Saatolog.com.tr Logo

Hayatımın En Berbat 20 Dakikası

1 Ekim 2025
Hayatımın En Berbat 20 Dakikası

“Eğer bana ‘üç kişiyi çalımlayıp, 40 metreden Liverpool’a gol atıp, tribünleri ayağa kaldırmak mı yoksa Dünya Güzeli ile bir gece geçirmek mi?’ diye sorsanız, karar vermesi zor olurdu. Şanslıyım çünkü her ikisini de yaptım. Ama birini 50 bin kişinin gözleri önünde…”

Hani hayat fena halde futbola benzer ya, onun da hayatı futbola, futbolu hayata benziyordu; inişli, çıkışlı, sancılı… Belfast’ta doğan, henüz 15 yaşında Manchester United’la çıktığı ilk idmanda takım arkadaşlarını futbolcu olduğuna pişman eden, alkol ve kadın düşkünü George Best

Onu, futbol tarihinde diğer yetenekli futbolculardan ayıran önemli bir özelliği vardı; tarihteki ilk modern futbol yıldızlarının ilk örneğiydi. Kimse onun kadar “meşhur” olmamış, kadınları ve magazincileri onun kadar peşinde koşturmamış ve yine kimse onun kadar yüksekten düşmemişti.

Yeşil sahada sergilediği yetenekler kadar, çapkınlığı, alkole olan düşkünlüğü, gece hayatı, kısacası attığı her adımla kendinden söz ettirdi. Günümüz futbolcularının sosyal medyadan post atıp, para kazanması gibiydi. Best, koskoca İngiltere’yi ve Avrupa’nın hatırı sayılır bir kısmını kendine çalışan bir aplikasyona dönüştürmüştü! O, her ne yaparsa yapsın izleniyordu. Çok izleniyordu…

Yetenek avcıları tarafından ilk keşfedildiğinde Kırmızı Şeytanlar’ın o zamanki teknik direktörü Matt Busby’ye şu mesaj gitmişti; “Sanırız bir dahi bulduk!” Busby, bu mesaj karşısında heyecanlanıp, sormuştu; “Sahi mi? Peki, stili kime benziyor?” Gelen yanıt, olacakların habercisi gibiydi; “Daha önce gördüklerimizin hiçbirine benzemiyor!”

15 yaşındaki Belfastlı delikanlı, United’a bir deneme antrenmanı için davet edildi. Busby’nin ikna olması için o antrenmanda sadece beş dakika yeterli olmuştu. Burnundan kıl aldırmayan Manchester United’ın deneyimli futbolcuları, bu çelimsiz çocuğun ayağından topu kapabilmek için onu tekmelemiş, itmiş, çekiştirmiş, dokuz kusurlu hareketin dokuzunu birden yapmışlardı. Ama o, her seferinde yanlarından rüzgâr gibi geçmeyi başarmıştı. Onu durdurmak için hamle yapan rakipleri, Best’i sadece arkadan görebiliyorlardı. Çünkü çoktan topu ve kendini kurtarmış oluyordu. Best’e faul yapmak için bile yetişmek mümkün değildi. Rakiplerinin aksine daha şanslı olan tribünlerdeki izleyicilerse Best’i arkadan görmek yerine, yüzünü de izleyebiliyorlardı! Bu yüzü görme şansına erişen izleyicilerden kadın olanları, ona çoktan aşık olmuşlardı bile. Birkaç yıl sonra, bir Avrupa Kupası maçında Benfica karşısında gösterdiği muazzam performansın ardından, sahaya elinde makasla giren kadın taraftarlar, onun saçından bir tutam almak için metrelerce koşacaklardı.

