Bağımsız saatçiliğin önde gelen markalarından Chronoswiss, uzun yıllardan sonra yeniden Türkiye pazarında. Markanın gelişi vesilesiyle Chronoswiss Global Satış Direktörü Christophe Chorao ve Şark Saat Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Eliaçık ile özel bir röportaj için bir araya geldik. Bağımsız saatçiliğin sektöre kattıklarını ve Türkiye saat pazarının bugününü konuştuk.

Chronoswiss kendine özgü ve bir bakışta tanınabilen tasarım diliyle biliniyor. Bize biraz markanın kimliğinden bahsedebilir misiniz?

Christophe Chorao: Mottomuz “modern mekanik”. Geçmişi ve bugünü birbirine bağlayan bir köprüyü temsil ediyor aslında bu motto. Geleneksel mekanizmalar kullanıyor, guilloché kadranlar gibi el işçiliğiyle harmanlanan detayları atölyemizde üretiyoruz. Bu bahsettiklerim markanın köklü zanaatkârlık mirasının bir parçası. Öte yandan modern dokunuşlarla bugünün estetiğine uyum sağlıyoruz. “Onion” kurma kolu, karakteristik bezel gibi unsurlar öne çıkan tasarım kodlarımızdan. Havacılık sektöründe kullanılan teknolojileri kullanıyoruz örneğin. Kadranda kullandığımız teknikler sayesinde kadran rengi farklı ışık ve açılarda farklı görünüyor. Üç boyutlu kadranlar, guilloché detay ve farklı malzemelerle modern yaklaşımımızı pekiştiriyoruz.

image00002
Christophe Chorao

Markanın DNA’sını nasıl tanımlardınız?

C. C.: Mottomuzun dediği gibi, modern mekanik.

Bugün Türkiye basınını ağırladığınız özel bir davetle Chronoswiss’in Türkiye pazarına gelişini kutlamak için buluştuk. Chronoswiss artık Şark Saat bünyesinde saat meraklılarıyla buluşacak. İşbirliği nasıl doğdu Mustafa Bey?

Mustafa Eliaçık: Biz Christophe ile yaklaşık 20 yıl boyunca Ulysse Nardin markası için birlikte çalıştık. Sonra Christophe bu markadan ayrılarak Chronoswiss’te satış direktörü oldu. Chronoswiss bizim için tercih edilecek kıymetli bir marka. Tasarımları güçlü bir karaktere sahip, yüksek kaliteli. Bir Chronoswiss saatine uzaktan baktığınızda dahi tanıyabilirsiniz, kendine has bir kimliği var. 1983’te Almanya’da kuruldu, 2012’den bu yana ise İsviçre’de faaliyet gösteriyor. Bugün modern mekanik saatler üreten, niş bir marka konumunda.

C.C.: Mustafa’ya katılıyorum, marka adını görmeseniz bile kadrana bakarak bir Chronoswiss saati olduğunu anlayabilirsiniz.

Peki siz Türkiye pazarına girişinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

C.C.: Aslına bakarsanız Chronoswiss, Türkiye pazarında yaklaşık 15 sene önce farklı bir distribütörle yer almıştı. İsim olarak da hâlâ hatırlanıyor. Türkiye pazarını uzun yıllardır tanıyoruz, güçlü bir saat kültürü var. Nitekim dün iş insanlarından oluşan bir grupla bir araya geldik, saat konusunda gerçekten bilgili birçok kimseyle tanıştım mesela. Türkiye’de kontrollü bir şekilde büyümek hedeflerimiz arasında. Öncelikle İstanbul, Ankara ve belki Antalya’da birkaç noktada yer almayı hedefliyoruz. Chronoswiss her yerde olmak isteyen bir marka değil; çünkü herkes için üretilmiş saatler tasarlamıyoruz.

Türkiye Saatçiliğinde Yeni Bir Oyuncu: Chronoswiss
Mustafa Eliaçık

Mustafa Bey, siz son yıllarda ülke pazarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

M.E.: Türkiye saat pazarı, sektörde bulunduğum 25 yıl içinde büyük bir değişim geçirdi.

Eskiden yerel ve turistik pazar olarak ikiye ayrılıyordu; Antalya, Bodrum ve İzmir turizm açısından önemli noktalar. Bu sene dünyanın içinde bulunduğu koşullar bizi nasıl etkileyecek göreceğiz. Turizm bizim için çok önemli bir noktada duruyor çünkü pazarın yaklaşık yarısını oluşturuyor. Özellikle Dubai ve Rusya’dan gelecek müşterilerin yeniden artmasını umuyoruz. Daha yerel açıdan ise tüketici biraz daha temkinli, karar vermeden önce beklemeyi tercih ediyor. Ancak yine de Türkiye, Osmanlı döneminden bu yana önemli bir pazar konumunda.

Pulse One
ReSec Beast

Gelelim bugün de gördüğümüz, markanın son duyurduğu modellere. Biraz yeniliklerden bahsedebilir misiniz?

C.C.: Geçtiğimiz haftalarda tanıtılaniki yeni modelimiz var, onlardan bahsetmek isterim. 50 adetle limitli Space Timer Gravity modelini tanıttık. Şu ana kadar da oldukça olumlu geri dönüşler aldık. Modelin dikkat çeken yanlarından biri kadranda kullandığımız yeşil renk oldu. Klasik bir yeşil değil, farklı ışık ve açılarda yeşilin farklı tonlarını görüyoruz. Geleneksel kasa, mekanizma ve guilloché gibi geleneksel detayları, yeni tekniklerle bir araya getirerek üretiyoruz saatlerimizi.

M.E.: Saatçilik gerçekten etkileyici bir sektör, küçük bir nesnenin içinde büyük bir teknoloji ve bilgi birikimi var. Chronoswiss de bunu en iyi yapan markalardan biri

C.C.: Hiçbir zaman trend yaratma iddiasında olmadık fakat daha zor bir şey yapıyoruz bana kalırsa, neyin başarılı olacağını öngörmeye çalışıyoruz. Dört yıl önce mor kasalı bir saat tasarladık. Ardından başka markaların da mor rengini kullanmaya başladığını gördük. Risk almak, cesur olmak ve doğru dengeyi kurmak gerekiyor.

image 37

Sohbetimizi daha kişisel bir soruyla bitirelim… En sevdiğiniz Chronoswiss saati hangisi?

C.C.: Opus. Saat meraklılarının kolaylıkla tanıyabileceği bir saat. Nasıl ki Cartier’nin Pasha’sını ya da Rolex’in Submariner modeli hemen ayırt edilebilir, Opus da öyle. Dikkat çekici, ikonik ve güçlü bir karakteri var.

CH 7543 1S front 2
2025’te üretilen Opus Dakar saati

M.E.: Hiç düşünmeden Opus derim ben de. Gerçek bir karakteri var. Günümüzde birçok şey birbirine benzemeye başladı, otomobiller bile aynı renklerde, aynı tasarımlarda sunuluyor. Bu tekdüzelik içinde Chronoswiss gibi markaların yaptığı böyle saatler ayrışıyor. Hayatımızda farklılıklara yer açmak için bağımsız markaların varlığı çok önemli. Aksi takdirde her şey sıradan ve gri olacak.