

11 yazı+
Ilgın Gözelekli, tasarım tarihi, iç mekân ve mücevher odağında çalışan bir editördür. 2016 yılında başlayan editörlük kariyeri boyunca uluslararası markalar üzerine hazırladığı dosyalar ve gerçekleştirdiği röportajlarla sektörde aktif bir rol üstlenmiştir. Tasarım tarihine duyduğu derin ilgi, çalışmalarının temel referans noktalarındandır.
Salone del Mobile Milano’nun 64. yılında, ürün lansmanlarının gürültüsünün kısılmasının amaçlandığını görüyoruz. Bu yıl Milano’da asıl mesele, tasarımın kendisi değil; onu mümkün kılan bilgi, arşiv ve kültürel zemin.

Bvlgari, mücevherde kontrast fikrini yeniden ele alıyor. Gold & Steel, altın ile çeliği karşı karşıya getirmek yerine birlikte çalıştıran daha rafine bir denge öneriyor.

Güçlü, net ve her döneme uyum sağlayabilen zincir formu, mücevher dünyasının en kalıcı tasarım dillerinden biri. Markaların ikonik zincir formlarını inceliyoruz.

Roma’nın katmanlı estetiğinden beslenen Bulgari, mücevheri her zaman bir ifade biçimi olarak ele alıyor. Eclettica koleksiyonu ise bu yaklaşımı, sanat ve zanaatkârlığın kesişiminde yeniden tanımlıyor.

Bir zamanlar büyükannelerimizin yakasında gördüğümüz broşlar yeniden sahnede. Podyumlardan kırmızı halıya uzanan bu dönüş, küçük bir mücevherin ne kadar iddialı bir stil ifadesi olabileceğini hatırlatıyor.

İyi aydınlatma, mekânı aydınlatmakla yetinmez aynı zamanda ölçeğini, atmosferini ve kullanılan malzemelerin algısını da belirler.

Melis Göral için mücevher, stilin tamamlayıcısı değil aynı zamanda kişisel hikâyeleri ve duyguları taşıyan bir hafıza nesnesi. Kişiye özel üretimden Momento koleksiyonuna uzanan bu söyleşide, tasarımın karakterle kurduğu ilişkiye odaklanıyoruz.

Küçük bir sembol, büyük bir hikâye: Charm mücevherler geçmişin tılsım geleneğini bugünün tasarım diliyle buluşturarak objeyi kişisel bir hafızaya dönüştürüyor.

Karatlardan çok hislerin, ihtişamdan çok akışın öne çıktığı 2026 yüksek mücevher sezonu; lüksün artık daha sessiz, daha kişisel ve bedenle birlikte yaşayan bir dile evrildiğini fısıldıyor.

Evler artık yalnızca nasıl göründükleriyle değil, nasıl hissettirdikleriyle anlam kazanıyor. Sıcak malzemeler, derin renk paletleri ve katmanlı yüzeyler, dekorasyonda daha kişisel ve kapsayıcı bir dilin kapılarını aralıyor.

Yüzyılı aşan bir geçmişe sahip Van Cleef & Arpels, mücevheri yalnızca estetik bir nesne olarak değil aynı zamanda zanaat, anlatı ve duygunun iç içe geçtiği bir ifade alanı olarak ele alıyor.