğiniz şeyin, iş yaşamında pratik bir karşılığının olduğunu görmek, benim için çok heyecan vericiydi. Projenin ilk çıktılarını sunduğumda herkesin çok etkilendiğini hatırlıyorum. Benim için unutulmaz bir anı oldu. Üniversitede öğrendiklerinizin iş dünyasında da her zaman bir karşılığı olabilir. Yeter ki teknik bilgi ile pratik ihtiyacı örtüştürmeyi becerin.
İstanbul’da müdavimi olduğunuz mekânlar var mıdır?
Lüksü hiç sevmem, lüks bir yaşamım yok. Sokak lezzetlerine bayılırım. Sokak yemeklerini, işporta tezgâhlarındaki yemekleri severim. Büyükdere Sahili’nde kokoreçten midyeye her türlü lezzeti bulabilirsiniz. Çok sık gittiğim bir yerdir. Bir de üniversite yıllarından beri Bebek Starbucks’a gitmeyi çok severim. Orası da müdavimi olduğum bir yerdir.
Saatolog Yıllık Saat Dergisi Saatolog’un yeni sayısı, 2020’nin yarattığı bu dönüştürücü etkiden ilham alarak hazırlandı. Dünya dijitalin etkisiyle her zamankinden de hızlı bir şekilde ilerlerken yavaşlamanın da önemini sonunda kavramış bulunuyoruz ve bu tezatlık hayatlarımızın her anına etki ediyor. Biz de bundan yola çıkarak Saatolog 2020/21 sayısını ‘‘hızlı ve yavaş’’ teması altında hazırladık.