George Best
George Best

Bu inanılmaz yeteneklere sahip Belfastlı çılgın çocuk, yakışıklıydı ve bunun da farkındaydı. “Eğer biraz çirkin olsaydım ne Maradona ne de Pele’nin adı hatırlanırdı” diyecekti sonradan. Henüz 17 yaşına geldiğinde İngiltere’nin Beattles’dan sonra en ünlü yıldızıydı. Ancak olan biten onun yakışıklılığı, çalkantılı hayatı ya da çok izlenmesiyle tek başına açıklanamazdı. Bugün futbolla hiç ilgilenmeyen biri bile David Beckham’ı duymuştur. Ya da Cristiano Ronaldo’yu. İşte bu iki süper star, Manchester United’da 7 numaralı formayı giymişti. Çünkü United’ın 7 numaralı forması kutsaldı. O formayı “kutsayan” bizzat George Best’in kendisiydi. O sırtına geçirene dek 7 numara, United’da sıradan bir sayıydı. O çıkardığında ise adeta bir fenomene dönüşmüştü.

1965’te United’ı neredeyse tek başına şampiyon yaptı. 27 yaşında takımdan ayrıldıktan sonra Manchester United, küme düştü. Eric Cantona gelene kadar 26 yıl şampiyonluk göremedi. Bir sonraki Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu için ise tam 31 yıl bekledi.

Bir yıldız ne kadar parlayabilirse o kadar parlıyordu Best. İngiltere’de onunla ilgilenmeyen futbol kulübü kalmamıştı. O ise daha ziyade gece kulüpleriyle ilgileniyordu. 1965’te gelen şampiyonluktan sonra 67’de gelen bir şampiyonluk daha… Ve daha fazla alkol, daha fazla kadın, daha fazla gol… 68’de bir şampiyonluk ve Şampiyon Kulüpler Kupası Şampiyonluğu… Daha fazla kadın, daha fazla alkol ve yetmezmiş gibi bir de kumar… “Peki, kariyerin boyunca kazandığın milyonlarca para ne oldu George?” diye sorduklarında, “Yüzde doksanını alkole ve kadınlara ayırdım. Geri kalanı da çarçur oldu gitti” diyecekti yıllar sonra.

George Best
George Best

“Eğer bana ‘üç kişiyi çalımlayıp, 40 metreden Liverpool’a gol atıp, tribünleri ayağa kaldırmak mı yoksa Dünya Güzeli ile bir gece geçirmek mi?’ diye sorsanız, karar vermesi zor olurdu. Şanslıyım çünkü her ikisini de yaptım. Ama birini 50 bin kişinin gözleri önünde…” demişliği de vardı. Ayrıca bunlar öyle dayanağı olmayan beyanatlar değildi. 59 yıllık yaşamı boyunca iki karaciğer eskitti, 500’den fazla da kadın. Üstelik karaciğer nakli ameliyatından sonra yepyeni karaciğerini ilkinden daha beter hale getirmişti. “1969’da alkol ve kadınları bıraktım. Hayatımda geçirdiğim en berbat 20 dakikaydı” demeci, magazin sayfalarını uzunca süre süsledi.

Zor olanın hep üzerine yürümüş ve inatçı kişiliği, yaşamının kilit anlarında hep ön plana çıkmıştı. 1976’da Hollanda ile karşılaşan Kuzey İrlanda’nın yıldızıydı. Kuzey İrlanda ile Dünya Kupası’na katılmak pek mümkün olmadığı için dünyanın en iyi futbolcuları arasında gösterilmesine rağmen hep burun kıvrılıyor, Hollanda’nın dahisi Cruyff karşısında gölgede kalacağı iddia ediliyordu. Hatta maçtan önce bir gazetecinin “Cruyff mu daha iyi yoksa sen mi?” sorusuna, “Ona beşliği atınca kim daha iyi görürsünüz” diye yanıt vermişti. Sahiden de maçta ayağına gelen ilk topta hızla rakip kaleye gitmek yerine kafasını kaldırmış, Cruyff’un üzerine doğru ilerleyip, topu bacaklarının arasından usulca geçirmişti. Bunu yaptıktan hemen sonra da bir elini havaya kaldırıp, zafer işareti yapmış ve top sürmeye devam etmişti.

