Medya sponsoru olduğumuz Türkiye’nin en büyük uluslararası sinema etkinliği 45. İstanbul Film Festivali, 9-19 Nisan’da seyircisiyle buluşuyor.

İstanbul, bu festivalin şehri… Ve tabii baharın ilk aylarında sinema bir başka güzel. İki kıtanın buluştuğu bu şehri merkeze alan bir bakışla yola çıkan 45. İstanbul Film Festivali, bu yıl “Film Gibi Şehir” sloganıyla yalnızca filmleri değil, şehrin kendisini de sahneye taşıyor. İlhamını İstanbul’un sinematografik gücünden alan bu yaklaşım; James Bond: Rusya’dan Sevgilerle, Tenten İstanbul’da ve Acı Hayat gibi İstanbul’un başrolde olduğu filmler üzerinden 1960’ların büyüleyici Yeditepe’sine selam ediyor. Aynı zamanda 1920’lerden 1970’lere uzanan 34 illüstrasyon afişten oluşan özel bir sergiyle, kentin sinema tarihindeki izleri de görünür kılınıyor.

Türkiye’den ve dünyadan nitelikli ve ödüllü filmleri, özel gösterimleri, yıldız oyuncuları ve usta yönetmenleri bir araya getirecek 45. İstanbul Film Festivali’nin kapsamlı seçkisi, 127 uzun metrajlı ve 13 kısa filmden oluşuyor. Festivalin bu yılki gösterimleri Beyoğlu’nda Atlas 1948 ve Beyoğlu Sineması; Şişli’de CineWAM Premium+ City’s Nişantaşı (Salon 3 ve Salon 7) ve Kadıköy’de Kadıköy Sineması, Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi ve Paribu Cineverse Nautilus olmak üzere toplam 7 salonda gerçekleştirilecek. Sinematek/Sinema Evi’nde yapılacak tüm gösterimlerde yerler numarasız olacak.

İstanbul Film Festivali hakkında tüm detaylara film.iksv.org adresinden erişebilirsiniz.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

İstanbul Film Festivali’nde Neler İzleyelim?

Üç Veda / Three Goodbyes / Tre Ciotole (Isabel Coixet)

İtalya, İspanya

Festivalin açılışını Katalan yönetmen Isabel Coixet’in Toronto Uluslararası Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan son filmi Üç Veda yapıyor. Alba Rohrwacher ile Elio Germano’nun başrollerini paylaştığı Üç Veda’nın konusu kısaca şöyle: Marta, anlamsız bir tartışmanın ardından hayatından çıkan sevgilisinin yokluğuyla baş etmeye çalışırken iştahını da yitirir. Başta bunu ayrılığın doğal bir uzantısı sanır; ta ki meselenin kalp kırıklığından daha derin, daha bedensel bir yere uzandığını fark edene kadar. Bu fark ediş, yalnızca fiziksel değil, varoluşsal bir kırılma yaratır: Yediği yemeklerin tadı, dinlediği şarkıların yankısı, arzu etme biçimi ve aldığı kararlar bambaşka bir hâl alır. Çünkü artık zamanın sınırlı olduğunu bilir.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Sevginin özüne, geride kalan küçük ama insanca anların değerine odaklanan Üç Veda, 2023’te aramızdan ayrılan İtalyan oyun yazarı ve romancı Michela Murgia’nın otobiyografik metninden sinemaya taşınıyor. Toronto’da ilk kez izleyiciyle buluşan film, kırılganlığıyla olduğu kadar samimiyetiyle de iz bırakıyor. Yönetmen Isabel Coixet’in sözleri ise filmin ruhunu tek bir cümlede topluyor: “Vedaların içinde incelik, kederin içinde bile hayatı hatırlatan bir sevinç saklıdır.”

