
Mücevher Dünyasının Yükseleni: Renkli Taşlar
Elmasın gölgesinden çıkan renkli taşlar, nadirlikleri, hikâyeleri ve giderek artan koleksiyon değerleriyle yüksek mücevher dünyasının yeni başrol oyuncularına dönüşüyor.

12 yazı+
Ilgın Gözelekli, tasarım tarihi, iç mekân ve mücevher odağında çalışan bir editördür. 2016 yılında başlayan editörlük kariyeri boyunca uluslararası markalar üzerine hazırladığı dosyalar ve gerçekleştirdiği röportajlarla sektörde aktif bir rol üstlenmiştir. Tasarım tarihine duyduğu derin ilgi, çalışmalarının temel referans noktalarındandır.

Elmasın gölgesinden çıkan renkli taşlar, nadirlikleri, hikâyeleri ve giderek artan koleksiyon değerleriyle yüksek mücevher dünyasının yeni başrol oyuncularına dönüşüyor.

Christian Dior’un düşsel dünyasından ilham alan Diorissima, Victoire de Castellane’ın renk, doğa ve hayal gücünü yüksek mücevher sanatının en şiirsel yorumlarından birine dönüştürdüğü büyüleyici bir koleksiyon.

2026’nın outdoor trendleri, bahçe mobilyasını işlevsel bir ihtiyaç olmaktan çıkarıp mimari bir tasarım unsuruna dönüştürüyor; açık hava artık evin en karakterli alanlarından biri.

Romalı mücevher evi, La Biennale di Venezia’nın 2030’a kadar exclusive partneri oldu. 2026 edisyonunda Giardini’den Marciana Kütüphanesi’ne uzanan iki girişim, markanın kültürel varlığını mücevherin sınırlarının ötesine taşıyor.

Mitlerden beslenen Louis Vuitton Mythica, yüksek mücevheri bir statü objesinden çok kişisel bir karakter manifestosuna dönüştürüyor.

Salone del Mobile Milano’nun 64. yılında, ürün lansmanlarının gürültüsünün kısılmasının amaçlandığını görüyoruz. Bu yıl Milano’da asıl mesele, tasarımın kendisi değil; onu mümkün kılan bilgi, arşiv ve kültürel zemin.

Bvlgari, mücevherde kontrast fikrini yeniden ele alıyor. Gold & Steel, altın ile çeliği karşı karşıya getirmek yerine birlikte çalıştıran daha rafine bir denge öneriyor.

Güçlü, net ve her döneme uyum sağlayabilen zincir formu, mücevher dünyasının en kalıcı tasarım dillerinden biri. Markaların ikonik zincir formlarını inceliyoruz.

Roma’nın katmanlı estetiğinden beslenen Bulgari, mücevheri her zaman bir ifade biçimi olarak ele alıyor. Eclettica koleksiyonu ise bu yaklaşımı, sanat ve zanaatkârlığın kesişiminde yeniden tanımlıyor.

Bir zamanlar büyükannelerimizin yakasında gördüğümüz broşlar yeniden sahnede. Podyumlardan kırmızı halıya uzanan bu dönüş, küçük bir mücevherin ne kadar iddialı bir stil ifadesi olabileceğini hatırlatıyor.

İyi aydınlatma, mekânı aydınlatmakla yetinmez aynı zamanda ölçeğini, atmosferini ve kullanılan malzemelerin algısını da belirler.

Melis Göral için mücevher, stilin tamamlayıcısı değil aynı zamanda kişisel hikâyeleri ve duyguları taşıyan bir hafıza nesnesi. Kişiye özel üretimden Momento koleksiyonuna uzanan bu söyleşide, tasarımın karakterle kurduğu ilişkiye odaklanıyoruz.