George Best
George Best

10 sene giydiği Manchester United’ın 7 numaralı formasını sırtından çıkardığında tarihler 1974’ü gösteriyordu. Yakışıklı, yetenekli, ele avuca sığmayan Belfastlı çocuk, gelecek birkaç yıl içinde alkolik, antrenmanlara gelmeyen, sorunlu birine dönüşecekti. Aradığını Amerika’da bulacağını düşündü. Zaten esasında aradığı da daha fazla kadın, daha fazla alkol ve daha fazla kumardı. Ya aradığını yeterince bulamamış ya da Amerika’yı çok hızlı keşfetmiş olacak ki daha hedef odaklı düşünerek o yılların kumar cenneti sayılan Hong Kong’da sırayla üç ayrı takıma transfer oldu. O üç ayrı takımda oynadığının kat be kat fazlası Hong Kong kumarhanelerinde boy gösterdi. Nihayet 37 yaşına geldiğinde formasını bir daha giymemek üzere sırtından çıkardı Best.

Futbolu bıraktıktan sonra, yorumculuk gibi işlerde para kazanmaya çalıştı. Çünkü kariyeri boyunca kazandığı parayı müthiş bir hızla harcamıştı. Onun sürdürmek istediği hayata yetecek bir para birimi de yoktu. İngiliz gazeteleri, onun hastanedeki yatağından söylediği son sözleri manşetten vermişti; “Tanrı’ya yalvarıyorum. Kimse benim gibi ölmesin!…” Çok hızlı yaşamış, kariyer basamaklarını çok hızlı tırmanmış ve çok hızlı dibe çakılmıştı. İlk modern futbol yıldızı olmasının nedeni de buydu. Onu omuzlarında taşıyan taraftarlar, saçından bir tel koparabilmek için peşinden elinde makasla koşan kadın hayranları, basın, herkes bir anda bir acıma ve inceden inceye tiksinme duygusuyla bakıyordu ona muhtemelen. Dün omuzlarda taşınan kahraman, bugünün kaybedeniydi.

2005 yılında öldüğünde İngiltere ve İrlanda’da adeta hayat durdu. Onu Kuzey İrlanda’ya taşıyan uçağın ve indiği havalimanının adı, artık onun adıyla anılacaktı. Bugün hala Belfast Havalimanı’nın adı George Best’tir. Ölümünün ilk yılında Kuzey İrlanda Merkez Bankası, tam bir milyon adet George Best pulu bastı. Bu pullar, beş gün içinde tükendi. Dönemin tüm rock yıldızlarının toplamından daha fazla posteri satıldı, magazin tarihinin en yüksek telif ücretleri, onun fotoğraflarını çekmek için peşinde koşan muhabirlere ödendi. Onu daha önce hiç izleyememiş çocuklar dahil, yüzbinlerce taraftar, İngiltere’deki tüm maçlar öncesinde adına yapılan saygı duruşunda avuçları patlayana kadar onu alkışladı. Tribünlerdeki herkes, onun ardından ağladı. Hayatına giren yüzlerce kadın arasından sadece iki defa “ofsayta” düşüp, evlenmişti. Tek kanuni çocuğu olan oğluna ise vasiyeti üç kelimeydi; “Sakın futbolcu olma!”

George Best, Pele
George Best

Pele, “Gördüğüm en iyi futbolcu oydu” demişti George Best için. O “en iyi futbolcu” ise, yıllar sonra United’ın 7 numarası Eric Cantona için, “Onunla bir maç beraber oynayabilmek için içtiğim tüm şampanyalardan vazgeçebilirdim” diye buyurmuştu. Uğruna içtiği bütün şampanyalardan vazgeçmek gibi büyük bir “fedakarlık” sergileyen Best için cenazesinde Cantona, bu eşsiz paslaşmayı tamamladı; “Cennetteki ilk antrenmanında sağ açığa geçip, sol bekteki Tanrı’nın başını döndürmüştür. Bana takımında bir yer ayırmasını çok isterim. Best’in takımında tabii, Tanrı’nınkinde değil.” Best, böyle bir futbolcuydu işte. Onun takımında olmak hep heyecan vericiydi. Dünyanın en iyi futbolcu olmaması, öyle anılmak istememesiyle alakalıydı sadece. O, eğlenmek ve hızlı yaşamak istemişti. Araya da eşi benzeri pek görülmemiş bir futbol kariyeri sığdırdı ve gitti.

Bir Diz Kapağının Fenomen Olma Hikayesi

Kıyasıya Rekabet: 2025 Formula 1’de Bizi Neler Bekliyor?