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var

Amerikalı Doktor / American Doctor (Poh Si Teng)

45. İstanbul Film FestivaliABD, Filistin, Malezya, Katar

Festivalin en merakla beklenen filmlerinden biri de Poh Si Teng’in yönetmen koltuğunda oturduğu Amerikalı Doktor. Sundance Film Festivali’nde ilk kez izleyiciyle buluşan Amerikalı Doktor, gazetecilik kökeninden gelen bakışını sinemaya taşıyan Poh Si Teng’in ilk uzun metrajı. Film, bir yandan savaşın ortasında hekim olmanı zorluklarını anlattığı kadar vicdanın sınırlarını da sorguluyor diyebiliriz.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Üç doktor var: Biri Filistinli, biri Yahudi, biri Zerdüşt. Kimlikleri farklı, ama ettikleri yemin aynı: Hayat kurtarmak. Dr. Thaer Ahmad’ın temkinli ve stratejik yaklaşımı, Dr. Mark Perlmutter’ın dobra ama şefkatli tavrıyla kesişiyor; Dr. Feroze Sidhwa ise üretkenliğiyle bu üçlüye başka bir boyut katıyor. Aralarındaki farklar, onları ayırmak yerine daha da sıkı bağlayan bir ortak zemine dönüşüyor. Bu üç doktorun yolu, Gazze’de kuşatma altındaki bir hastanenin ameliyathanesinde kesişiyor. İsrail bombardımanlarından getirilen yaralılara müdahale ederken, yalnızca tıbbi değil, etik ve insani bir sınavdan da geçiyorlar. Hikâye burada kalmıyor; ameliyat masasından çıkıp, seslerini duyurabilmek için ABD Kongresi’nin koridorlarına uzanıyor. Siyasetin gürültüsü içinde, tanıklık ettikleri gerçeği görünür kılmaya çalışıyorlar.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali


Moda / Coutures / Couture (Alice Winocour)

Fransa, ABD

Toronto Film Festivali’nde Özel Sunumlar bölümünde prömiyer yapan Moda’da başrolde Angelina Jolie’yi izliyoruz. Moda Haftası tüm hızıyla devam ederken, üç kadının hikâyesi Paris’te kesişiyor. Her biri kendi koşturmasının içinde ama aynı zamanda hayatlarının ağırlığını da taşıyor. Amerikalı korku filmi yönetmeni Maxine, kanser olduğunu öğreniyor. Genç Güney Sudanlı model Ada, keşfedilerek kaderini değiştirme ihtimaliyle karşı karşıya kalıyor. Podyumların arkasında çalışan Fransız makyaj sanatçısı Angèle ise bu dünyadan çıkıp yazarlığa yönelmenin hayalini kuruyor.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Film, modanın ışıltılı yüzünden çok arka tarafına bakıyor. Yoğun tempo, baskı, görünmeyen emek ve herkesin kendi içinde verdiği mücadeleler… Filmin çekimi ile ilgili enteresan da bir detay var. Bu film, Chanel’in Paris’teki atölyesinde çekim izni verilen ilk kurmaca film. Yönetmen Winocour, bu üç karakteri aslında tek bir kadının farklı yaşları gibi kurguluyor: 20’ler, 30’lar ve 40’lar… Yani film bir yandan da zaman, seçimler ve “Başka bir hayat mümkün müydü?” sorusu üzerine kurulu.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Pompei: Bulutların Altında / Sotto Le Nuvole/ Pompeı: Below The Clouds (Gianfranco Rosi)

İtalya

2025 Venedik Jüri Özel Ödülü’nü alan Pompei: Bulutların Altında, İtalyan belgesel ustası Gianfranco Rosi imzasını taşıyor. Rosi, üç yıl boyunca Vezüv’ün eteklerinde dolaşıp, yalnızca bir coğrafyayı değil, zamanın katmanlarını kayda geçirmiş. Flegri tarlalarından yükselen buharı izlerken, aslında görünmeyeni, duyulmayanı toplamaya çalışmış. Ders çıkışı alternatif bir eğitim programı yürüten bir öğretmen, mezar soyguncularının izini süren polisler, Torre Annunziata limanında Ukrayna’dan gelen tahılı boşaltan gemiler, yirmi yıldır kazı yapan Japon arkeologlar… Her biri başka bir zamanın, başka bir ritmin parçası. Tarihin en merak edilen coğrafyalarından biri olan Pompei’yi bir de bu gözle izlemek şart.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Rose (Markus Schleinzer)

