Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun balık figürüyle hafızalara kazınan koy, bu yaz Miori ile yeni bir deneyime ev sahipliği yapıyor.
Japon kültüründe her duyguyu, her anı tarif eden bir kelime vardır. Bu kelimeler, çoğu zaman tek bir sözcükle koca bir yaşam felsefesini anlatır. Miori de bunlardan biri: “Su kenarındaki köy.” Doğayla uyumlu, dingin, zamansız bir yaşam ritmini ifade eder. Japon kültüründen gelen bu dingin kelime, Göcek’in en özel noktalarından biri olan Bedri Rahmi Koyu’nda kendine yeni bir ruh buldu.
Sanatçı Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kayalara çizdiği balık figürüyle hafızalara kazınan bu koy, 2025 yazında bambaşka bir deneyimin adresi oldu. Göcek’te hemen her tekne sahibinin uğrak noktası olan koy, aynı zamanda deniz tutkunu ve iş dünyasından gelen dört arkadaşın hayalini gerçeğe dönüştürdüğü yer. Ortaya çıkan Miori, yalnızca bir restoran değil; denizin sessizliğini, doğanın dinginliğini ve rafine lezzetlerin zarif uyumunu buluşturan bir yaşam alanı. İskelesine yanaşan teknelerle gün boyu farklı ritimler kazanıyor; sabahları deniz kokusu ve taze kahveyle uyanan koy, akşamları yıldızların altında müzikle bambaşka bir kimlik kazanıyor.

Felsefesi; Sadelikteki Zenginlik
Miori’nin ruhunu en iyi özetleyen sözcük sadelik. Ama bu, basitlik değil; ürüne gösterilen özenle başlayan, hazırlık aşamasından servisine kadar devam eden titiz bir yolculuk. Executive Chef Kemal Demirasal, “Miori’nin mutfağı bir konseptten çok, kendi dili olan bir mutfak. Buradaki sadelik basitlik değil; ürünün mutfağa girmeden önce başlayan, hazırlanış aşamasından servisine kadar titizlikle işlediğimiz bir yolculuk. İki yıla yayılan araştırma sürecinde domatesten zeytinyağına, sirke ve antep fıstığından safrana kadar en iyisini bulup, onu en doğru şekilde yorumlamaya odaklandık. Amacımız, bu iyiliği misafirle buluşturmak. Ege’nin ruhunu olduğu gibi yansıtmak ama bunu rafine dokunuşlarla günümüze taşımak.” Sözleriyle anlatıyor felsefelerini.
















