Bir saatin ilham kaynağı neler olabilir? Saat meraklıları, bu sorunun yanıtının binlerce ihtimalden oluştuğunu bilir. O yüzden, Jaeger-LeCoultre’un yeni serisi Reverso Tribute Enamel “Shahnameh” için dünyanın en eski destanlarından Şehname‘den ilham bizi şaşırtmıyor.
Dünyanın en meşhur destanlarından Şehname’nin ve polo sporunun ortak kökleri olduğunu biliyor muydunuz? Pek çoğumuz, özellikle kültürel yakınlık sebebiyle, Şehname’nin çok eski bir İran destanı olduğunu bilir; ancak ilginçtir ki bugün daha çok bir İngiliz sporu olarak bilinen polo oyunu da Fars kültüründen gelen bir spor türü. İkonik koleksiyonu Reverso, polo sporundan doğan Jaeger-LeCoultre da koleksiyonun Fars kültürü köklerine atıfta bulunmak için Şehname‘den ilham aldığı yeni limitli serisi Reverso Tribute Enamel “Shahnameh”i saat meraklılarıyla buluşturuyor.

180 derece döndürülebilen, çift kadranla tasarlanan Reverso saatlerinin doğumu bundan neredeyse yüz yıl öncesine 1930’lu yılların başına uzanıyor. O yıllarda sömürge altındaki Hindistan’da İngiliz askerleri boş vakitlerini polo oynayarak geçirirlermiş. Bir İngiliz askerinin saati bu oyunlardan birinde kırılır, bunu gören İsviçreli iş insanı ve saat meraklısı César de Trey de polo oynarken zarar görmeyecek bir saat için Jaeger-LeCoultre’a gider. Böylece dayanıklı, kadranı 180 derece dönebilen ve ikinci bir yüzü olan Reverso doğar. Yıllar içinde ikonik bir saat tasarımı haline gelen Reverso modellerinin ikinci yüzünde dünyanın en meşhur sanat eserlerinin minyatürlerini gördük.
Yeni seri Reverso Tribute Enamel “Shahnameh” ise dünyanın en büyük edebi eserlerinden birini ele alıyor. Saatlerin kasa arkasına, 16. yüzyılda Şah Tahmasb’a ithafen hazırlanmış Şehname baskısındaki çizimlerin bir minyatürü işlenmiş.
“997-1010 yılları arasında Fars şair Firdevsi’nin kaleme aldığı Şehname, 60.000 beyitlik bir manzum destan. Eserde tarih öncesi vakitlerden başlanarak İran hükümdarları ve efsaneleri anlatılır. Destanın en görkemli baskılarından biri de Şah Tahmasb’a ithaf edilen ve içinde 258 çizim olan baskısı. Bu baskı 1568’de II. Selim’e sunulmuş ve yüzyıllar boyunca Topkapı Sarayı’nda kalmıştır. Şu an parçalanmış halde olan el yazması eserin yaprakları dünya çapında farklı müzelerde ve koleksiyonlarda sergileniyor.”