Avusturya, Almanya

2023 yılında The Zone of Interest’teki performansıyla çok konuşulan oyuncu Sandra Hüller’in bu yıl Berlin’de En İyi Performans ödülünü koltuğunun altına almasına vesile olan Rose, müthiş bir hikâye. 17. yüzyıl Avrupa’sı, Otuz Yıl Savaşı yıkımıyla savrulurken, Almanya’nın ücra bir Protestan köyüne nereden geldiği belirsiz bir asker çıkagelir. Sessiz, içine kapalı, yüzünde taşıdığı izlerle dikkat çeken bu adam, terk edilmiş bir çiftliğin kendisine miras kaldığını iddia eder. Elindeki belgelerle köylülerin güvenini kazanmaya çalışırken, aslında daha derin bir oyunun kapısını aralar.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Zaman ilerledikçe, disiplinli ve Tanrı korkusuyla hareket eden biri olarak kendini kabul ettirir. Şüpheyle yaklaşan köylüler, bu yabancıyı yavaş yavaş içlerine alır. Ancak bu aidiyet, ince ince örülmüş bir aldatmacanın üzerine kuruludur; görünürdeki düzenin altında başka bir gerçek saklıdır. Rose, daha önce Michael (2011) ve Angelo (2018) ile dikkat çeken Markus Schleinzer’in üçüncü uzun metrajı.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Habibi Hüseyin (Alex Bakri)

Filistin, Almanya, Suudi Arabistan, İsveç

Yıkımın gölgesinde unutulmuş bir yapı: Cenin Sineması. 20 yıldır kapıları kapalı, hafızası tozlu koltuklara ve suskun makinelerine emanet. Şehre gelen Alman bir STK, bu harabeyi yeniden ayağa kaldırmak için kolları sıvadığında, geçmişin içinden bir figür beliriyor: Hüseyin. Sinemanın son projeksiyoncusu. Eski işine, eski hayatına geri dönebilmek için, yılların biriktirdiği ustalığıyla kendini yeniden kanıtlamaya çalışıyor. Ama karşısındaki dünya artık bambaşka.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Hüseyin’in elindeki antika alet çantası, çağdaş teknolojinin hızına ve soğuk kesinliğine karşı neredeyse naif kalıyor. Yabancı mühendislerin arasında, geçmişin bilgisiyle bugünün dilini konuşmaya çabalıyor. Oysa zaman, onun ustalığını çoktan geride bırakmış olabilir. 40 yıl boyunca geçerliliğini koruyan zanaat, şimdi ne yeterli ne de belki gerekli. Habibi Hüseyin, bir yandan Filistin’e ulaşan kalkınma yardımlarının gerçek etkisini sorgularken, diğer yandan kaybolmaya yüz tutan bir sinema kültürünün izini sürüyor.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Kremlin’in Büyücüsü / Le Mage Du Kremlin / The Wizard Of The Kremlin (Olivier Assayas)

