“Eğer bana ‘üç kişiyi çalımlayıp, 40 metreden Liverpool’a gol atıp, tribünleri ayağa kaldırmak mı yoksa Dünya Güzeli ile bir gece geçirmek mi?’ diye sorsanız, karar vermesi zor olurdu. Şanslıyım çünkü her ikisini de yaptım. Ama birini 50 bin kişinin gözleri önünde…”
Hani hayat fena halde futbola benzer ya, onun da hayatı futbola, futbolu hayata benziyordu; inişli, çıkışlı, sancılı… Belfast’ta doğan, henüz 15 yaşında Manchester United’la çıktığı ilk idmanda takım arkadaşlarını futbolcu olduğuna pişman eden, alkol ve kadın düşkünü George Best…
Onu, futbol tarihinde diğer yetenekli futbolculardan ayıran önemli bir özelliği vardı; tarihteki ilk modern futbol yıldızlarının ilk örneğiydi. Kimse onun kadar “meşhur” olmamış, kadınları ve magazincileri onun kadar peşinde koşturmamış ve yine kimse onun kadar yüksekten düşmemişti.
Yeşil sahada sergilediği yetenekler kadar, çapkınlığı, alkole olan düşkünlüğü, gece hayatı, kısacası attığı her adımla kendinden söz ettirdi. Günümüz futbolcularının sosyal medyadan post atıp, para kazanması gibiydi. Best, koskoca İngiltere’yi ve Avrupa’nın hatırı sayılır bir kısmını kendine çalışan bir aplikasyona dönüştürmüştü! O, her ne yaparsa yapsın izleniyordu. Çok izleniyordu…
Yetenek avcıları tarafından ilk keşfedildiğinde Kırmızı Şeytanlar’ın o zamanki teknik direktörü Matt Busby’ye şu mesaj gitmişti; “Sanırız bir dahi bulduk!” Busby, bu mesaj karşısında heyecanlanıp, sormuştu; “Sahi mi? Peki, stili kime benziyor?” Gelen yanıt, olacakların habercisi gibiydi; “Daha önce gördüklerimizin hiçbirine benzemiyor!”
15 yaşındaki Belfastlı delikanlı, United’a bir deneme antrenmanı için davet edildi. Busby’nin ikna olması için o antrenmanda sadece beş dakika yeterli olmuştu. Burnundan kıl aldırmayan Manchester United’ın deneyimli futbolcuları, bu çelimsiz çocuğun ayağından topu kapabilmek için onu tekmelemiş, itmiş, çekiştirmiş, dokuz kusurlu hareketin dokuzunu birden yapmışlardı. Ama o, her seferinde yanlarından rüzgâr gibi geçmeyi başarmıştı. Onu durdurmak için hamle yapan rakipleri, Best’i sadece arkadan görebiliyorlardı. Çünkü çoktan topu ve kendini kurtarmış oluyordu. Best’e faul yapmak için bile yetişmek mümkün değildi. Rakiplerinin aksine daha şanslı olan tribünlerdeki izleyicilerse Best’i arkadan görmek yerine, yüzünü de izleyebiliyorlardı! Bu yüzü görme şansına erişen izleyicilerden kadın olanları, ona çoktan aşık olmuşlardı bile. Birkaç yıl sonra, bir Avrupa Kupası maçında Benfica karşısında gösterdiği muazzam performansın ardından, sahaya elinde makasla giren kadın taraftarlar, onun saçından bir tutam almak için metrelerce koşacaklardı.