Fransa

Festivalin yıldız oyuncu kadrosuyla dikkat çeken filmi Kremlin’in Büyücüsü, Putin’in gölgesinde şekillenen karanlık bir iktidar anlatısı. Jude Law’un canlandırdığı bir Putin izlemek de hayli ilginç olacak gibi. Hikâye, 1990’ların başında, Sovyetler’in çözülüşünün ardından yeniden şekillenen bir ülkede başlıyor. Tiyatrodan televizyon dünyasına geçen, zeki ve fırsat kollayan Vadim Baranov, hızla yükselen bir KGB ajanı olan Putin’in yakın çevresine giriyor.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Zamanla yalnızca bir danışman değil, bir tür mimara dönüşüyor; güçle kurduğu ilişki, sistemin kendisini yeniden yazan bir araca evriliyor. Baranov’un yolu, gerçeğin ve kurmacanın birbirine karıştığı, inancın manipülasyona dönüştüğü bir alanda ilerliyor. İktidarın merkezinde geçirdiği yıllar boyunca, yeni Rusya’nın inşasında ve otoriter yapının kök salmasında belirleyici bir rol üstleniyor. Venedik’te dünya prömiyerini yapan filmde Paul Dano, Alicia Vikander, Tom Sturridge gibi isimler de yer alıyor.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Diriliş / Kuang Ye Shi Dai/ Resurrection (Bi Gan)

Çin, Fransa

Bi Gan’ın son filmini tek cümleyle anlatmak zor; çünkü baktığınız yere göre başka bir şey oluyor. Bir yandan yüz yıla yayılan bir tutku hikâyesi gibi, bir yandan sinemaya yazılmış bir aşk mektubu. Yer yer rüyalardan beslenen bir sinema tarihi hissi veriyor, yer yer de hayat ve ölüm üzerine kurulmuş tuhaf bir destana dönüşüyor.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Film beş bölümden oluşuyor ve her bölüm farklı bir duyunun peşinden gidiyor. Ortada ise ilginç bir fikir var: Rüyaların neredeyse yok olduğu bir dünyada, inatla rüya görmeye devam eden bir “yaratık”. Yani en azından böyle tasvir etmekte beis yok. Hikâye düz bir çizgide ilerlemiyor. Türler arasında dolaşıyor, bir sahnede başka bir filme geçiyormuş gibi hissettiriyor. Renkler, atmosfer, anlatım tarzı sürekli değişiyor ama film bir şekilde dikkatini hep içinde tutmayı başarıyor. Diriliş, klasik bir anlatıdan çok bir deneyim gibi çalışıyor diyebiliriz. Ya seveceğiz ya nefret edeceğiz, burası belli.  

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Kuşatma Kayıtları /Chronicles From The Siege (Abdallah Alkhatib)

Cezayir, Fransa, Filistin

2026 Berlin Film Festivali’nde Perspektifler bölümünün En İyi İlk Film ödülünü alan bu yapım, savaşın ortasında hayatta kalmaya çalışan insanların gündelik hayatına yakından bakıyor. Keskin nişancıların, bombardımanların arasında sıkışmış insanlar… Ama hikâye sadece hayatta kalmakla ilgili değil. İnsanlar hâlâ birbirlerine tutunuyor, seviyor, küçük anlarda nefes almaya çalışıyor. Çünkü böyle bir ortamda en basit şeyler bile –bir lokma yemek, biraz sıcaklık, bir bakış– hayati hale geliyor.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Film, kuşatmanın sadece fiziksel değil, zihinsel bir durum olduğunu gösteriyor. Sürekli baskı altında yaşamak, insanın kararlarını, değerlerini, hatta kim olduğunu bile değiştiriyor. Açlık, soğuk, arzu ve hayatta kalma içgüdüsü birbirine karışıyor; sıradan hayat dediğimiz şey yavaş yavaş siliniyor. Filistin-Suriye kökenli yönetmen Abdallah Alkhatib’in ilk kurmaca filmi olan yapım, Yarmouk Camp’ta yaşananlardan besleniyor. Alkhatib daha önce aynı coğrafyayı anlattığı Küçük Filistin (Kuşatma Günlüğü) ile dikkat çekmişti. Bu filmde ise aynı gerçekliği, daha doğrudan ve sarsıcı bir kurmaca üzerinden anlatıyor.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Yalnız Asiler / Seul Les Rebelles/ Only Rebels Win (Danielle Arbid)

Fransa, Lübnan, Katar

Berlin Film Festivali Panorama bölümünün açılış filmi olarak prömiyer yapan yapımın arkasında ise filmin kendisi kadar çarpıcı bir gerçek var. Aslında Lübnan’da çekilmesi planlanan film, bombardımanlar nedeniyle orada hayata geçirilemiyor; çekimler Fransa’da stüdyo ortamında tamamlanıyor. Bu durum, hikâyenin arka planıyla doğrudan örtüşüyor: Dünyanın hali sadece anlatılan hikâyeleri değil, o hikâyelerin nasıl ve nerede anlatılacağını da belirliyor.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Yalnız Asiler, Beyrut’ta yolları kesişen iki yalnız insanın hikâyesini anlatıyor. Filistin kökenli, altmışlı yaşlarında, iki çocuk annesi dul Suzanne ile Sudanlı genç işçi Osmane… Yaş, sınıf ve hayat deneyimi farklarına rağmen aralarında beklenmedik bir bağ kuruluyor. Ama bu ilişki, daha başından itibaren dış dünyanın baskısıyla çevrili: Suzanne’in çocukları, mahalle, dinî otoriteler ve içinde yaşadıkları ülkenin gerçekliği sürekli aralarına giriyor. Suzanne karakterine hayat veren Hiam Abbass, filmi taşıyan en güçlü unsurlardan biri. Duygusal olarak sade ama etkisi derin bir performansla, bu imkânsız gibi görünen aşkı inandırıcı kılıyor. Film de tam burada duruyor zaten: büyük laflar etmeden, küçük ama yoğun bir duygunun peşinden gidiyor.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Mother Mary (David Lowery)

Finlandiya, Almanya, ABD, İrlanda

Gelelim festivalin merakla beklenen bir diğer filmine. Anne Hathaway’in başrolünde olduğu Mother Mary. Konusu şöyle: Sahnelere büyük bir dönüş yapmaya hazırlanan dünya starı Mother Mary, konserine saatler kala ortadan kayboluyor ve rotayı geçmişine çeviriyor. Bir süredir görüşmediği, eski en yakın arkadaşı ve kostüm tasarımcısı Sam’le buluşuyor. Ama bu karşılaşma, nostaljik bir kavuşmadan çok, yıllardır bastırılmış kırgınlıkların yeniden açığa çıktığı bir hesaplaşmaya dönüşüyor. Bazı şeyler gerçekten geride kalmıyor.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Yönetmen David Lowery’nin “pop gerilim” olarak tanımladığı film, şöhretin parıltılı yüzünün altındaki çatlaklara odaklanıyor. Hathaway’a Sam rolünde Michaela Coel eşlik ediyor. İkilinin karşılıklı sahneleri, filmin duygusal gerilimini ayakta tutan ana unsur. Bu filmi özel kılan bir diğer şey de müzikleri bu arada. Grammy ödüllü müzisyen Charli XCX ve İngiliz müzisyen ve oyuncu FKA Twigs filmin müziklerine imza atan isimler. Mother Mary’nin festival gösterimini ABD’deki vizyonuyla aynı anda yaptığını da not düşelim.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
45. İstanbul Film Festivali

Perdenin Ötesinde: Festivalin Şehre Yayılan Yüzü

İstanbul Film Festivali, sadece filmlerle sınırlı kalmıyor; şehir geneline yayılan yan etkinliklerle daha geniş bir kültürel alan açıyor.

  • Sinema Onur Ödülleri
  • Bu yıl festivalin onur ödülleri, Nilüfer Aydan ve Gianfranco Rosi’ye veriliyor. Biri Türkiye sinemasının köklü oyuncularından, diğeri çağdaş belgesel sinemanın en güçlü isimlerinden. Festival, bu iki farklı kuşağı ve yaklaşımı aynı çerçevede buluşturuyor.
  • Köprüde Buluşmalar

Sektör tarafının en önemli duraklarından biri olan Köprüde Buluşmalar, 14–16 Nisan tarihleri arasında Pera Müzesi, Borusan Müzik Evi, Fransız Kültür Merkezi ve Yapı Kredi Kültür Sanat’ta gerçekleşiyor. Bu yıl 23 projenin yer aldığı platform, yapımcılar ve sinemacılar için güçlü bir üretim ve bağlantı alanı yaratıyor.

  • Film Gibi Şehir Afiş Sergisi

Borusan Müzik Evi’nde düzenlenen “Film Gibi Şehir” sergisi, 7–17 Nisan tarihleri arasında ücretsiz gezilebiliyor. Sergi, 1920’lerden 1970’lere uzanan dönemde İstanbul’un fon olduğu 34 filmin illüstratif afişlerini bir araya getiriyor. Şehrin sinemayla kurduğu ilişkiye nostaljik bir bakış sunuyor.

  • SenaristBir İşbirliğiyle Paneller

13 Nisan’da Yapı Kredi Kültür Sanat’ta gerçekleşecek üç panel, sinemanın yaratım sürecine odaklanıyor: “Bağımsız Sinema Gerçekten Bağımsız Mı?”, “Auteur Olmak Zorunda Mıyız? Bağımsız Sinemada Senarist Olmak!” ve “Senaryonun Yolculuğu” üretimin teorik ve pratik tarafını birlikte tartışmaya açıyor.

45. İstanbul Film Festivali
Gianfranco Rossi
45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
Nilüfer Aydan
  • Şile Çocuk Yönetmenler Film Şenliği

Festival, 1. Şile Çocuk Yönetmenler Film Şenliği seçkisinden filmleri de programa dahil ediyor. Çocukların kendi hikâyelerini yönetmen koltuğundan anlattığı bu çalışmalar, genç üreticilere alan açan önemli bir adım. Son başvuru tarihi 10 Nisan 2026.

  • Gençlere Yönelik Yaratıcı Kurgu Atölyesi

İKSV Alt Kat tarafından düzenlenen atölye, 14–16 ve 17–19 yaş gruplarına yönelik. 11 Nisan’daki çevrimiçi kapanış etkinliğinin ardından, katılımcıların hazırladığı kısa filmler Nisan boyunca dijital platformlarda paylaşılacak.

  • Festival Sohbeti: Andrzej Wajda

Klasikler bölümündeki Küller ve Elmaslar gösterimiyle bağlantılı olarak, Andrzej Wajda üzerine bir festival sohbeti de programda yer alıyor. Bu etkinlik, sinema tarihine dönüp bakmak isteyenler için özel bir durak.

45. İstanbul Film Festivali Başlıyor: Bu Kez Başrolde İstanbul Var
Festivalde aynı zamanda Tenten İstanbul’da gibi klasikler de izlenebilecek.

İstanbul Film Festivali biletleri ne kadar?

Geçtiğimiz günlerde satışa çıkan festival biletleri passo.com.tr, Passo mobil uygulaması ve Passo perakende satış noktaları üzerinden genel satışa sunuldu.

Bu yıl, geçtiğimiz yıl olduğu gibi, hafta içi gündüz seanslarında Eczacıbaşı Genç Bilet kontenjanı sınırsız (salon kapasitesiyle sınırlı) olacak. Hafta içi gündüz seansları (11.00, 13.30, 16.00) tam 250 TL, Eczacıbaşı Genç Bilet ile öğrencilere yalnızca 50 TL.

Hafta içi 19.00 ve hafta sonu (11.00, 13.30, 16.00, 19.00) seansları tam 350 TL, Eczacıbaşı Genç Bilet ile öğrencilere 50 TL. Tüm 21.30 seansları 350 TL.

65 yaş ve üzeri sanatseverlerin tüm seanslara %25; engelli izleyicilerin ise %50 indirim hakkı bulunuyor.

İstanbul Nisan Ayı Etkinlik Takvimi

Karanlık, Tutkulu ve Cesur: Modern İran Dizilerinden 8 Öneri

Ekranların En Tuhaf Dedektifleri